yaz
yaz der bir ses sen de yaz bu duvar beyaz
yaz ama kirletme yaz ki okuyan seni bulsun
yaz ki gelişi güzel olsun yaz ama güzel olsun
yaz seni anlatsın okumasa da sen yine yaz
yaz senin satırların olsun ama bencil olmasın
yaz mevsimleri de yaz kışı baharı yazı da yaz
yaz hem arkadaşça dostça sevgiyle sevgiyi yaz
yaz durma geleni de gideni de senden sana yaz
yaz bitmez sen oldukça bu duvar olacak yaz
yol
ama dahası var
yol uzun vakit dar
yola yolcu
yolcuya yoldaş gerek
sen nerenin yolcususun
gidiyorum gelirmisin
yol aynı yol diyorsan
karşılaşmak da istiyorsan
bil ki aynı vakitte mümkün
yok yol ayrı vakit yoksa
sen ile ben ne mümkün
erteleme
sen yürüyen ol yolculuğunu erteleme
bekle diyemem beklediğini erteleme
ertele umutsuzlukları sevmeyi erteleme
seni sevmezler sanma ve ara erteleme
ararken tanıt kendini bakanı erteleme
birgün diye bekleme geleni erteleme
ertele beklemeyi yaşamayı erteleme
"gününüz aydın toprağınız bereketli olsun çiftçi kardeşlerim"
derdi rahmetli özay gönlüm
günaydın
farkında olup yaşantının kader demeyip gayrete girenlere günaydın
erişenlere ve dahi erişmeye yol alanlara henüz başlayanlara günaydın
durmaktan vaz geçip harekete geçenlere yola çıkıp yürüyenlere günaydın
yol ne diye merak edip soranlara sorusunda sabit olanlara günaydın
farketmeli... diyor can yücel
iş bunları zamanında farketmek
sonrasında yürümek yola girmek
yolunu neyin aydınlattığını görmek
o aydınlıkla yürüdüğünü göstermek
yoksa firavun da son nefeste bildi
kim bilir belki can yücel de farketti
farkeden de farkedilen de ona gitti
bu hikaye burda bitmedi devam etti
hikaye yazana bak sana ne rol biçti
sen rolünü oynarken yaşantın bitti
sanma senin dahlin yok yazılanlarda
sen yada o yazan da bir yazılanda
yazıya takılma yola düş senden sana
senden vazgeç ki sen varasın sana
sandığın gibi değil sonun çıkar ona
sebep
sebepsiz sonuç olurmu
sen sor senin sebebin kim
senmisin yoksa o mu
sen kim o kim diye sorma
sen seni biliyorsan o da onu biliyor
o seni de biliyor ama ya sen onu...
çehre
her çehre farklı
her çehreye farkeden gerek
çehre ne diyorsan sana ayna gerek
ayna nedir deme ayna insandadır
insan gerek insana ayna ola
gibi
her gelen gibi
her geçen gibi
iz bırakan gibi
işte bu sen gibi
ah ah ne zor şey ilgilendirmek insanı kendisiyle
resim
istemek bilmekle
kavuşmak gayretle
dilemek ise ne mümkün
o diledi sen istedin
bu yazıldı
gerisi hikaye
yaşanırsa
resim
yaşanmazsa hayal
hayalini resmedebilirmisin
aynı pencereden bakanlara...
pencere
sığınmışsan sıkışmışsan bir yere ararsın pencere
önce bulduklarından fazlasına götürür seni pencere
sonra sana seni unutturur onda takılmakla pencere
bakan da görünen de farklı ama o yine aynı pencere
kırmazsan aşmazsan sınırlarını sana ne yapsın pencere
kır kendi kabuğunu o zaman aramazsın başka pencere
çıkmazsan kalıplardan bakıpta göreceğin aynı pencere
ayna
aynaya bakarsın gördüğüne kanarsın o kendin sanırsın
baktığın aynadaki sen olsan sendeki seni ne sanırsın
bak kendine sende olmayanı aramak mümkün sanırsın
bilmeden istemişsen bu özenmedir sana gelir sanırsın
zannetmeleri kaldırmadan bu şu o demekle aldanırsın
hodri meydan dersin sözünden dönmeyi yiğitlik sanırsın
dönme sözünden ki görelim hangi bezin kenarındansın
"vema yentiku anil heva"
“in hüve illâ vahyün yühâ”
ya! ya! ya! susmakdır evveli geleni söylemenin
vehim öyle bir manadır ki kırka yarmalı akla gelenin
gelene bakmak için bak ve tanı kim akla getirenin
sonunda susturur seni dile gelense her akla gelenin
nihayeti acıdır yalnızlıktır her kendinden söyleyenin
"kendinden söylemedi" diye buyruğudur o söyleyenin
evet
evet diyerek cevap vereyim
evet acıyı biz var ederiz
evet acısız olabilir
evet yola çıkmak gerek
evet kendine bakmak gerek
evet sen sen içinsin
evet ben sendeyim
evet sensiz sen olmaz
evet arkadaş olmalı yoksa olmaz
evet hicreti hatırla
evet arkadaş seçti o
evet sende seçmelisin
evet başlamalısın
evet önce kabul etmelisin
evet ne söylüyorsa doğrudur
evet hadis i şerif okumalısın
evet okuduğunu ezberlemelisin
evet ancak hiç yorum yapmamalısın
evet kendini beklemelisin
evet sen oluşunca yol için
evet yol açılacak senin için
evet ben sendeysem dinle kendini
evet deme ayırıncaya kadar geleni
evet dediklerindir yürütecek seni
evet de görünce menzilini
evet arkadaşınım bil ki
evet beraber yürüyeceğiz inan ki
hayata
derlerki hayat arkadaşı
sanmaki eşi evdeşi sadece arkadaşı
arkadaş ah olabilmeli kişinin sırdaşı
sırrı olmayan varmı çünkü sır kişinin yoldaşı
hani sırrını mezara götürür ya olmayan arkadaşı
bu satırlar da uzadıkça uzuyor kapladı şimdiden telaşı
hayatttttt demiş kendine yaşadıkça bilinen bilerek yaşayışı
ya hayatttttt doğum günü ne ki bize gerek her an her anlayışı
süpriz bu geldi kabul etmen bizce tek kurtuluşu
oh be kısaldı sonunda yazılışı
hayatttttt işte yaşayışı
yazdı naciz arkadaşı
mâ zâ g'âl basara
iki şey bize yâr
gören göz işiten yâr
göz gördüğünde şaşırmadı
ya işittiğinden korkmak niye
yâr yola çıkmış gidiyor
senin beklemen niye
beklediğin senden geride ise
ne getirecek sana terkettiklerini mi
faydası olsaydı sen terkedermiydin
populer
gel dedim iki satır da olsa yaz ayarın belli olsun
kimliğini bildirme ama ararsa nerdesin belli olsun
belki sen değilsin de onun istediği kelli felli olsun
aman korkma n'olacak en fazla duvaklı telli olsun
gelin
sen onun muradısın
ve muradına erensin
ya sonra
işte şimdi sen hayatın içindesin
sıkı kavra ki senin hayatındır
kıymetlidir o da kıymetini bilsin
sanma ki bencilsin
sen hayatınla varsın ona ve sendekine
birde meyve o ne deme sen ona meyve
senin meyven cümle aleme hediye
hediyeni güzel yetiştir
sonra desinler ki onun anası hayırlı
çıkan
çıkarsan bilinirsin
bilinirsen tanınırsın
sen seni tanırsan
sen seni tanıtırsın
tanıyan seçenmidir
onu sen bilirsin
senden sana giden yolda
yalnız değilsin
seçmek
ne güzeldir seçebilmek
daha güzeli istediğini bilebilmek
bilmeden seçmek boşa emek
ne emek harca ne iste bir dilek
bilirsen gerisi gelir isteyerek
sakın deme bilmek ne demek
bilmeyene anlatmak gerek
anlamak içinse yeter istemek
misafir
ziyaretçi bilir nereye neden geldiğini
ev sahibi bilirmi kimi ve neye davet ettiğini
misafirlik kuralları ise ev sahibince belli
kabul görmek isteyen bunlara razı gelmeli
kapısı çalınsın isteyen bil ki davet etmeli
davetsiz kapıyı çalansa birşey beklememeli
doğmak
doğmakla başlar herşey ama bilmek sonra
bilmez nerde ve niye doğduğunu söylenir ona sonra
yaşar bilmeden yaşamadan bilinmediğini öğrenir sonra
bilmeden istenemez ki bilmeli önce istemek sonra
bilince başla istemeye çünkü giden gelmiyor sonra
istemeden kavuşmak var sanma iste kavuşmak sonra
doğana değil yaşayana iyi ki doğdun denir sonra
o halde sende iyi ki doğdun iyi yaşa bundan sonra
doğum günü
önemlidir doğmak ama nedense kutlanır doğum günü
doğduğuna sevinmeli insan hemde hayatın her günü
hem doğarken sormasalar da sen sor onlara o günü
bize gelince pasta varsa ha düğün ha doğum günü
arkadaşım sen sevin biz eğlenelim bu doğum günü
evlat
dinle evlat bilesin ki herkes evlat
kabul et anaya babaya aittir evlat
nefesimize bile sebep onlar evlat
evlatlıkla anlaşılır yaşamak evlat
asla isyan edemez ebeveyne evlat
evlatsın sen sevmiyor sanma evlat
babaya isyan ederse fitnedir evlat
sen sen ol üf dahi deme ona evlat
sana kalanın daha güzeli yok evlat
o ne dersen karar vericiliktir evlat
evladı olmayanın bile kendisi evlat
bilir sonunda onun kıymetini evlat
onları görmedin sen doğunca evlat
ne güzel hediyesin sen onlara evlat
buyuruyor dünya süsüsün sen evlat
bu yüzden kutlarız onu her yıl evlat
o halde sevip sevilesin sen de evlat
iyi ki varsın iyi ki doğdun sen evlat
hatırlatıcı
her gördüğüm baktığım hatırlatır birşey
munich caddeleri sende hatırladığım şey
memleketimden ilk ayrılış ne acaip şey
akıl bir karış havadayken önemsiz herşey
yıllar geçince kıymetleniyor hatırlanan şey
almanya benim için ilk gözağrısı gibi birşey
orda anladım yabancı olmak nasıl acı bir şey
ankara
seni gördüm ta gözlerinin içinden
saklanan naz eden isteyen derinden
istediği hayatı yaşamaktı en güzelinden
güzellik derler değişir bakandan görenden
değişmez ki güzelliğin görünen gözünden
yahya kemal ankaranın demişti seferinden
dönüşünü severim ama haberi yoktu senden
seni gören hiç dönermi ankaraya seferinden
bulamasa seni yeter bir nefes buğulu nefesinden
tadmak isterim dudaklarının tadılmamış busesinden
ders sen konu sen
senden sana giderken üşüyen ben
dinlesem kalbimi geleceğim hemen
ama ne yapmalı ki gelme henüz diyen
sensin o güzel sen ama çaresiz ben
bak ne hallere düştüm bir görsen
sana erişmek için tırmalayan didinen
duymuyorsun çünkü kapı kapalı ne etsem
aşkım hadi gel de artık diyeceksen
eriyen tükenen biten sen değilsin ben
a kıl
bak işte kelimede duruşu çok kıl
başkasında görünce olursun kıl
senin sanınca aldırmazsın tek kıl
ah akıl vah akıl heryerde biten kıl
aklı tanımayansa hep der akıl akıl
aklı olmayan varmı değilse bir kıl
sen aklım var deme bir araçtır akıl
kullan aklı aldırma deseler de kıl
aklını başkası kullanınca nerde akıl
deme kim kullanır dedik ya araçtır akıl
sen ehliyet almazsan götürür seni akıl
ama sürücüsüne tabidir sana değil akıl
kullanmayı öğrenirsen sana faydadır akıl
kullanana bak ne getirir ne götürür akıl
bakmak için de araçtır bakma alık alık
gördünmü kelimede yaptı seni bir balık
mantık
ne zamandır konuşuyordum mantık için
her kullanan da mantık der bilmez niçin
senin kelimelerinin sence sınırıdır mantık
sende olmayan kelimeye ne yapsın mantık
kabulsüz duyunca yeniyi red eder mantık
kabul ettiğin ise sana yepyeni mantık
mantık sana fayda getirmeyen bilmeyince
mantıkla bakma ne olur sözü dinle iyice
mantık seni hapseder koyduğu her sınırda
yeniye yol alana bekçidir mantık her sınırda
yeni sana gelmez sen sınırı açmayınca
mantık bekçisi açarmı sınırı sen açmayınca
yeni ne deme sende ne varsa eskiyendir
eskiyi sende tutarsan seni de eskitendir
eskimişler ne kadar çok baksana etrafına
genci yaşlısı dur der yeni bir şey yapınca
sen aldırma eskilere her an yenile kendini
eskiyenler fayda etse eskiciler di beyefendi
sözsüz
arkadaşım olmasan da ben yine yazayım arkadaşça
anlamsız gelmesin düşün bir de deme büyüksün yaşça
maksat sen ve ben değil o yüzden dert değil istemesende
bana sorma sen kendin bul yazarmıydım istemesemde
yazdıklarım sana ama okursan merakla değil aklen
aklı kullanmadan okursa faydalanırmı sence insan
insanlık sadece kelimede olsaydı sen dermiydin hayvan
her gördüğünde var sanıp arama insan hatta hayvan
sende bilirsin bazısı daha da vahşiyken hayvandan
bazısı da nefes alıp versede farkı yok mumyadan
böylelerin kılı kıpırdamaz istesen bir yudum su
kuyu kazar sana ama bilmez kazılır kendi kuyusu
sana yazmadan edemedim bu ne neşe ne keyif
belki yazarsam bulaşır banada bir tutam keyif
keyfine varınca yaşamanın istenilene ulaştın
başkasına özenince keyifsizliğe sen bulaştın
arkadaşın olmak zor dersen kabul ederim bil ki
ama bir de sen arkadaşım desen ne olur sanki
komik
ya ciddi olsaydı
her komedi ızdırapla kaplı
gülende mi güldürende mi
ya sen hangi taraftasın
gülen mi güldüren mi
en iyisi seyreden olmak
bu alemi seyreden anladı ne seyrettiğini
ama neden seyrettiğini anlamak
işte o iş yardıma muhtaç
yardım istemek ama kimden dersen
sen iste yardım edecek mutlak duyar seni
riya
belki de bir rüya diyenlere
rasul ne güzel bir misal dedi o
ya sen o rasulde nerdesin
riyasızlığı bilmeklemisin
riyaya giren bilirmi riyasızlığı
girmedim diyen nasıl bilir riyayı
halbuki taallümü'şşerre li şerrin
buyuran o
sen o buyruktamısın
yoksa şer nedir diyenmisin
şerri ilimlenip şerre girmeyenmisin
şerde yaşayan şerden habersiz
sanırsın ki tümden kedersiz
bir deşelesen ne irin akacak
aman yaklaşma kendini yakan senide yakacak
aramıza hoş geldin
diyorsun ki birkeresinde ölmüştüm rüyada
yakaladılar kabirde bağladılar beni bana
duysaydın muti ente kable muti dedi sana
ölebilmeli ölüm gelmeden evvel sana
bilirdin o zaman seni bağlamazlardı sana
ama bil ki buradada bağlıdır insan insana
gel anla artık iş devam ediyor orada da
ama anla farklı sanma burayla orayı da
iş işten geçseydi olmazdın burada da
söylenileni işit senin için senden sana
ve dahi buyurdu keşke deme anlasana
narında hoş nurunda hoş deyip yalvarsana
sınır
niye sınırlamada kişi kendini
o sınırsız
sen onda
ona rağmen sınırlı
bu muhal düşünürsen
bu sözler de düşünene
davetsiz
deme bana çünkü burda olman davetiyem
kimsin deme bana kimliğim apaçık bilinen
tanı kendini eğer beni tanıyacaksan
sende sen değilim sende bir noktayım
nokta resmin başlangıcı
resimse yaşanılandan kalan
yaşamadan bilmek mümkün değil
istediğimiz ise kavuştuğumuz
iş ben bunu istemedim dememek
bulduklarımız istenenlerden bir demet
komşu
komşumdu firdevs
lise yıllarında sevdiğim yada öyle bir şey
o vakitte bilmediğim
dahası bilmediğimi de bilmediğim
o firdevs idi sen de firdevs
benim ise önceki hedefimdi firdevs
müminlere müjdelenen
anladımki
sadıklar onun mülkünün muktedirliğinde beraber
firdevsin ise varisi müminler oldu
buyurdu ki;
"siz isteyecekseniz firdevsi isteyin
çünkü onun tavanı allahın arşıdır"
arşı bilen bilir ancak şah damarından yakınlığı
ayrılan olmak
ayırmak kendini diğerlerden
ayrılmak gidilen yerden
ayrı düşmek yardan ve serden
ayrılma sen kendi kendinden
sen
ben bana aitim diyorsun
peki sen kimsin
sen seni tanıyanmısın
ya sen sendekilere ne dersin
seni sen yapan senmisin
sen senden sana bakabilenmisin
sana ayna olsa sen seni görebilenmisin
söyle bana sen bedenmisin
bedendeki senmisin
senin bedenini taşıyan senmisin
sen bu sorularda varmısın
soru soranda cevapmısın
sen sana dönebilenmisin
dönersen kendine erebilenmisin
erdiğinden razı gelebilenmisin
söyle bitanem sen sana senmisin
zulme isyan
insan olana şarttır zulme isyan etmeli
takılmamalı geçmişe nisyan da olmamalı
önce kendi bilmeli özü sözü bir olmalı
kendi yaşamalı evvela ve yaşatabilmeli
gel anlaşalım ölümü sahibine bırakmalı
beraber olmalı ancak boyun da eğmemeli
sevse bile onun haricine secde etmemeli
anla arkadaş iş ki ne yaptığını bilmeli
ve dahi neden yaptığını da görebilmeli
başkasını değil o yola kendini verebilmeli
yaşamayı isteyip cahil ölümü istememeli
isyanını işe dönüştürmeli fayda etmeli
bu şarkı bitince başka şarkı söylemeli
biz bizden bize var ki sen ben dememeli
söyleyecek kelamı olmalı söyleyebilmeli
THE GRANDCHILDREN OF HOLOCAUST SURVIVORS FROM WORLD WAR II ARE DOING TO THE PALESTINIANS EXACTLY WHAT WAS DONE TO THEM BY NAZI GERMANY…BUILDING WALLS & FENCES TO KEEP PEOPLE IN PRISONS
2. DÜNYA SAVAŞININ SOYKIRIMINDAN KURTULANLARIN TORUNLARI, KENDİLERİNE NAZİ ALMANYASI TARAFINDAN YAPILANLARIN TAMAMEN AYNISINI FİLİSTİNLİLERE YAPIYORLAR....İNSANLARI HAPSETMEK İÇİN TELÖRGÜLER VE DUVARLAR İNŞA EDİYORLAR.
fitne….
SENCE HERKES Mİ BUNA ŞAŞIRIYOR...
BİLENLER HAYIR DİYOR....
BİLMEYEN NEDEN DİYE SORUYOR....
BİLİRSEN BUNLAR YAZILANLAR OLUYOR....
SANMA Kİ YAZILDIĞI İÇİN OLUYOR....
KİM TERCİH EDERSE RAFTAN GİDİP ALIYOR...
SONUNDA BİRİ DİĞERİNDEN DAHA VAHŞİ OLUYOR....
PEKİ ŞERRİ RAFA KOYAN NİYE SORULMUYOR....
KENDİNİ CEHİLDE TUTANA NEDEN BAKILMIYOR...
CAHİLCE İSTEKLER BAK RAFLAR DOLDURUYOR....
HEM KENDİNİ HEM ÇEVRESİNİ ATEŞE ATIYOR....
SONRADA PİŞMİŞ KELLE GİBİ SIRITIYOR....
ADAM ÖLDÜRMEK SONRA SUÇ SAYILIYOR....
HALBUKİ FİTNEDEN DAHA FENASI BULUNMUYOR....
HAKİKATE ÖRTÜ ÜSTÜNE ÖRTÜ ÖRTÜLÜYOR...
OYSA KENDİNE KEFEN BEZİ BİÇİLİYOR....
GERÇEK BİRGÜN BİR YERDEN ORTAYA ÇIKIYOR....-->GERİ DÖN / sayfanın başına git
netekim
netekim hepimiz gibi o da ölecek
bunu bilerek yaşıyor sanma ki yetecek
ama dur dahası başına neler gelecek
çığlığını çektirdikleri de işitecek
ama neye yarar elinde değil geçecek
bilenleri tanımasa da onlar bilecek
onun çekeceğini varmı başka çekecek
yok ki mazereti hem kim kabul edecek
herkes o mu ki cehilde ahkam kesecek
istese de istemese de başına gelecek
sanma birisi gelip onu yukarı çekecek
sadece odur dibe dibe daha dibe gidecek
bunları yazan onu herkese ifşa edecek
hem de gittiğinde onunla delil gidecek
yok bil ki yok onu kendinden başka düşünecek
ama iş işten geçti netekimin de ipi çekilecek
gerek
ağlamak gerek
ağlatmamak gerek
ağlatılmamak gerek
sana sen gerek
aldatmamak gerek
aldatılmamak gerek
atlatılmamak gerek
sana sen gerek
anlamak gerek
anlatmak gerek
anlaşmak gerek
sana sen gerek
bıkmamak gerek
dayanmak gerek
düşmemek gerek
sana sen gerek
bir olmak gerek
savaşmak gerek
yenilenmek gerek
sana sen gerek
tanımak gerek
tanıtmak gerek
teşekkür gerek
sana sen gerek
aramak gerek
yürümek gerek
ona sen değil
sana sen gerek
bir yoldayım
hedefim mülkünün muktedirliğinde beraberlik
bu yol yalnızlık yolu beraberlikte
yoldaşlık ise
tahammül işi
musa bile tahammül edemedikten sonra
hiç kabulsüz tahammül olurmu
sessizlik
sessiz kal derler ses olmasa hayatı anlama olurmu
gözlerin konuşsun dedi ama görmeyen göz olurmu
duymaya tahammül etmezsen bu yola çıkış olurmu
işitmiyormusun diyor sana işitmedim desen olurmu
onu işitmeseydin niçin diye sana sual eden olurmu
işittiğini anlayıp red etmesen ona isyan ediş olurmu
işitmekle yöneliş yoksa seni cihetsiz davetçi olurmu
yönelmeyince kabul etmeyiş yoksa sende acı olurmu
nereye yönelirsen benim vechimdir der o aksi olurmu
vechini gör ki ona erişmeden durursan yol alış olurmu
yol dedim sırat dedi farketmezdi sen yol al ona olurmu
veysel
uveysi derlermiş kendinden kendine yol bulana
veysel karani aşıklar menbaıdır evveldir bilene
sevdi görmeden izinliydi ya mescide ya evine
sevgiyi veren hırkasını da verdi dedi verin gelene
bak işte o hırkadır istemiş ki istanbulda sergilene
veysele de veysel diyen bilmiş girmeyi o sevgiye
veysel sevgisi devam ediyor her veyselden veysele
çocukta olsa dinledi bu fakir söylerken veyseli de
rasul
rasul dedi ona o
zikretti kendiyle onu o
yol aldın derece derece
rasule rasulü kabulünce
anlarsın değerini erişince
yeter diye gelmesin bir düşünce
durursun kendine sınır çizince
risalet
yoktun sen rasul onun muradıyken
rasulü seçen o idi rasul seni seçerken
sende sen için seni taşıyan rasulken
rasulü kabul et henüz vakit varken
evvela sıdka er rasul olmak isterken
sev ki sevgine erişen seni seyrederken
sevgine erişeni taşı rasule ancak rasulken
ordamısın
yoksa duvara mı yazıyorum
duvar yazıları ilginç olsa da
ne yazanı var ne yazılanı
o
baktım her gelen karalamış oysa yazı beyaz
bu kış geçti deme gelmem gelse de yaz
eh şiir denilince böyle yazmalı
yoksa okumuyorlar kardeşim yazma manalı
manaya erişmeyi kolay sanmayasın
erişmediğin manayı karalayıp aldanmayasın
her söze gelen sendendir sanmayasın
duysanda bir duymasanda bir sanmayasın
terket bunları daha fazla harcanmayasın
ya! ya! ya!
işte öyle bir şey
arkadaş insanın sırtını yaslayabileceği
gerektiğinde kaya gibi sağlam
ihtiyacı olduğunda yumuşak bir omuz
ama en güzeli kişiyi bir noktadan bir noktaya
bir anlayıştan daha gelişmiş bir anlayışa
bir güzellikten daha bir güzele taşıyan
taşıyabilen tahammül edebilen anlamak ne kelime
anladığının faili olan sonuçlarına katlanabilen
kendindekini paylaşabilen sınırları kaldırabilen aklında
aklın sınırsızlığına seyahatinde refik olan
refik ne deme refik ile refikadır yolda giden bir diğerine
bazısı yoldaş der ama
yolda taş olup takılmamak lazım kimsenin ayağına
bilmem arkadaşım arkadaşlık kıymeti bilen olurmuyum
bildiğim ise kendimden kendime yolculuğum
bu yolculuk kimsesizlikte başladı kiminle bitirilir ki
sen kim isen onda bende oyum onda
ya o bizde nerde dersen sen nerde anarsan o orda
kararlılık
karar vermekle başlar adım atmaya arkadaş demeye
yürümek isteyen başkasından adım atmayı beklemeye
sen adım attın arkadaş dedin sıra geldi kıymet bilmeye
söz vermektir arkadaşlık en azından birbirine gülümsemeye
söz vermeliyim yapmayı ne gerekirse arkadaşın olabilmeye
buraya yazdım ki şahit tutayım okuyanı ve sözüm silinmeye
merhaba arkadaşım merhaba sana başlayalım gülümsemeye
benden zarar gelmez demekmiş merhaba farisi dilini söyleyene
merhaba imzamdır ve dahi çıkmaz mühürümdür beni bilmeyene
ne güzel
ne güzel ki insan harekette
ve daha güzeli görünende
ya görünmeseydi de bilseydi
bildiği ne olacaktı görmediği mi
ol dediğinde oldu ama olanda ne oldu
o sana bıraktı ol dediklerinden istemeyi
sen olanlardan istedin ve verdi
sen verilenlere razı değilsen
sakın kızma verene çünkü ver dediğini verdi
istediğin anı hatırla nasıl istedin
bilmeyince istemeyi istenilen kadar verdi o
o halde istemeden önce bilki istediğini verecek o
bil nasıl ve neyi isteyeceğini
bilmek mümkünmü verilmeden dersen
der ki rasulüm misal sana kabul edersen
o rasul ki gösterdi neyin nasıl isteneceğini
sende bir demet seç ve söyle erişmek istediğini
o zaten verecek sana istediklerini
hem de razı edecek seni ve sevdiklerini
sevdiklerin zalim değilse kendi ve diğerlere
bil ki asla zulmetmedi o kulu ve diğerlere
hayat
ya gelin hanım sen ki hayattasın
hayatı yaşamak tek becerin
o beceri sana verildi kullansana
bakma ona buna sen kendine baksana
sen kendine bak niçin baktığını biliyormusun
baktığın kendinde kendini görüyormusun
senin gördüğün senmisin o sen isen
sana bakan kim onu biliyormusun
kendini tanıyormusun yoksa ne soruyorsun diyormusun
sen sana sormasanda sana soracaklar
biliyormusun
sorana cevabın varmı cevabın yoksa başına geleceği
biliyormusun
cevabı veren sensen soranın cevabını biliyormusun
çok sordun diyorsan iki sorunun cevabını biliyormusun
bayram
bayram hatırlama günüdür
bayram hatırlatma günüdür
bayram hatırlanma günüdür
bayram sevinme günüdür
bayram ümitlenme günüdür
bayram paylaşma günüdür
bayram gülümseme günüdür
bayram bayramlaşma günüdür
bayram insanlığa varma günüdür
bayram sevdiğine kavuşma günüdür
bayram seviyorum deme günüdür
bayram sevildiğini öğrenme günüdür
bayram sevgilini bulduğun gündür
bayram dertlerden uzaklaşma günüdür
bayram dosta erişme günüdür
bayram işte bu gündür
bayramın mübarek olsun
bayraming
bayram is the day when you remember
bayram is the day of getting remember
bayram is the day when you are remembered
bayram is the day of enjoying
bayram is the day of hoping
bayram is the day of sharing
bayram is the day of smiling
bayram is the day of bayraming
bayram is the day of reaching humanity
bayram is the day of meeting with lover
bayram is the day of telling your love
bayram is the day of hearing someone loves you
bayram is the day of finding your lover
bayram is the day of leaving the troubles
bayram is the day of reaching your intimate
bayram is just today
bless your bayram
here
this is the first time in english
see if inspires as in turkish
some say do not become selfish
be aware of yourself not to be a fish
fish has memory that never recalls
words can be told to whoever recalls
as you see it is not because of language
i see i have nothing in pandora's luggage
accept my apology for all this rubbish
i have to return as quick as in to turkish
speak
do not shout
when you know no one seems to hear (from pink floyd)
and know before you speak
there is one listening to your speech
when your speech goes along with the prophet
your way is opened widely also with a ratchet
say say say
the shortest way
is from your tongue to your ear
so think about whether you hear
what you say if no one seems to hear
abuk
yine başladı tıktıklar sanki yanımdasın
sana mesafe yok ki ta kanımdasın
kan mecralarında gezeni tanırım ama
sen ondan da öte kanca atmışsın bana
kanırttıkça kanamada her taktığın yer
balıkçı dahi oltayı senden insaflı çeker
bağlamışsın ucunu bir meçhule hemde
geçmişsin karşıya tam keyif o demde
keselim ayıralım
artık bunu da aşarsam bana karada ölüm yok
denizde zaten ölmüştüm bir kere yenisi yok
hem hüdaiyi ziyaret edene duasına mazharım
aza çoğa bakmam manaya ulaşınca yazarım
sakın şaşma inan elimde değil geleni yazanım
gelen sanaymış banaymış bakmam paylaşanım
tercih
sanma ki lisanını seçen sensin
sende konuşanı da bilmeyensin
adım atınca beklerler yürüyesin
ah nerde o yürek istediğinde ısrar etsin
iki satır
geldim iki satır karalayayım diye
gelmedi ki o iki satır ne yapsam nafile
mekandan mı zamandan mı bilemedim
iki satır bile yazsaydım yeter di diye
uğraştım eğdim büktüm ama çok katı
bükemedim aklımdaki inadı
inat etti bir kere yazmayayım diye
ama aklıma hükmeden benim ya
yazacağım yine de
kafiye
bilmem ne yazacağım şu anda
ah bir durgunluk geldi aklıma
yazmak kolaydı aslında
aklıma geleni yazdığımda
akıl bana aitse nerde mana
düşünmekle de olmuyor baksana
eh uyduruk bir kafiyeye kalsada
bu kadar satır geldi ya
şükür buna da
bu akşam
bir acaip bu akşam
ne yapsam olmuyor
iki satır yazıyorum
ama içi dolmuyor
bu kadar gereksiz söz
söylemezdim ama
bana bişeyler oldu oluyor
kendime gelmem gerek
yoksa iş işten geçiyor
hadi yeter artık bu zevzeklik
demeliyim ama demek olmuyor
son çırpınış
biliyorum bu akşam gelmeyecek
ne yapsam boş şaya burdayken
gelemeyecek çünkü izinsiz
şayayı gönderemem ki bu bana izinsiz
şayadan bana birşey yok benden de şayaya
şaya ne diye sorma arkadaşım
şaya arkadaşımın köpeği
köpek varsa bana ilham yok
ilham getiren izinsiz ben çaresiz
olsaydı ne yazardın dersen
belki gelenlerden bir parça tekrarlı
tekrar etmeyende bunu yazmak
yok yok vermeyince o bende yok
olanlara yetişmek için gitmek gerek
ama bu vakitte gidecek araç yok
yok ta yok olurmu yok zaten yok
ama o da yok bu da yok
yine de bana ait bişey var
onu da sen okursan bir işe yarar
diyerek avunmalıyım
fazla uzatmadan işe koyulmalıyım
olmuyor
ne gelirse olmuyor
doluya koyuyorum boşa koyuyorum olmuyor
dolu almıyor boş dolmuyor
istediğimi biliyorum ama istediğim olmuyor
o dedi iste vereceğim diye
istemesini mi bilemedim
istenilen mi istemedi
çünkü o vereceğini rıza da veren
razı gelemeyene önce rızasını veren
bekleten isteten dua ettiren döndüren kuvvetli ve cabbar
sığınayım ona yoksa dünya bana dar
sen bu dünyada olursan dermisin
bu dünya senin bana dar
darlıktan çıkaran o feraha
bu iş iki kişiyle çıkar felaha
felah ne diyeyim sen daha iyi bilensin
belki bildiğini de öğretensin
ama bana gelince tutuldun
söyle nolur bana sen niye duruldun
neşen ne oldu kiminle paylaştın
sen sana anlatsana kendine daha yakınsın
beni boşver sen kendine bakansın
bak kendine bakalım ne var
belki bir nefeslik yer bana da var
o nefes bana hayat verebilir
sor seni hayatlandırana o bilir
yoksa kim kendine yön verebilir
o sana kulundan konuşandır
o kul rasuldür kurandır
sen seninle mutlu olsanda
mutlu etmekte sana ihsandır
destan
selamen selame
derler diyor o
ki sen selam verdin
destan da yazma dedin
o halde iki kelime
o ve sen
o varsa sen yok
sen varsan o yok
sen onda varsan
o da sende var
sen onda olmasan
sen sen olurmuydun
o kim deme o kendisi
ya sen kendin olanmısın
sen kendin isen kendini bulanmısın
destan yazmasam okuyanmısın....
dermiydin
ilerdeyse geri dönsün istermiydin
dönerse sevdiğim dermiydin
sevseydin dön dermiydin
hiç gidene gel denirmi
sen bile olsan bu istenirmi
istediğin verilince
bu da nerden çıktı denirmi
verene niye verdin denirmi
dahası var
demiştim dahası var
sen meraklananmısın
meraktan soranmısın
soracaksa insan bilmek için sormalı
ve dahası bildirmek için sormalı
hiç alim bilmediğini sorarmı
bilmeden sorarsa alimliği varmı
sana sormalı sen hangisisin
meraklımı bilenmi bildiren mi alim mi
sordun söylemeli cevapsızlık tereddüte düşürür seni
sen sana geleni seç gelene geç deme
işine yarayanı kullan yaramayandan vazgeçsene
savaş soruna gelince
rasule gelip sordular
elimden almak istiyorlar malımı
buyurdu verme sana ait olanı
dediler zorla almak istedikleri
buyurdu onlarla savaş ki tek bildikleri
dediler ya ölürsek bu yolda
buyurdu cennet sana daha iyi ya
dediler ya öldürürsek oldu da
buyurdu cehennem o yolun sonunda
girecekler oraya eninde sonunda
erkek
rabiatül adeviye velayet mertebesine eren kadınlardandı
onu bilen duyan bu işte çoktu
rabia başı açık geziyordu
dediler ki ne yapıyorsun islamda hiç başı açıklık olurmu
o da dedi ki baş kime örtülür erkeğe karşı
peki hani erkek
bu arada hasan-ı basri hazretleri geliyor dediler
hemen başını örttü
dediler noldu
dedi ki işte o erkek
kadınlık
olmasan olmazdı o en sevilen bunu bilesin
sen ol diyenin olduranısın bunu bilesin
ben isteyen ondan istek sana ait bilesin
sen isteyince yerine getirmeyen yok bilesin
sen yalnız ondan iste yoksa yanarsın bilesin
kadın
erkek
ikisi ayrı ama ikisi beraberliğe yolcu
kadın dedi erkek beni ben yapacak
ben onda bileceğim bilemediklerimi
onda tadacağım yaşamayı doyasıya
ve dedi kadın bana ait benim olmalı
aslını terkettirdi bu istek ikisinde de
kadın sahiplenilmem dedi mal değilim
erkek benim olmayana dedi akan değilim
deseydi sen seninle varsın bana ve kendine
iş tamam olurdu biterdi bu kavga şıp diye
nilüfer
acılarla beslenmek acıtır tamam
ama asıl kötüsü alışmak be gülüm
acılarla beslenirken inan
gözünü kırpmaz gelse ölüm
ama acı tatlı değil sadece
bak dilinde tad var binlerce
dilin neden acı söyler sadece
derler ki
derler ki bir kapıya geldiğinde
kapıyı çal ki ne istediğin biline
bu kapıyı kaç kez çaldık ama nafile
ne bakan var ne de soran ne istiyorsun diye
bu kapının sahibi kendini kaptırmış olmalı
bir başını kaldırıp baksa alemde ne var
aramazsa nerden bilecek o kendindekilerle var
aramak için istemek lazım istemeyene sunulacak ne var
anlatamamak
işte görüyorsun
ne sen bana ne ben sana
bu böyle olmasın diyorsan
hem sen bana hem ben sana
nerdesin sen
seni arayamayan ben
beni aramayan sen
yani kim suçlu dememeli
durma bu kadar mesafeli
hadi artık konuşsana
halin nedir diye sorsana
sana sitem etmek ne haddime
özledim sohbetini anlasana
anlattı
anlattı kendini o
anlattı kendini kendine o
o kendinde kendiyle anlatan
bir işitsen anlattı kendini o
işiten anladı ne ise işittiği
anladı ama kabuldü onun istediği
sen işittiğini kabul edenmisin
kabulsüz olduğunu işitenmisin
kabul seni sokar harekete
hareket etmeyen varamaz ki hedefe
hedefsiz olan döner divane gibi
hedef bul kendine kalma virane gibi
hedefine ulaşırsan deme ne yapayım
bilseydin isterdin ki ulaşmayayım
ulaşılacak hedef seçmeyesin
sen kendine hedefsin bunu bilesin
hedefi kendi olan yorulurmu
kendine yol bulan kaybolurmu
yolunu seçmezsen kalırsın yolsuz
mecalin de kalmaz kalırsın soluksuz
yalnızlık
yalnızlık kaderim dersin kısa kesersin kader sence ne dersin
kaderden bahsedene buyuruyor niye ubudiyeti terkedersin
kaderden bahsetmeyen yok ama sence bilen varmı dersin
bizde kader demeyelim ama sonunda kader bilinse ne dersin
o derki ben gizli bir hazineyim onun muradı olsan iyi edersin
muradını bilinmek olarak diledi ki inan sen bu işi bilebilensin
bildiren açıklıkta sanma kendini gizledi sakın sen örtmeyesin
bileni de dilemese kim bilebilirdi aman bu noktayı sektirmeyesin
bilinecek ne deme bilinemeyeceğini bilmektir işte bunu bilesin
bildiklerin onun diledikleri ol dedikleri başka dileyen göremezsin
ol dediklerinde sevgi istek ve seni daveti ile ancak öyle isteyensin
istediklerin senden için ol denilen mi yoksa olanlardan mı isteyensin
bak iş buraya dayandı bakalım sen ne kadarını kader diye söyleyensin
anlamak
anlamak anladığını sanmakmıdır
yanlış anlayınca bu anlamakmıdır
yanlış ne doğru ne ki
anlamak yanlış yada doğru olsun
biz bizden başkasını anlayabilenmiyiz ki
doğru yada yanlış olsun
anladım dediğimiz bizdeki hayaldir
o hayalin gölgesi bile zandakine düşmeyendir
sen sanma ki her görünen bilinendir
bildiren olmazsa zanlar sanki bilinendir
zan kalkmazsa hepimiz zandan zana gidendir
cenab-ı hak dedi zan nedir ki bak hakikat var
bilen anlar haktan başka bilinecek ne var
bilki insan hakta ancak haktır
haktan gayri olan sadece sanmaktır
sanma yani zan dedikleri kalkmadan
o hakikat ortaya çıkmayacaktır
nedir hakikat diyene
cevap verilir ki sen ne düşünürsen düşün karşındaki haktır
hakikatten gelene sırt çeviren unutmasın kendisi de haktır
akıl
aklımı seveyim dersin
aklın seni severmi bilmezsin
sevgi akıldan değilse
sevgisiz aklını nasıl seversin
sevdiğin aklını beğenenmisin
git dediği yolda gidenmisin
o yol seni götürünce ıssıza
aklımı neyleyim diyenmisin
aklını tanı sen o akıldanmısın
aklına koyanı tanıyanmısın
sen aklına geleni yapanmısın
o halde sen kendinde olanmısın
sevgi
sevgini ispat et dersin
sen sevdirmesen birisi seni nasıl sevsin
sen bak kendine kime kendini sevdirensin
sevdirdiysen kendini şüphesiz sen sevilensin
aşk
aşkı bilmek her zaman gecikir
oysa beraberlik denen aşk değildir
aşık olan kör derler ama değildir
kör olsa aşkın haricini görenmidir
yine de aşk insanı kör edendir
sevgisiz aşık olan zannedendir
görmek isteyen sevgiye girendir
bak sevdiğine o sevgisini giyendir
seviyorsan sana sevgiyi o verendir
sevmiyorsa seni sevdirmeyen kimdir
sevgi kelimesi sevgiyle dolmayandır
seven sevgiye ona aitleri koyandır
sevgi kelimende ne varsa ondandır
sen o kelimeyi doldur yoksa kuruyandır
ne varsa ondan gelen ayırmadan doldur
ona bakarsan onda sevdiğin şey boldur
bakmadan seviyorsan o aynadan yansıyandır
kendini sevensen o sanma seni okuyandır
kurban
ah arkadaşım ah ki
aşk istenen değil ki
sevgi aşk hiç değil ki
aklı yitirmek iş değil ki
akılsız başı kesmeli ki
kurban olur başka ne ki
mutluluk
mutluluk sevenden değil sevilendendir
ancak sevgiyi sevene veren sevilendir
hünerli o sevgiyi görüp alabilendir
daha hünerli aynı yolu kullanabilendir
o yolla sevgisini sevilene verebilendir
ama ya sevgi kelimesi nedir nedendir
alim işte o kelimeyi bilendir
ilmini kullanabilen hükmedebilendir
gönlüne sev sev diyebilendir
sevmeyen bir gönül yaratılmayandır
seç
kendine bir yer seç
bilmeden bu alemi gel geç
sorarlarsa ne anladın
dersin ki hiç
bir çok yaşlıya sordum ne anladın
hiç dedi hepsi birşey anlamadım
hiç ki yaşantının bakiyesi
senin nefsinin sana hediyesi
beğendinmi kendine yaptığını
fayda yok terketsen de taptığını
buyurdu bil nefsini bileceksen rabbını
rabbı allah olan anladı kurtulduğunu
kurtulmak ne demek demeyesin
gecikirsen sonra neyleyesin
aman vakit geçiyor oyalanma
sakın gencim diye nefsine aldanma
genci yaşlısı binmiş bu alamete
cem karacayıdamı duymadın
amanin gidiyoz kıyamete
dinleyene
söz söylemeli ancak dinleyene
anlayan beri gelsin demeyene
anlayış isterdi rahmetli rıza efendi
anlayan geldiğinde onu saran kefendi
anlamayan ah etmedi yaptığına
anlayan ah dedi yapana ve yapılana
ah edene ahbap gerek derdini dinlemeye
paylaş ki dert yükü yalnız çekilmeye
sen derdini anlat ahbap bulunur
dertliyi duyan ancak onun kuludur
o ki kulundan sana konuşur
aman sesini yükseltme ne söylesen duyulur
yaşamak
yaşamaktasın ki görüneni rengarenk
kapını çalan azaldığında solduğunda her renk
istemediğin biriyle yaşlandığında halini düşündünmü
ya o da seni istemiyorsa onun halini düşündünmü
aman ne karamsarlık deme
sana da çıkabilir bilsene
ne yapmalı ki yaşantı sürmüyor istediğince
bir ters yel esmesin götürür herkes gibi senide
bunları üzmek için yazmadığımı bil yinede
bak ne güzel şeyler söyleyeceğim şimdide
sen anda yaşa düşünme geleceği
gelecek dediğin gelmeyecek ki sandığın gibi
sen anda yaşadıkça bak ki beden eskisede sen aynı sen
şükret tadını çıkar değişmedi ki sendeki sen
sen kendini bildiğinden beri baksana haline
yaşlanan ânın yada hatıran varmı hayalinde
insanı taşıyan bedensede bedende yaşayan insan
sen seni taze yaşat aklen fikren insansın sen insan
insan denilen etle kanmıdır ki yaşlandırıyorsun
insana verildi bu hayat ne kendini telaşlandırıyorsun
hay isminden verdi sana hayatı
yaşantın değişir ama onun sende değişmez hayatı
hay ismiyle seni hayatlandırdı o
korkma istemez verdiğini geriye o
paylaş
her anda ve her yaşta yaşamaktır hayat
sanma yemek içmek nefes almaktır hayat
kendinle beraber diğerleriyle anlamlıdır hayat
paylaşılmayınca ne yaparsan yap dolmaz hayat
paylaşan bulununca tadına doyum olmaz hayat
kitap
kitabım ben diyor bilmiyor kitap niçin
okunmuyorsa bir kitap yazan sorar niçin
sen kitapsan bilirmisin seni yazanı
sen seni yazansan bilirmisin okuyanı
okuyan seni ne bulacak sendekileri mi
sendekiler seninse isteyene verirmisin
okuyana beğendiysen istediğini al dermisin
senin kitabın yazılmışsa sen oynayanmısın
yoksa başrol bile değil figüranmısın
kendi kitabında fügüran olma
kitabını kendin yaz ama okuyan olma
okuyan kitabını seni bulmalı onda
yoksa sen yazmışsın çizmişsin ne fayda
davet
ne güzel davetçidir o davet eder
davetini işiten var işitmeyen o kim der
sen bir resminle davet ediyorsun baksana
seni gören hemen hal değiştiriyor anlasana
bak ki neye davet ediyorsun sen
aman ev sahibini tanı misafirsin sen
mevlâna
dedi ki gel kim olursan ol gel
deriz ki bil kim olursan ol ama bil
bilmekle yol alır insan
bilmeden yaptığı her iş noksan
bilince ver kararını
bilmezsen sen çekeceksin zararını
her satır karalayan bilenmi
bilse yazdığını okuyan gülenmi
sen gülersen ağlamalısın bil ki
çünkü o rasul dedi ki
benim bildiğimi bilseydiniz
az güler çok ağlardınız
ağlamak bilmenin eseri
ya gülersen sende ne var ve neyin eseri
aptal
aptal olan abdalı bilmez ki
aptallığı dışa vurur bunu bile görmez ki
sen sen ol ayır aptal ile abdalı
abd kuldur ona kulluğu tasdikli
ancak bilmeyen der o yol eksikli
eksik gören bilmez ki eksik kendisi
tam olmaya geldik bu cihana besbelli
sen ona buna bakma senin yerin sende belli
bil senden sana o yolu çıkma dışına sakın
yoksa kurdu kuşu kapmaya gelir akın akın
sonra sen bile seni kaybeder şaşırırsın
bilsen senin senden sana yolun ne güzel şaşırırsın
sen şaşıranlardan olma şaşma yolundan
uyma sapanlara girse de her iki kolundan
çalışmak ibadettir işte abd işi
işsizlik bil ki ancak aptal işi
şiir
sanma ki şiir yazanım her gelen gibi
yazılanlar düşünmek içindir düşün işine gelen gibi
nerden gelir bilirim ama nereye gider okuyan bilir
okumadan kayıtlardan kurtul ki sana mana verilir
manasız dersen sen bilirsin ama bilki mana bile manada verilir
mana ne diyeceksen sendekilerin sende resmidir çizilir
üstelik sendeki resim istesen de istemesen de çizilir
çizilene bak hangisi değiştirilebilir
sen unutsan ne değişir
resmi çizen mutlak bilir
olmaz
olmaz dememeli olmaz olmaz
ne varki akla gelen var ki yok olsa olmaz
o ol demeden hiç bir şey olmaz
ol dedi oldu ki sen seçtin seçmesen olmaz
seçtiklerini o verdi başka veren olmaz
sen razı ol verdiklerine yoksa o razı olmaz
sanma ki o razı olmadan veren yoksa o olmaz
sen sen ol senden başka birşey olmaz
kısmet
meğer senmişsin yazmıştım bilmeden kısmetlisini
sende okuyunca gördüm yazılanın sebebini
sende hayatı sevensin ben gibi
evet sebebi ne sen ne ben o besbelli
uzatmadan bak ne yazmıştım evveli
şimdi tekrar olsada benim için yine kıymetli....
ziyaret
ziyaret eder her dalı her çiçeği o
sanırsın bal alacak şifa olsun diye o
bal yapan bilir hangi çiçeğin balıdır o
bilmese şifa olurmuydu bal şifa dedi o
o kim diyene bak kimlik söylemedi ki o
o sadece o dur dilediğine bildirir kendini o
onu bilmek mümkün olmasa da o yine o
bildiğin ve dahi bilmediğin ne varsa o
hadi artık sorma kendine anla işte sadece o
anla ki nerde olursan ol seninle beraber sadece o
hayrihi ve şerrihi min allahü tealâ
ilimlenin ilimsiz olan bilemez ki ilimlenmemeyi
ilimlenin ki ilime erişilmez okumakla alfabeyi
ilimlenin ki ilimdir yine öğreten ilimlenebilmeyi
ilimlenin ki son sanmayın cehenneme girmeyi
ilimlenin ki bırakın ona buna şuna cahil demeyi
ilimlenin aklınıza geleni gideni de ayırd etmeyi
ilimlenin bilin takılmadan yaşamayı öğrenmeyi
ilimlenin ki bilin size sizden olan yolu görmeyi
ilimlenin ilime değer yok bırakın paha biçmeyi
ilimlenin hayrın ve şerrin iş ile geldiğini görmeyi
ilimlenin işlerde hayrı tercih edip yolda yürümeyi
ilimlenin ilimden daha ilerisine de ilimle gitmeyi
şair
en zoru yazana şair olduğunu söyleyenedir
sabret anlatacağım söz yerine göredir
söz seninse söylenen kime göredir
sen sana söylemezsen söz seninmidir
başkasına lazım olanı söylemek mümkünmüdür
kim razı gelir başkasından gelene
hadi bak kendine gelebilirsen razı gelsene
rızasına ermeyen bilirmi razı gelmeyi
sen senden razı olsan unutursun istemeyi
istemek bile rızasızlığı gösterir
senin yazdıkların sende kimi gösterir
sen seni sana göster başkasına değil
yoksa teşhirciliktir başka bir şey değil
sormak
soruyor o söz kimin diye
sormalıydı kim yerine kime diye
okusa anlayacak o söz niye
okumak nedir bilmeli o dedi oku diye
oku bize tercümeydi o ıkra dedi biline
ıkra dedi o rasule istedi okusun kendi dilinde
okuyabilenlerden değilim dedi rasul kendi kendine
dedi rabbın adıyla oku anla ne okunacak diye
sen oku kendini kendinde bak o rasulden hediye
anladığın senin değil hepsi ondan sana hediye
karar
karar veriyordu molla kasım bu yarar bu yaramaz diye
oysa yunus demişti yıllar evveli seni sigaya çeker diye
anla kim kimi sigaya çekti bu işte
reddetsen de o her yerde her an bir işte
onun işini bilmelisin ki sana fayda getire
faydasız iş varmı düşün kendi kendine
melemek
melek diyor kendine hemde isyan edeni
bilmez ki melek olan bilmedi isyan edeni
melek ismini veren soktu meleği hizmete
hizmete isyan etmedi ama etmedi secde de
secde etmeyen melek değildi aslı cindi
secdeden imtina edince ona şeytan denildi
sen tanısan şeytanı ayırırdın kendini
ateşe atan şeytan düşündümü kendini
sen sana fayda et yoksa eden bulunmaz
bu kervan yürüdümü istesende durmaz
kervana dahil ol ki varasın menzile
köyün en son çitinde kalırsın ünzile
harekete geç demeden anla bilmeli
bilmeden hareket eden erişemedi ki
sen erişmek istediğin yeri bul
oraya varmak için gerekir kabul
kabul et senden sanadır her yol
seç birini deme şu yol bu yol
yol yolcuyu götürür vuslata
kavuşmak merhemdir hasrete
hasret çeken bilir acısını
acı kendine bekleme daha acısını
raslantı
rasladığımda bir ize eğer benzerse bana
takılmadan edemem ve yazarım illa ona
yazdıklarım kurulu sözler değil bilesin
geleni yazarım ama gelen sana bilesin
sen kimsin bilen değilim ama söz sanadır bilesin
sözleri manasız sanıp sakın kaldırıp atmayasın
bir düşün belki ne dediğini onun anlayacaksın
o ki konuşur kuluna mekansız ve zamansız
sen anla ki onun sözleri gelmesin sana anlamsız
anlayacak çağdasın yaşın yazılan ise
deme ne çağı anlayan anlar o çağda ise
fayda
aradığını bilsen bulduğun bu olurmuydu
bunu aradım dersen faydası olurmuydu
sen seni bilsen başkasına faydası olurmuydu
sen farkına var ne olur gafletin faydası olurmuydu
fayda ne diyorsan bilmediğinin sana faydası olurmuydu
şey
sen ona buna kızsan ne kızmasan ne
kızgınlık bile senin değil farketsene
bak kendine gördünmü hiç öfkeden fayda
fayda istersen ki ancak senden sana fayda
arama kendin dışında bulamazsın bir şey
şey denilen bile sen olduğun için şey
şeye isim versen de şey yine şey
sen ise insansın sanma ki başka bir şey
döner mi dönmez mi
uğruyorsun ama bir merhabayı çok görüyorsun
yetmezmiş gibi yazdıklarımı da görmüyorsun
sonra iki satır karalanınca anlayamadım diyorsun
eh anla artık sen aklında gelip gidiyorsun
cevap
herkes istiyor karşıdakinde dürüstlük doğruluk
ama demiyor ki bana ait bana lazım doğruluk
doğruluk ki istemesi kolay yapması yaşlandırır
kaybetmeye gör her şey seni telaşlandırır
telaşla başlayanın eli ayağı dolaşır birbirine
sen doğru olursan rastlatır seni sen gibi birine
derler söyle bana dostunu söyleyeyim kimliğini
kim olduğunu bilen ancak seçer dostum dediğini
dost seçmek kolay değil o bilgiye ermeden
sakın dostum deme kimseye onunla gerdeğe girmeden
gerdeğe girmek için önce nikah yapmak gerek
nikah nedir deme seni sende tutmak gerek
sen seni terkedersen kaybolursun
çarparsın duvarlara yazık olursun
bu kadar sert söz gelmezdi sen istemeseydin
sakın kimseyi suçlama ne geldiyse sen istedin
her kötü gördüğünün bilki tümü kötü değil
kötü de bile iyi var anlatacağım işte bil
bil ki balda şifa vardır bir kaşık alırsan
anlarsın bir okka bal yiyince şifasız kalırsan
gördünmü bir ucu şer olanın bir ucu hayırdır
sen şerde durma gerisi sana hayırdır
bilemezsin
yaşamadan istesende bilemezsin
tanımadan ne verecek bilemezsin
keyfine varmadan farkını bilemezsin
tadmadan ne farkedecek bilemezsin
bilmediğini bilmeden ne getirir bilemezsin
kaabiliyet
tanınmak isteyensin sınır koyan da sensin
kaldır sınırları ki seni isteyen sana gelsin
istemediğin birisini anında red edebilensin
önce bil bilmeden sanma ki isteyebilensin
istediklerinin hepsi kendine verilensin
bak kendine hep artansın sanma eksilensin
barbizede 'den gelen ilhamla
doğru
doğru çoğunluk olmak demek değil ki
doğru kaç kişinin kabul ettiğiyle değişen değil ki
doğru ona buna şuna göre doğru olan değil ki
doğru yapılmasıyla veya yapılmamasıyla değişen değil ki
doğru kabul edip yapılınca zarar veren değil ki
doğru bir kişiye veya bir gruba veya bir zümreye ait değil ki
doğru olmamak ihanet ama doğru olmak erdem değil ki
doğru olmak insana ait insan olamayandan doğruluk beklenen değil ki
doğru nasıl bakarsan bak kime uygularsan uygula aynı olandır başka bir şey değil ki
erişememek
sende olana bakıyorsun hissine kapılıp sevgi diyorsun
sen sevgiyi senin his ve bildiğinden ibaret sanıyorsun
dahası sen seni seveceği de sendeki hisle sınırlıyorsun
seni sevecekte olanları sen niye sevgiye koymuyorsun
sendeki sana ise ondaki ona ait bunu niye bilmiyorsun
senden ona aksın ama ondan sana gelmesin istiyorsun
yağsan aksan sevsen güvensen ona diye varsayıyorsun
sayıyorsun ama birşey yapmadan seni sevsin istiyorsun
peki neden o zaman ne yaparsan yap ona erişemiyorsun
sevgisizlik
sevgi bir kelime kiminde boş kimiyse doldurur onu
sana boş verildi sevgi kelimesi zamanla doldur onu
sevgiye ne konur bilmiyorsan nasıl kullanırsın onu
önce sevgi kelimesine isim koy kim hakederse onu
her ne varsa o isimden sana gelen koy sevgiye onu
bak o zaman sevgi doldukça nasıl seviyorsun onu
sen sevmeye başlayınca inan iyi tanıyacaksın onu
bilirsin senin ismini nasıl seçer eğer tanırsan onu
iş böyle görülür dikkat edersen hayra çıkar sonu
birleşme
sen onu seninle sende bir etmişsin
ya sen onunla onda birmisin
asıl olan sen ve o birmisin
o sende sen onda birmisin
sen sendeki seni kaldır ki o kalsın
o sende kendine baksın onda seni görsün
o kendinden kendini yok etsin
seni kendinde sen etsin
affınıza sığınarak biraz şerh (manada açılım denebilir) edebilirmiyim
seviyorum diyen kendine bakıp sevdiğini gören ise bu vehimdir
oysa sevdiğine bakabilirse ve de orada kendini görebilirse
bu gördüğü sevdiğinin kendisine verdiği sevgidir
işte sevme ve sevilmenin beraberliği ancak böyledir
gelelim vehime
vehim doğruyada yanlışada çıkabilen ve tahkik yani araştırıcılığa girmeyi gerektiren bir haldir
vehim ile karar verilirse sonucu hayrihi ve şerrihi denilenin tercih edilişinde cehle giriş
yani hayrı tercih edişi ilimsizlikle hayrı ve şerri beraber ediniş
veya ya hayırda şer yada şerde hayrı kullanış
nasıl oluyor derseniz
hayırdır çünkü sevmek emirdir
şerdir çünkü aklen değil hislerle sevgidir
veya
ya hayırda şer yada şerde hayırdır
çünkü
ya sevgi kelimesi akılda değil hislerde mekanlaşmıştır
sevgi kelimede haktır hisde sevgiyi kullanan hakkı olmayandır
işte şerde hayır
yada
sevdiği haramdır (evli) kendisi fiilsizdir yani hayırdadır ki
bu durumda hayırda şerdir
fiil yani zina hali fiillenene külli şerdir
ve ateşi muciptir ki temizlenmek ola
bu ise dünyada ateş yani zaniye halk içinde kötülenme ve ceza
ahirette ateş ki buda zinadaki haramı kabulsüzlüğün giderilmesi yani temizlenmesi sebebi iledir
hiçbir iş yoktur ki içinde hayır ve şer beraber bulunmaya
akla gelebilir ki o halde her işi yapan şerri de fiillenmiş olur
ve yine akla gelebilir ki zina da külli şer deniliyor
ancak fiillenene denildiğini unutmamak gerek
bir iş işi görenle sınırlanan değil ki
o işden ilmel yakin ve aynel yakin ilimlenen var
dahası hadise uygunluğa girip fiillenmemeyle hayrın hakkal yakinine erişiş var
o halde nasıl ki her işde hayır ve şer beraber
bu demektir ki hayrın ve şerrin ilimlenmesindedir ayrılış
öyleyse işi yapanda şer görünmesi tercihle edinilen olduğundan
burada niyet ve fiilde nihayetleniş ilimde de nihayetlenmedir
ayrıca cennet ile dünya arasındadır cehennem
ve cehennemden geçişledir cennet
yanmak ise temizliği mucipler içindir
o halde kirlenen temizlenecektir
kir ise günah denilenler denilse de asıl kir kabulsüzlüklerdir
çünkü günah denilenler derecelenmeye manidir
ancak nihayete götürülende kirletici değildir
kabulsüzlük ise kişinin kendi aklının eseri olduğundan
kişiye aitlerin dünyada bırakıldığı herkesçe malum olduğundan
ve dahi akla aitlerinde ulaşabileceği nihayet sidretül münteha olduğundan
bunların temizlenmesi muhakkaktır
ancak o temizlikten sonradır cennete yani sidretül münteha ve sonrasına yürüyüş
kişide lâ ilahe illalah durduğu müddetçe yürütülendir
lâ ilahe illallahtır kişiyi yürüten
lâ ilahe illallahı olmayan veya terkedenlerle muhatap edilmemiştir alim
uymak
sevmediysen sevmeni
gitmediysen gitmeni
görmediysen görmeni
erişmediysen erişmeni
varmadıysan varmanı
gelmediysen gelmeni
uymadıysan uymanı
gülmediysen gülmeni
isterim versin sana seni
al gülüm ver gülüm
bak arakadaşım gel senle muhabbet edelim
eskiler dermiş soğan ekmek yiyelim
bulamazsak tuzla ekmek diyelim
ozan değilim ama söyler yine dilim
kim kimdir ne nedir alıp verelim
senden bana aksın sendeki ilim
varsa bizdende sana akar belki bir ilim
eh okuyanada bu şiirdir diyelim
nerede dersen orayı söyle geleyim
hadi şimdilik hoşçakal diyeyim
diyeyim diyesin diye
evet geldim ki arkadaş oldu unuttu demeyesin diye
evet geldim ki sanmasın söylediklerim boşmuş diye
evet geldim ki arkadaşım resimlerimde varsın diye
evet geldim ki bende güzelliğe doyum olmaz ki diye
evet geldim ki sözlerim gerçek seyredeyim seni diye
evet geldim ki sana bakıp güne iyi başlayayım diye
evet geldim ki görünce gözüm gönlüm açılabilir diye
evet geldim ki şair olmasam da bir şiir yazayım diye
evet geldim ki ne gelirse gelsin yine de razıyım diye
evet geldim ki bir adım gelene on adım gelesin diye
çok güzel
bir adım daha
her adım sendekini alıp sana veren
demişler görene köre ne
haydi durma sor kendine
yürümekle gidilecek yer değil
ama hareket etmeyene de verilen değil
bilirsin
bilirsin fazla naz aşık usandırır
oysa seven ekmeğini tuza bandırır
kendi yansada sanma seni yandırır
bunlar çatlayan sabır taşından sızandır
niçin
niçin demeden niçini bilinmeyecek bildim
niçin deyince kime demeli ve niçin bildim
niçin diye sorunca cevap var ki onu bildim
niçin dedim kendime ve niçin sensin bildim
niçin diyen benim ve benim ondalığımı bildim
niçin bilmeden bilinmek yok bileni de bildim
niçin bilinmek istediğini bilemeyince seni bildim
niçin demek bile boşmuş bilinmeksizin bildim
niçin demeyince hareket oluş yokmuş bildim
niçin demek yetmezmiş nasıl demeyi de bildim
niçin nasıl ile bilinirmiş kim ise bilinmezmiş bildim
niçin o bilinmezmiş bende beni bilemeyince bildim
niçin bilmek istediğimi onu bilmeye çalışınca bildim
niçin onu değil de kendimi bilmeliymişim bildim
niçin yaşadığımı onunla ondan ona yaşayınca bildim
niçin diyene yaşa kendinde kendini demeyi bildim
niçin e erişmeden yaşamak hayat değilmiş bildim
niçin kendinle kendine yol almak yaşamakmış bildim
niçin dedim ama niçin dememeyi de kendimde bildim
niçin daha fazla açıklanırsa anlaşılmayacağını bildim
niçin istemekle değil de gayretle anlaşılacak bildim
niçin diyene cevap vermek için yazmadığımı da bildim
niçin bildim diyene bilmesede ukala der onu da bildim
takılma
yol olur yolculuk başlar
bilen yola yoldaşla başlar
takılma onlar yolda taş olanlar
takılmasa da ayağa yolda taş olanlar
sakın kendini yaramaz yolda taş olanlar
dedim
geldim dedim dinle dedim anlattım
anlatılanı ben yazsam da benden anlatmadım
bende ne varsa bana geleni yazdım aldatmadım
anladı anlamadı o kadarına da bakmadım
gün olur anlar dedim o yolu sanmaki tadmadım
yol sende değil bende değil diye bırakmadım
gitsende gitmesen de ben yoldan başka şey anlatmadım
hüküm
bizim aradığımız ne ise o her yerde ve her an var
ancak hem mekan çok büyük hem de zaman dar
biz ise vakitlere sıkışmışız kalmışız mahpus
işte bu yüzden tesadüf etmezse oluruz suspus
ama zamanda ve mekanda yol alanlarsa
mutlaka ulaşır isteğine eğer kovalayansa
sen de yolcuysan benim gibi bu yolda
hadi gecikmeden gel yol arkadaşlığına
bosna (geç kalmış bir af dileyiş)
yoktu birden yüreğimde acı sancı oldu bosna
uzak sanırken meğer başucumdaymış bosna
bosnadan size ne derken kardeşim oldu bosna
benim içimde ateş ateşte yanan yıkılan bosna
unuttuk unutturulduk olanı unutmasa da bosna
bosnalım affet bilemedik saramadık seni bosna
borçluyuz nasıl öderiz borcumuzu sana bosna
sen ölmedikçe ölmezmiş seni var eden bosna
yaşamak seninle bilindi dirildik sende bosna
yazsam da sen değilim ki anlatayım seni bosna
sen senliğinle bana yeniden öğrettin beni bosna
yaşa ve dahi utancımı yüzüme vurmayasın bosna
dilim söylemese de acından parsa çıkardık bosna
affet bizi n'olur affet yüce gönlünle affedici bosna
ALLAHIM, SENİN KORKUNDAN BİZE GÜNAH İŞLEMEMİZE ENGEL OLAN BİR PAY VER. SANA İTAATTEN BİZİ CENNETE GÖTÜREN BİR PARÇA VER. DÜNYA MUSİBETLERİNİ BİZE HAFİFLETEN YAKÎNÎ BİR İMAN VER. ALLAHIM, BİZİ YAŞATTIĞIN MÜDDETÇE KULAKLARIMIZDAN, GÖZLERİMİZDEN VE KUVVETİMİZDEN FAYDALANDIR. ÖLÜMÜMÜZE KADAR ONLARI DEVAMLI KIL. BİZE ZULMEDENLERDEN ÖCÜMÜZÜ SEN AL. BİZE DÜŞMANLIK EDENLERE KARŞI BİZE YARDIM ET. BİZİ DİNİMİZDE MUSİBETE UĞRATMA. DÜNYAYI EN BÜYÜK DÜŞÜNCEMİZ VE GAYEMİZ; İLMİMİZİN DE ULAŞTIĞI SON NOKTA YAPMA. BİZE MERHAMET ETMEYENLERİ ÜZERİMİZE YÖNETİCİ VE OTORİTE TAYİN ETME. ALLAHIM, BENİ, SAĞ İKEN ANAMI VE BABAMI, EVLATLARIMI, NESLİMİ, NESEBİ AKRABALARIMI, İHVANIMI, MÜ’MİNLERİ, MİLLETİMİ, RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZİN ÜMMETİNİ BAĞIŞLA. BİZE ACI. BİZİ AFFET. BİZİ RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZE LÂYIK VE VÂSIL EYLE. BİZİ SALİH KULLARINA DAHİL EYLE. BİZİ SADIK KIL. BİZİ RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZE SEVDİR. BİZE ONU (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) SEVDİR. BİZİ ONUN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) BERABERLİĞİNE İLHAK EYLE. BİZİ HULD CENNETİNDE ONUN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) YOLDAŞI KIL. BİZİ SALİHLER OLARAK HAYATLANDIR VE BİZİ ANCAK MÜSLÜMAN OLARAK VEFAT ETTİR. BİZİ SALİHLER OLARAK HAŞR EYLE. BİZİ MÜLKÜNÜN MUKTEDİRLİĞİNDE BERABER KIL. BİZE FİRDEVS’i VER. BİZİ NAİM CENNETİNDE NİMETLENDİR. BİZİ CENNETLERİNE DAHİL EYLE. BİZİ KABİR AZABINDAN, MAHŞERİN VE KIYAMETİN DEHŞETİNDEN, CEHENNEM AZABINDAN MUHAFAZA EYLE. ALLAHIM KALPLERİMİZİN ARASINI BİRLEŞTİR. ARAMIZI İSLAH ET. BİZİ SELÂM YOLLARINA HİDAYET ET. BİZİ ZULMETTEN NURUNA KAVUŞTUR. BİZİ ZAHİR VE BATIN ŞERLERDEN KORU. BİZE İŞİTMEMİZDE, GÖRMEMİZDE, KALBİMİZDE, EŞLERİMİZDE VE ZÜRRİYETİMİZDE BEREKET KIL VE TEVBELERİMİZİ KABUL ET. BİZİ NİMETLERİNE ŞÜKREDEN VE HAMD EDEN, SENİ KABUL EDENLERDEN KIL, ÜZERİMİZE O NİMETİ TAMAMLA. ALLAHIM BİZE DÜNYADA HASENE VE AHİRETTE HASENE VER VE BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU. ALLAHIM BİZ SENDEN, RAHMETİNİN GEREKLERİNİ VE BAĞIŞLAMANIN AZİMETLERİNİ VE HER GÜNAHTAN SELAMETE ERMEYİ VE HER İYİLİKTEN GANİMET VE CENNETİ KAZANMAYI VE CEHENNEMDEN KURTULMAYI İSTERİZ. ALLAHIM BİZE ÇOK VER VE BİZE EKSİK VERME VE BİZE İKRAM ET VE BİZE KÖTÜLÜK ETME BİZE VER VE BİZİ MAHRUM ETME VE BİZE İ’SAR ETTİR VE İ’SAR OLUNDURMA VE BİZİ RAZI ET BİZDEN RAZI OL. ALLAHIM BÜTÜN İŞLERDE SONUÇLARIMIZI GÜZEL EYLE VE BİZLERİ DÜNYA HÜZNÜNDEN VE AHİRET AZABINDAN KORU. KALPLERİ ÇEVİREN ALLAHIM, KALPLERİMİZİ TAATİN ÜZERE ÇEVİR...
HAZRETİ PİYR NUREDDİYNİ CERRAHİYNİN VE SAİR PİYRANIN ERVAHI VE ŞEFAATLERİ İÇİN
TURUKTAN İYMANI İSLAM VE MERTEBELERDE İKEN VEFAT İDEN MÜRİYDANIN ERVAHI İÇİN
ÜMMETİ MUHAMMEDDEN (SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM) AHİRETE İYMAN İSLAM İLE İNTİKAL İDENLERİN ERVAHI İÇİN
VE BERHAYAT OLANLARIN HİDAYETTE DAİM VE KAİM OLMALARI İÇİN
DİYNİ İSLAMA HADİM OLMALARI İÇİN
ADEM ALEYHİSSELAMDAN ŞU ANA DEK GELİB AHİRETE İNTİKAL İDEN MÜ’MİNİNİ MÜ’MİNATIN MÜSLİMİNİ MÜSLİMATIN ERVAHI İÇİN
BERHAYAT OLANLARIN DİYNİ İSLAMA HADİM OLMALARI İÇİN
ASHABI KİRAM TABİİN TEBEİ TABİİNİN ERVAHI İÇİN
HULEFAİ RAŞİDİYN EVLADI ALİ ABA AŞEREİ PÜR VEFANIN VE EZVACI TAHİRAT VALİDELERİMİZİN (RIDVANULLAHİ ALEYHİM ECMAİN) ERVAHI İÇİN
VE HASSETEN AKRABAYI TAALLÜKATTAN AHİRETE İMANI İSLAM İLE İNTİKAL ETMİŞLERİN ERVAHI İÇİN
İHVANI YÂRANIN İKİ CİHANDA AZİYZİ ŞERİYF OLMALARI İÇİN
VE KESİR ADET OLMALARI İÇİN
SULTANIMIZIN SIHHAT VE AFİYETİ İÇİN
HİMMETLERİNİN DE ÜZERİMİZE ALİ OLMASI İÇİN
Bİ HÖRMETİ PİYR VE PİYRAN ENBİYAULLAH VE Bİ HÖRMETİ MÜRSELİN VE Bİ HÖRMETİ SEYYİDİL MÜRSELİN (SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM)
EL FATİHA
à Hadis i Şerifler ile günlük dualar à
Alanya dan edebiyat öğretmeni YILMAZ KISA ya teşekkürlerimle
SU KASİDESİ - Fuzûlî
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
1-) Ey göz! Gönlümdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma
ki,
bu kadar çok tutuşan ateşlere su fayda vermez.
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
2-) Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden
akan sular, gözyaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır.
Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su
3-) Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden
benim
gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
4-) Yaralı gönül senin (peykân)ından korka korka
bahseder.
Yaralı olan suyu ihtiyatla içer.
Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
5-) Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile
mahvetsin), boşuna
yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi
bir gül açılmaz.)
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
6-) Yazı yazan (hattat)ın gözlerine kalem gibi kara su
inse de,
senin yüzünün hattına benzer bir hat yazamaz.
Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su
7-) Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim
ıslansa ne olur,
buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.
Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
8-) Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin
olan bakışını
esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.
İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
9-) Gönül, ondan ayrı olduğun zaman, onun peykinin (oka benzeyen
kirpiklerini) isteyerek, hasretini teskin etmeğe çalış. Susuzum, git bu
çölde benim için su ara.
Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
10-) Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da
su içmek
hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.
Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su
11-) Su, durmadan senin mahallendeki bahçeye doğru
akıyor.
Galiba o, hoş yürüyüşlü sevgiliye âşık olmuş.
Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su
12-) Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden
kesmeliyim,
çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)
Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su
13-) Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla
ölürsem,
öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.
Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
14-) Servi, kumrunun yalvarmalarına karşı dikbaşlılık
ediyor.
Su gitsin de onun eteğine sarılıp ayağına düşsün yalvarsın.
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağınun mizâcına gire kurtara su
15-) Gül dalı bir hile ile bülbülün kanını içmek
istiyor.
Su, gül dalının damarına girerek bülbülü kurtarmalıdır.
Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su
16-) Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş
dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.
Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su
17-) İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz.
Muhammed'in s.a.v)
mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.
Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su
18-) Katı taştan, Peygamberlik gül bahçesinin
parlaklığını
tazelemek için onun mucizesiyle su meydana çıkmıştır.
Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su
19-) Onun mucizesi âlemde öyle nihayetsiz bir hidayet
denizidir ki
binlerce kâfir tapınağına (Mecusî tapınağına) o denizden hidayet ermiştir.
Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su
20-) Şiddet günü Ensar'a parmağından akıttığı suyu
kim işitse, hayretle parmağını ısırır.
Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
21-) Dostu yılan zehri içse âb- ı hayat olur.
Aksine düşmanı da su içse elbette yılan zehrine döner.
Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
22-) Abdest almak için yanağının gülüne su serpince,
her damla sudan bin rahmet denizi dalgalanmıştır.
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
23-) Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan
taşa
vurarak ömürler boyu, durmaksızın
başıboş gezer.
Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
24-) Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde
ışık salmak ister.
Parça parça da olsa o eşikten dönmez.
Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
25-) Senin na'tını zaman zaman tekrarlamayı hata ehli
derman bilir.
Tıpkı sarhoşun ayılması için yüzüne su serpmesi gibi.
Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su
26-) Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı!
Susamışların
susuzluktan dudağı kurumuşların yanıp dâimâ su diledikleri gibi
ben de seni özlüyorum.
Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su
27-) Şen o keramet denizisin ki, Miraç gecesi feyzinin
şebnemi
duran ve gezen yıldızlara su götürmüştür.
Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
28-) Mezarını yenileyen mimara su gerekirse,
güneşin çeşmesinden her dem feyzin saf suyu iner.
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
29-) Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış,
ama o ateşe,
senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.
Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su
30-) Na'tının uğuru ile Fuzulî'nin sözleri nisan
yağmurundan vücuda
gelen büyük inci tanelerine benzemiştir.
Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
31-) Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan
uyanan düşkün
yahut aşık göz, sana duyduğu hasretten su gözyaşı döktüğü zaman
Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su
32-) O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana
vuslat çeşmenin
su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.
Çokça zikredilen beyitlerinden bazıları şunlardır:
Aşk imiş her ne var alemde
İlim bir kil ü kal imiş
Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var
Hasılım yoh ser-i küyunda beladan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenadan gayrı
Eyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir
Men kimem saki olan kimdir mey ü sahba nedir
Dest busi arzusıyle ger ölsem dustlar
Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su
Ya rab bela-yı aşk ile kıl müptela meni
Bir dem bela-yı aşktan etme cüda meni
Yılda bir kurban keser halk-ı âlem ıyd içün,
Dem be dem saat be saat men senün kurbanınam.
HAYYAM dan
Sabahattin Eyuboğlu na teşekkürlerimle
inci
Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil;
Erdiğim sırları söylemek elimde değil;
Aklım düşüncenin derin denizlerinden
Bir inci çıkardı ki delmek elimde değil
sen mi? ben mi?
Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana:
Bensem, ne bakarsın o yana bu yana?
Kendine gel de düşün, içine iyi bak:
Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna!
“ALGILAMAK VAR OLMAKTIR” diyorlar
Varlık, işte anahtar kelime. İnsan kısaca şöyle tanımlanır: doğar, büyür, ölür. Peki insanın kendisini bir varlık olarak anlaması veya algılaması nasıldır. W. Shakespeare in dediği gibi “Olmak yada olmamak işte bütün mesele bu”. Deriz ki “anladım” veya “algılamıyorsun!”. Öyleyse anlanan nedir? nasıl anlaşılmıştır? veya algılanan nedir? ne algılanmış? ve algılama için araç kullanılmışmıdır? ve bu araç nedir?
Şimdi bu kavramları incelemeye çalışalım.
Anlama, bir durum veya oluşu kendimizde bulunan yaşadığımız, gördüğümüz veya bilgisine sahip olduğumuz bir durum veya oluşla kıyaslama işinin sonucudur. Eğer kıyaslanan örtüşüyorsa buna tepkimiz “anladım” olur. Algılama ise yine anlama işini oluşturan hale bir araç kullanarak varmamızdır. Yani burnumuzla “bir koku algılarız” ve bunu kendimizdeki kokularla kıyaslayarak “çok güzel, fena değil, berbat” vs. niteleriz. Tabii ki şimdiye kadar bahsettiklerimiz işin daha çok sözlük anlamı üzerineydi.
Oysa birde işin felsefi boyutu vardır ki algılamak daha çok farkında olmak argo tabirle “işi çakmak” manasına gelir. O halde fark kelimesini çözersek felsefi boyutuna da bir açıklama getirmiş oluruz. Nedir felsefedeki fark. Kendimizle diğerlerinin farkı mı? Ki bir şekilde bu da vardır. Yoksa kendimizin yaşadığımız süreçte farklılaşması mı? Ki asıl düğüm buradadır.
Şöyle söylemiştik;
günaydın
farkında olup yaşantının kader demeyip gayrete girenlere günaydın
erişenlere ve dahi erişmeye yol alanlara henüz başlayanlara günaydın
durmaktan vaz geçip harekete geçenlere yola çıkıp yürüyenlere günaydın
yol ne diye merak edip soranlara sorusunda sabit olanlara günaydın
Burada da anlaşıldığı gibi farketmeye varmak için birbirini izleyen anlayış kademeleri var. İnsan çok basit görünen bir cümleyi bile bir kaç defa okuyunca farklı anlayabilir. Ya hayatı sürekli okumaya erişirse her baktığında yeni bir fark görmez mi?
Varlık olan insan varım demekle mi var olur? yoksa varlığına ait eylemler mi olmalıdır?. Bu sorunun cevabı bir şekilde varlık kavramının da cevabı gibidir. Dikkat edersek insanın varım demesi zaten yeterli bir eylemdir. İş kaldı varım dediği nedir onu bilmeye. İnsan kendisinde bir kuvvet bir güç olduğuna ve bu güç ile değiştirebileceğine veya istemediğinde değişimi durduracağına varım demektedir. Öyleyse varım diyene bakılır ve dediklerinde tutarlı olduğu kadar o insan vardır.
“HER ŞEYİN ÖLÇÜSÜ İNSAN” ise "İNSANI ÖLÇ"
İnsanlık, tarih olarak başlangıcı bilinmemekle beraber yazının icat edilmesinden sonra insan ile ilgili olay ve gelişmeler bilinir hale gelmiştir. İnsan hakkında yazılanlardan anladığımız ise, insanın çevresine olduğu kadar kendi yaşantısına da ilgisiz kalmadığıdır. İnsanın ilk yazdıklarından bu güne kadar neredeyse hiç değişmeyen bir şey de insanın algıladıklarını sınıflandırmasıdır. Daha doğru bir ifadeyle belirli ölçülere göre algılamaya çalışmasıdır.
İnsan sadece beş duyusu ile algıladığını değil duygularını da ölçüyle ifade etmektedir. Fiziksel ölçebildiklerini dahi belirli sınıflara ayırıp öyle ifade etmeye o kadar alışır ki ölçüsüne sığmayan bir durumu kolaylıkla reddeder.
Şöyle söylemiştik;
mantık
ne zamandır konuşuyordum mantık için
her kullanan da mantık der bilmez niçin
senin kelimelerinin sence sınırıdır mantık
sende olmayan kelimeye ne yapsın mantık
kabulsüz duyunca yeniyi red eder mantık
kabul ettiğin ise sana yepyeni mantık
mantık sana fayda getirmeyen bilmeyince
mantıkla bakma ne olur sözü dinle iyice
mantık seni hapseder koyduğu her sınırda
yeniye yol alana bekçidir mantık her sınırda
yeni sana gelmez sen sınırı açmayınca
mantık bekçisi açarmı sınırı sen açmayınca
yeni ne deme sende ne varsa eskiyendir
eskiyi sende tutarsan seni de eskitendir
eskimişler ne kadar çok baksana etrafına
genci yaşlısı dur der yeni bir şey yapınca
sen aldırma eskilere her an yenile kendini
eskiyenler fayda etse eskiciler di beyefendi
O halde dersek ki “insan ölçü koyar ama sonra da o ölçünün içine sıkışıp kalır” hata yapmış olmayız. Hem insan düşünen bir varlıktır denir ama düşüncenin nasıl oluştuğu bile yeterince tartışılmamıştır. Düşünce insanda var olan bilgiye göre şekil alır. Bu demektir ki ortaya konan fikir dinleyenin anladığından daha geniş olabilir.
Peki, “İnsan ölçüsüz olabilir mi?” diye bir soru akla gelebilir. İnsan birey olmak bir yana toplumsal bir varlıktır da. Yani insan kendi hayatının merkezi olduğu kadar çevresinden bağımsız da olamaz.
Ölçü veya ölçüsüzlük
Şimdi “nedir ölçü?” diye soralım. Ölçü kavranan ve de kapsananla alakalıdır. Ancak bu kavrama ve kapsama değiştiğinde ölçü çıkar ortaya. Yani önceki kapsanan ile yeni kapsananın arasındaki farkı ifade etme şeklidir. Aynı durum kavranan yani duyulara ait olanda yoktur. Ancak biz fiziksele ait ölçüye benzeştirerek kullandığımız zaman kavrananların ardışık ve içiçeliğini gözardı etmiş oluruz. Sonuçta “her şeyin ölçüsü insan” demekle hem ölçüyü ortaya çıkaran hem de kullanan insandır demiş oluruz. Öyleyse kullandığı ölçü insanı da ölçmüş olur. Yani ölçen insan ölçülen insan oluverir.
merhaba
şiir yazmadım sadece satırlarım şiire benzedi
söylemeye çalıştığım adım attın bende daha ileri adım attım
ama sen adımını geri çektin bende bunu bir şarkıdan esinlenerek
belirttim
ayrıca siz/biz gibi ifadeleri sevmediğim için sen/ben hitabını kullandım
bunu yanlış anlamanı istemem
burada veya msn de iletişime devam etmek isterim
sen de dilersen tabii ki
hoş ol ve hoşlukta kal
...
illa birşey istemek dersen
arkadaşlık derim dostluk derim
yoldaşlık derim
derim allah derim
ama sen ne istersin bilmeyenim
eh işte esas bununla başlayalım derim
ne yaptığıma gelince yolcuyum kendimden kendime ama tüm kainat bende
sen benim dünyama girince kesişim kümesi oluştu ister istemez
burayı ingilizce söyliyeceğim kusura bakma whatever drives you brought us here
together but if i were not here would it be the same ?
eğer matrix filmini hatırlıyorsan ne dediğim daha anlaşılır olabilir
ama istersen sonra bunları yine konuşuruz
kendine ve seni sen yapanlara iyi bak
mrb
"tanıma ve tanışma meydanına çıktı iki yiğit ikiside
birbirinden merdane"
ne o güreşe mi çıkıyoruz
bu kadar katı tanışma merasimi
ben necmi
necmi_gocer@hotmail.com da msn im
tanışma partisi ne davetlimsin
kapıda kimlik sormasalarda davetiye sorabilirler
görüşmek üzere arkadaşım
a.s.
siz şöyle yazmışsınız ya;
Sà ....MüsLümanLık nerde...
Sà ....Bizden geçmiş insanLık biLe alem aldatmaksa
maksat,aldanan yok nafile,
Sà ....kaç hakiki müsLüman gördümse,hep makberdedir,
Sà ....MüsLümanLık bilmemm amma geLiba GökLerdedir..!
rahmetli ahmet efendi de buyuruyor ki “eğer abdullah yani allaha kul olmazsa bu dünya yok olur”
yani kıyamet ile ilgili hadis i şerifi hatırlatıyor ve bizim de o abdullahtan
biri olmamızı söylüyor
kimi dinleyelim
"Ve acep bu gibi esrar ı ilâhiyi işitmek amel etmek
için midir yoksa malumat edinmek için midir? Ve işittiği ile âmil olmayan
eşitmiş midir?" diye yazmış 1968 senesinde ahmet uzundede efendi (allah
rahmet eylesin)
tabii ki bu gün anlaşılması için kelimelerde açıklama yapılsa fayda
genişleyebilir
acep acaba
esrar ı ilâhi allah ın buyurup da bizim henüz
erişemediğimiz için sır giz örtülü dediğimizdir
oysa erişince sır aynanın arkasındaki 'sır' a dönüşür ki aynada görmek için o
sır olmazsa ayna değil cam olurdu
aynada görülende asıl değil görüntüdür asıl ise aynaya bakandır
amel etmek fiillenmek icra etmek yerine getirmek
yapmak sevmek anlamak faydalanmak erişmek...
âmil amel eden
malumat bilinenden açıklayıcı şey
kimi dinleyelim? sorusuna ise verilecek cevap allah ve rasulü s.a.v.(*)
dir (* Sallallahu aleyhi vesellem)
ancak onlar her işidene hitap eden olmakla beraber işidenin kabulü miktarınca
yer eden yerleşendir
allah ve rasulüne s.a.v. bakan ise harice bakan değildir
oysa allah ve rasulüne s.a.v. bakana bakanlar ise
baktıklarını değil baktıklarında allah ve rasulüne s.a.v. aitleri görmelidir
bu da bakılana düşendir
delil ise;
kabul etsin etmesin allah herkese allah olduğu gibi rasulullah s.a.v. de icabet
etsin etmesin herkesi davetiyledir
o halde size cevap kim ki ayırandır bu inanan
bu inanmıyan diye o cahilliği iledir
ve kim allah ve rasulü s.a.v. adına konuşandır onlar allah ve rasulüne s.a.v.
sırtını dönen olur
çünkü her kim allah ve rasulüne s.a.v. dönük durursa kendisi başkası ile meşgul
olamaz ve ancak o dönük olana bakanlar da onda allah ve rasulüne s.a.v. aitleri
görürler
başkası denilenle meşgul olmak demek -eğer sormadıysa- allah ve rasulüne s.a.v.
sırtını dönmeyi gerektirir
oysa sorulana miktarınca cevap vermek emirdir
gel kim olursan ol yine gel yerine bil ne bilirsen bil ama bil dedik
çünkü gelmek gitmek için önce bilmek lazım
bu zamanda bilmenin önüne setler çekiliyor ve akıl prangalanıyor
hz mevlana gel dediğinde davet ettikleri allah ve rasulünü s.a.v. biliyorlardı
ama kabulsüzlerdi
hz mevlana onları kabule davet etti
şimdi ise allah ve rasulullah s.a.v. adına fetva verenler kendi akıllarında
buldukları putlara allah ve rasulullah s.a.v. ismini verenler
rasulullah s.a.v. ise kâbe i muazzamadaki putları kıran sen de gönül kâbendeki
putları kır ki sünnet i rasule s.a.v. eresin vesselam....
bu iyiye işaret çünkü rızaya erişmesekde mutmain e bari
erişelim
ancak bu kendimize sormayla olur çünkü kendini sabitleyen nasıl rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellemin haber verdiği 'iki günü müsavi olan zarardadır'
hadis i şerifine erişir yoksa
cevap için ise müsait bir zaman ayıracağımı bilmenizi isterim
misafirim var önce gelen önceliklidir
kendinize mukayyet olun
cevabım gecikti
hakkınızı helal edin
cennet mi cemalullah mı soruyorsunuz
biz de deriz ki siz hangisini kendinize sınır kabul ettiğinize bakın
ben deyince kişi irade kullanan olur ancak irade kullanana da sual olunur
bu iki durumdan geçmek için ben demekten sen demeye ve sonra da
onun dediğini demeye başlamak gerek
o zaman bakmak lazım o ne diyor;
cenab ı hak bir ayet i celilesinde buyuruyor ki
bismillahirrahmanirrahim
innallahe ve melâiketehu yusallune alennebiy
yâ eyyuhellezine amenu sallu aleyhi vesellimu teslima
nasıl ki cenab ı hak bize zikr i emrediyor
o halde bakmak gerek o nasıl zikrediyor
yukarıda beyan edilen ayet i kerimede mealen
allah ve melekleri nebiye (rasulullah muhammed
sallallahu aleyhi vesellem) salat ediyor
ey iman edenler sizde ona salat edin ve teslim olun
diye emrediyor
o halde bizim sen dememiz yetmez o sen dediğimiz allahın zikrini de eda etmemiz
gerekir
allah ki nebiy sini zikrederek salat ediyor
biz de sallallahu aleyhi vesellem diyelim bari
soruya cevap verilmezse olmaz
ancak ben meal üzerinden yorum yapmamaya gayret ederim
arabça bilgimde yok denecek kadar az ancak geliştirmeye çalışıyorum
bu sebeple cenab ı hakkın bana lütfettiği kadarını size açabilirim ne olur ayeti bununla sınırlamayın
bismillahirrahmanirrahim
innallahe ve melâiketehu
yusallune alennebiy
yâ eyyuhellezine amenu sallu
aleyhi vesellimu teslima
okunuşunu türkçede ancak böyle yazabiliyorum
bildiğiniz gibi şedde ve üstün esre ötre cezm gibi bağlaçlar çekimler türkçede yok
â yı bile kaldırdık kar ile kâr arasında fark kalmadı
konumuza dönecek olursak
benim nacizane size söyleyeceğim bu işin aslı kelimenizi çoğaltın derim ve bu konuda sorunuz olursa bildiğimi açıklarım
ancak ayet mealini önceki yazdığımdan daha fazla açmak şu an için öncelikli değil gibi anlaşılıyor
Tanıdıkça tanıtanım
Ah arkadaşım ah, en kıymetliyi en kıymetsizmişçesine
kullanmakta olduğunu farkettiğinde 75 ini geçmiş olabilirsin.
Aman dikkat henüz vakit varken sor kendine nedir diye.
Cevap bulacaksın ama kabul edebilecekmisin bilmem.
Kolaylaştırıcı ne diyorsan işte o zaman arkadaşın olarak benden de bir kaç
kelime duy derim vesselam...
Merhaba_
Sizi okudum, istemeden sizi gördüm kelimelerde.
Gördüklerimdeki siz nasıl söyleyeyim yaşamak için var olandınız
Ve ne hikmetse yaşam sizinle inatlaşmış ve siz size küsmüşsünüz.
Beni bir hiç sayın ve ne olur yazdığınız kelimelere yüklediklerinizi bırakmayın.
Dolmuşsunuz ama taşmayın ama ne olur bu güzel aklınızı terketmeyin.
Siz var olun varlığınız size armağan olsun.
Size yazmış olayım ama okuyanlarla da paylaşmış olayım;
dediğiniz gibi biz dualarımızda hayır isteriz ancak benim
ufkumu değiştiren hadis i şerifi yazmak gerek...
bildiğiniz gibi ashap radiyallahu anhum rasulullah sallallahu aleyhi vesellemi
sürekli tarassud ('rasat' dan gözlemek) ederlermiş
bir gün rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem görünür bir sebep olmadan
gülümsemiş
ömer radiyallahu anh farketmiş ve sormuş "yâ
rasulallah niçin gülümsediniz" diye
rasullullah sallallahu aleyhi vesellem "taaccüb (şaşakalma) ediyorum ki
cenab ı hak mü'mine ne verirse hayırlısını veriyor" diye buyuruyor.
bu hadis i şerifi okuyunca aklımda şimşek çaktı ki allah'tan her şeyde
hayırlıyı istemek yerine sadece tek kelime mü'min
olmayı istemenin işi bitirdiğini anladım
karşılıklı ozan atışmasına dönmeden kesmek gerek
bu sorunuz da cevapsız kalmasın ancak bu konuyu burada
noktalayalım
yol
ama dahası var
yol uzun vakit dar... diye başlayan
beyitleri okuyunuz lütfen
sorunuza gelince...
amentü yü unutmayalım
ne diyoruz onda
hayrihi ve şerrihi minallahü teala
yani hayır ve şer allahtandır
yani demiyoruz ki
hayır da şer de allahtandır
aradaki fark ne derseniz
cenab ı hak hayrı ve şerri aynı anda ve işde beraber veren
ancak bizim o işdeki ilmimiz ve tercihimiz nispetinde hayra giren oluruz
o sebepledir ki sual olunacağız
vesselam...
ve dahi eklemeli ki mü'min iman sahibidir
iman ise ilimdir
yani cenab ı haktan mü'minliği taleb eden ilmi taleb etmiş olur
ilim sahibi de her an ve işde ilmi ile bakan olur
ilmi ile bakan da o an ve işin iycabı hayrı gören ve dahi tercihi miktarınca
yürüyen olur
cenab ı rasul sallallahu aleyhi ve sellemin buyurduğu "cenab ı hak mü'min
e ne veriyorsa hayırlıyı veriyor" hadis i şerifi tahakkuk etmiş olur
vesselam...
rasulullaha s.a.v. teslimiyet
allah herkese allah
hırsıza da katile de zaniye de istediğini veren allah
eğer onların bu istedikleri senin istemediklerinse
ona yani allaha teslim olduğun veya emanet edildiğin için
(allaha amanet ol diye cahilce bir cümle yaygın şu sıralar)
demiş oluyorsun ki
"ya rabbi benim istediğim
bişey yok
sen bu şerlilerin
istediklerini ver
bana zarar olsa da"
yaaaa
ancak rasulullaha s.a.v. teslimiyet iş getiren
yani hareket mecburiyeti ilimlenme mecburiyeti getiren
iş yapmayana rasulullah s.a.v. selam vermeyen
bunu da bil tercih senin ya iş yada ...
doğru yön bir tane var haa
360 derecede raslatmak zor diyorsan
360 bile bakışı daraltandır
kendi hayatının merkezi sen olmalısın ki
sen senden sana giderken
merkez tek nokta olacağı
ve tüm yönler merkezden geçeceği için
yolunu şaşırmazsın
vesselam...
merhaba
ne hoş ettiniz
işte böyle olmalı sınırlardan kurtulmak
aklın bağımsızlığına ulaşmak
hayat denilen bu girdaplı karanlık denizlerde korkusuz yelken açmak
aramak değil maksat hayatı hayatta yaşamak
yaşadığını anlayıp başka yaşantılarla çoğalmak artmak
ne iyi ettin arkadaşım kapımı çaldın
buyur gel sofrada ne varsa paylaşalım
üstelik misafir kıymeti bilmek öğretildi bize
bunu yaşattığınız için de ayrıca teşekkür size
ah derdimi anlatamamak ne zor
merhaba
"her kim Allah için dost
edinirse, Allah Teâlâ onun için cennette yeni bir derece yaratır"
hadis i şerifin yazılı olduğu güllü ve güzel resme tıkladığımda arkadaşları görebilir diyor
arkadaş olalım o zaman dedim reddettiniz
tamam mümkün ve problem değil
o halde demiştim ki o resmi herkese açarsanız bende maksadıma ulaşmış olurum
bunu da yapmadınız
yalvarmamı isterseniz hadis i şerif için yalvarırım
eskiler bir hadis i şerifi kaynağından duymak için yüzlerce km yol giderlermiş
ben yalvarmışım ne ki
soru “sen aşık mısın peki? “
Cevap
aşk bilinse aşık olunmadan önce asla aşk oluşmaz
çünkü aşk pervane böceğinin yaptığı işi yaptırır insana
oysa insan böcek değil aklı ile insan
pervane böceği ışığı görünce başlar etrafında dönmeye
yaklaşır yaklaşır
yaklaştıkça ısınır ama farkedemez (kurbağa testini duymuşsundur)
sonunda o kadar yaklaşır ve ısınır ki yanarak ölür
aşk budur
tek kurtuluşu vardır ki ölümdür
ancak ölüm ihtiyari ölüm ve zorunlu ölüm diye ikiyi ayrılır ki
ölmeden evvel ölünüz hadis i şerifi buna işarettir
kişi isteğinden aşkın o çekiminden kurtulmak için ihtiyarını yani iradesini kullanamaz
ancak aşık olduğunun kendisini öldürmesine izin verir yani aşık olduğu aşkı öldürür
aşk ölünce insan serbest kalır işte burda akıl baliğ olmuşsa yani aklına hükmedebiliyorsa yaşantısı güzelleşir çünkü artık aşkı ilimlenmiştir
eğer aklına hükmetmeye ilimlenemezse işte mecnunluk o zaman ortaya çıkar
sokaklarda bir çok meczup görürsün bunların hepsi aşk mağdurudur
ama aşık olan da yok gibidir ha
öyle seviyorum ölüyorum demek değildir aşk
aşk kendinden vazgeçmektir zaten öyle olmasa aşkın ölümünü seyredemez insan
kendisi de ölür işte sana intiharların çoğunun sebebi
soruna biraz uzun cevap verdim ama
elhamdülillah bu aşk kadar da öğretici birşey yoktur bilesin
hope you don’t mind being in english
I've read your opinions about life
I may add now the word "KNOW"
Because you have to make a decision before any action.
But how many of us know the result while deciding
In fact any decision made without knowing the real knowledge "HAK" in arabic,
is only assumption "ZAN" in arabic.
But knowing the real happens step by step.
First, you have to know the "word" of the thing you will decide about which means "ilm-el yakin" in arabic.
Then, you have to see the picture of the word in your mind or someone doing or has done that means "ayn-el yakin" in arabic
At the end You have to know the result of the action you are about to decide which means "hakkal yakin" in arabic.
And this can only be known by having the knowledge coming from the Rasulullah Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem.
Selam upon you.
merhaba tatlı cadım
gel dedin davete icabet ettim
blog dedin herhalde budur dedim "son söz" demişsin ya eh o zaman kısacıktan şöyle söyleyeyim...
fuzuli ye derler "her şey söylenmedimi"
o da derki "iyi de cancağızım benimde söyleyeceğim var"
mevlana da der ki "dün dünde kaldı bu gün yeni bir şey söylemek lazım"
o halde birleştirelim ki söz bize ait olsun yoksa "tuti mucizeyi guyem" olur ama "ne desem laf değil olmaz"
zamansız algılayamasak da zamansızlığı bilebiliriz
dünyayı 6 günde yaratması ile arzı veya kainatı algılıyorsan böyle milyarlı bir çevrim yapma ihtiyacı duyarsın
şöyle bakarsan bilmeye adım atarsın
yaşantımız / rüyamız bir gün
kabrimiz bir gün
kıyametimiz bir gün
mahşerimiz bir gün
hesabımız bir gün
cennetimiz / cehennemimiz bir gün
etti altı
bunları ilimlenince
zamansızlığa giriş veeeee
"inna lillah ve inna
ileyhi raciun"
merhaba
uğradım yoksun
başka zaman inşallah
kendine ve kızlarına iyi bak
sakıncası yoksa bildiğim bir şeyi de yazmak istiyorum paylaşmak adına
sakın yanlış anlamayasın paylaşayım arkadaşımla diye yazdım
2005 yılında öğrendiğim kısa bir dua var onu okuyorum kendime çocuklarıma etrafıma evime ...
dua şöyle;
ALLAHÜMME YÂ HAFIZ (3 defa)
ALLAHÜMME YÂ MANi (3 defa)
ALLAHÜMME YÂ DAFiUN (3 defa)
Ayet el Kürsi (1 defa)
Allahümme yâ hafız = "olanların ve gelenlerin şerrinden muhafaza için" (süreklilik için)
Allahümme yâ mani = "olanların ve gelenlerin şerrine mani"
Allahümme yâ dafiun = "olanların şerrini def etmek için"
Ayet el Kürsi = "bilmediklerimiz aklımıza gelmeyenlerden sığınmak için"
bu duayı ben her sabah veya evden her çıkışımda okumaya gayret ediyorum
teşrifatçı
eee hayat sandığın gibi değil ki sen iş para vb problem
sanıyordun
ama onlar kalkınca başka problemler oturdu onların yerine
seyretmeyi öğrenene kadar teşrifatçılığa devam
Sà ....teşrifat?
hani sinemada yer gösterirler ya
sende dertlere yer gösteriyorsun
ama hayat filmi oynuyor haberin yok
Sà ....kör cahilim
yaşantıyı seyretmezsen seyretmeyi öğrenemezsin ki
daha yaşantıyı seyretmeyi öğrendikten sonra sahneleri
yorumlamak var
yönetmeni anlamak var
kendi hayatın olduğunu farkedip başrolü kapmak var
Sà ....yol uzun arkadaşım
Sà ....yoldaş gerek
yah
bak yazılanlar türkçe ama anlam değişti değil mi
yani ilk okuduğunda da türkçeydi şimdi hatırlayınca da
türkçe
keyfe erişme
|
|
konu : keyife erişme yolları yer : dünya sahne : bu gün oyuncular : sen ve sevdiklerin sevmediklerin neyin varsa hepsi anlatan : necmi göçer, mühendis araçlar : çok katlı apartman (misalin başlangıcında kullanınız sonra ihtiyaç olmayacak) kaynak : rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tür : hadis i şerif söz : "iki günü müsavi olan mü'min zarardadır" |
sahneye sen gelirsin bu günden başka tüm düşünceni atarsın
ve bu gün bulunduğun yeri apartmanın giriş katı dersin
bu gün bulunduğun kattan dünyaya bakarsın
görebildiğini anlamaya çalışırsın
....
sonra hadis i şerifi bir daha okursun
ve ertesi günü apartmanın birinci katına çıkarsın
tekrar dünyaya baktığında görebildiğin alanın genişlediğini görürsün
üstelik zemin katında sana yakın olanların da (ister insan ister dert ister zevk)
bir miktar uzaklaşmış olduğunu görürsün
ancak şimdi bulunduğun kata ait de sana yakın insanlar dertler ve zevkler olduğunu göreceksin
....
sonra hadis i şerifi bir daha okursun
ve bir sonraki gün bir kat daha çıkarsın apartmanda
yine dünyaya baktığında bir önceki günden daha geniş bir alan gördüğünü
ancak daha az sayıda yakın insan olduğunu zevklerinde azaldığını
ancak yüksekliğinde bir çeşit baş dönmesi yaptığını farkedersin
işte burda o yukarı kata çıkarken kullandığın yola
(allahın ipine) sıkı sıkı sarılmazsan kibir gelir ve ayağın kayar
tepetaklak geldiğin yere çakılırsın
amma ve lakin katları yukarı tırmanışına devam edersen
dünyanın da küçüldüğünü değersizleştiğini
asıl olanın yolculuk olduğunu farketmeye başlarsın
işte bu apartman İLİM dir
hadi yolculuğun hayırlı olsun
vesselam
aman sakın arkadaşım
çocuklarımıza veya ana - babamıza istemeden de olsa öfkeyi / kızgınlığı kullanmayalım
bir hadis i kutsi de cenab ı hak buyuruyor ki
"benden (allahtan) başkasına kulluk mümkün olsaydı
ana - babanıza kulluk edin diye buyururdum"
yine bizim allahı bilemeyeceğimiz hadis i şerif ile sabittir ki;
rasulullah s.a.v. şöyle dua ediyor "yâ rabbi seni hakkıyla bilemedim"
o halde cenab ı hakkın kulluk emri zahiren anneye babaya yapılarak gösterilendir.
anne - babaya öfke nasıl cenab ı hakkın gazabını mucip ise
cocuğa öfke nazarı ile bakmak aynı cenab ı hakkın gazabı ile bakmak gibidir
aman kendimizi de cocuklarımızı da allahın gazabından muhafaza edelim
hem bilinsin ki "öfke şeytandandır" hadis i şerifi unutulmasa öfke olmaz
evet e dair
|
…. |
|
evet hadis i şerif okumalısın |
|
evet okuduğunu ezberlemelisin |
|
evet ancak hiç yorum yapmamalısın |
|
…. |
Sà ....yani hiç düşünmemeliyim öyle mi
....
Sà ....ezberlemeyi sevmem
Sà ....sadece beynime kazırım o kadar
....
arkadaşım hadis i şerifi okurken düşünecek olursak iki seçenek çıkar kabul / red
eğer o andaki aklımızda o hadis i şerife ait kelime ve resmi yoksa anlayamayız
anlayamayınca büyük ihtimalle kabul edemeyiz hatta red bile edebiliriz (mantık)
işte bu bizim yolumuzun sonu olur kim ki allah ve rasulunden (s.a.v) gelen
herhangi bir şeyi red ederse tümünü red etmiştir
bu olmasın istiyorsak düşünmeden ezberleriz / hafızaya kaldırma da denir
senin dediğin gibi beynine kazımayıda sayalım
yani red etme ihtimalini kaldırmış oluruz
sonra yaşantımıza devam ederken karşılaştığımız olaylarda hadis i şerifleri görmeye başlarız
ve o zaman hadis i şerifi aynel yakin bilebiliriz
ve yine bilmeliyiz ki her hadis i şerif i kabul etmekle mükellefiz ama yerine getiremeyebiliriz
bu sebeple "kolayınıza geleni yapın" buyurulmuştur
ne zaman ki bir hadis i şerifi icra ederiz onu hakkal yakin bilebiliriz...
hoşçakal arkadaşım
her nefes
biz her nefes son nefesteyiz ışıl hanımcığım bir saat ne ki
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem; ömer'e (radiyallahu anh) sorar
"Yâ ömer ölümü nasıl bilirsin"
ömer r.a. "yâ rasulallah akşam yatağıma yatarım ve bilirim ki sabah uyanmayabilirim"
bunun üzerine rasulullah s.a.v. "çok uzun fikirlisin yâ ömer" diye buyurur
sonra ebubekir'e (r.a.) sorar
ömer'in (r.a.) cevabından uyanmış olmalı ki ebubekir r.a. der ki
"yâ rasulallah (s.a.v.) bir nefes alırım ve bilirim ki ikinci nefesi almayabilirim"
Merhaba__
söylediklerine söyleyeceklerim elbette var
ve üstelik güzel şeyler de söyleyeceğim
ama şu an değil az biraz sabır diyorum:)
bu arada blog açman iyi oldu derim
kendi kendine yoğrulmanın ilk adımı
sonra da kıvama gelince insan
onu binbir şekle sokup yola koyarlar
pişince de lezzet dağıtır tadanlara
tadamayanlara kokusu yeter bazen
kokusunu alamayanlardan olmayalım da
sonra kısmet diyelim
o s.a.v. bize biz o s.a.v e kısmetiz
Sà ....daha önce de konuşcam diyip kaybolmuştun..
Sà ....umarım bu da ona benzemez..
Sà ....ne söyleyeceğini merak ediyorum
tekrar merhaba arkadaşım
yazacaklarıma başlamadan önce
arkadaşlığına teşekkürümün kesintisiz devam ettiğini bilmeni isterim.
aslında konuşmamın sonunu biliyorum ve bu sona getiren birden fazla yol olduğu için
bu yolları mümkün olduğu kadar birbirine karıştırmadan ifade etmeye ve paylaşmaya çalışayım
sonundan başlarsam daha kolay olacak gibi görünüyor:)
yolun sonu "inna lillah ve inna ileyhi raciun"
bir evveli 'celal' ve 'cemal' de kemal
bir evveli cennetden geçiş veya cennette sükun
bir evveli cehennemden geçiş veya celal de sükun
bir evveli mizan da utanma veya 'lâ ilahe illallah' da afüv
bir evveli arş dan gölgelenme veya mahşerde şuursuzluk
bir evveli kabirde hapis veya uykudan uyanma
bir evveli nefsin bakiyesi 'hiç' veya 'muti ente kable muti'
bir evveli salihayn da muhabbet veya dünyaya saplanış
bir evveli kast veya heva
bir evveli rüşt veya cehil
bizler cenab ı hakkın 'sen' dediğiyiz
senliğimize eriştiğimiz miktar mirat ı mücella (cilalı ayna) lığımız var
ne ki latif ismi şerifinden teklif edildi ayna yı parlatan kabullerdir
her kabul bizim sahip olduğumuzu zannettiklerimizden birisinin bizden alınarak temizlenmemiz
temizlik ise namazla gelen
şükrünü eda edene namaz verilen
şükür ise yine namaz ile mümkün
buyuruluyor ki cenab ı hak tayyib (temiz) dir illa tayyibi kabul eder
o halde namazla gelen temizlik bizi cenab ı hakka ayna kılmaya nihayetler
ve de nihayeti allah olan miraca uruc edendir
o halde "namaz mü'minin miracıdır" hadisi şerifi böylelikle vaki olandır
tüm bunlar ise "yol" denilen yani cenab ı hakkın sırat ı müstakim buyurduğudur
yukarıda insanların birbirlerine yaptıkları olarak anlattığın ise bu yol dan çıkarıcılardır vesselam
Sà ....kısaca bu söyledilerine aşk
desek olmuyor mu
aşk da körlük var
yol ise körlük kabul etmeyen
bütün bunlar fuad denilenin redsizliğine erişiş
…."Aşk acısı çekenler de, katiller de ölür sonunda. Ama ne aşktan ne de ölümden kaçılır" diye yazmışsın.
ah ölmeden evvel ölmeli ki
katile katli müjdelendi
sen ne kendinin katili ol ne başkasının
yaşamayı seç ki şehide verildi dirilik
alim ise şehitten bir derece ileride
ve alim rasulden iki derece geride
sen gel durma yolculuk yap
duranadır derece
“sen” denilene cevaplar
Sà ....ben bana dönebilemem..
Sà ....dönersem erebilerem..
Sà ....ve ermek her babayiğidin harcı değil..
Sà ....bikerem ben, bana aitim demiyorum..
Sà ....ben aşkımın sahibine aitim..
Sà ....burdan da ne çıkar önce yaradana
Sà ....sonra da dünyamı bir dokunuşyla cennete ya da
cehenneme çevirebilene aitim..
Sà ....ben beni tanıyan olsydım
Sà ....şu anda eminim kader yolumdaki farklı bir seçenekte
ilerlliyor olurdum..
Sà ....ışıksız kalmazdım..
Sà ....ama rabbim neylerse en güzelini eyler ya..
Sà ....ben en parlak ışığımı karanlığımın en yoğun
gecesinde buldum..
Sà ....şöyle bir gerçek var, ayna olsam kendimi görürüm,
çünkü kendime o kadar açığım..
Sà ....yani çok fazla kullandığım bir savunması mekanizması
yok..
Sà ....biçok pedogojik kitabın söylediği gibi kadere
inanmak bir savunma mekanizması ise..
Sà ....sadece onu kullanıyorum..
Sà ....ben beden değilim..
Sà ....ancak bedenimle anlam kazanan bir varlığım ama ne
olduğumu ben de bilmiyorum..
Sà ....şimdi ben sana soruyorum,
Sà ....ben bu sorulada var mıyım..
Sà ....cevaplarken sadece kendim miyim..
önce soruna cevap verelim....
sen neye ben diyensin
ben dediğin sendeki sen denilen oluncaya dek
sen bu soruları hem soransın hem cevaplayansın
ancak ne zaman ki sen denilene eriştin
ve erişen de aradan çıktı sadece sen denilen kaldı
o zaman soru kalktı ama sen denilen cevap oldu
....
gelelim "sen" den murat nedir
bizler cenab ı hakkın "sen" hitabının mazharıyız (zuhur yeriyiz - görüntü mahalliyiz)
cenab ı hak ruhumdan üflediğimde secde edin denileniz
ancak işin gereği bizler ana karnından itibaren kendimize şey denilenleri ilave eden yapıştıranız
ve her yapıştırdığımız "sen" denileni örten kapatan görünmez yapan
ne zaman ki yapıştırdıklarımızdan birisi koparılırsa acı duyanız
bu acı bizi ayıktıran ve acının sebebini araştırıcılığa sokan
acıyı taşıyıcı bizlerdeki his denilenler aslı cin olan
insanda 9 cin 5 i hislerde biz tümüne "can" diyeniz
biz araştırıcılıkta kaldıkça ayırd etmeyi ilimleneniz
ilk ayırd ediş bizde "can" acıtıcıların devamlılığı
o zaman kendinden söyleyenlerin yanıldığını ilimleniş
araştırıcılık ta "referans - örnek alınan - idol - izindeyiz" denilenlerin azalması
ikinci ayırd ediş islâm ismini fark ediş
islâmı kabul ile ilim kapısına yöneliş
rasulü s.a.v. kabul ediş ile ilim kapısına iltica
beyit
>Dak edenler bab ı hakkı "ben" deyu
>Reddedildi sen değilsin ben deyu
meali cenab ı hakkın kapısını çalan kim o diye sorulduğunda "ben" derse, cenab ı hak o kapıyı çalanı "sen yoksun ben varım" diye reddeder
sihir - büyü
Sà ....ben sana bişey sorcam ama şiirsel olmayan düz bi
tarzda
Sà ....cevap verirsen sevinirim,
Sà ....büyü ve sihir var mıdır?
kur'an rasulullah 'dan s.a.v. rivayet
"hadis" ler de öyle
yani islam ondan s.a.v. rivayet
onu s.a.v. kabul etmekle bu ilme giriş
onun s.a.v. rivayet ettiği kur'an ı kerim de ise
"büyü" ve "sihir" den haber veriliyor
olmayandan haber olmayacağına göre
soruna cevap verilmiş zaten
kabul etmeyen için ise bu ilim yok
yani araba kullanabileceğine inanmayan kişinin şöför olamayacağı gibi
insan inandığı için araba kullanmaz bildiği için kullanır
ama kabul etmediğini de bilmeye çalışmaz
sirke
"sirke ne güzel taamdır"
"bal şifadır"
"sirke balı ifsad eder"
yani iki iyi şey toplanınca herzaman daha iyi birşey çıkmaz!
aklı fesada uğradıktan sonra tamiri olmaz
yoksa fesadlık bizim nemize gerek
.....
Sà ....akıl, fesada çevrenin etkileşimiyle uğrar
Sà ....ve sen nassı olsa bu akılda hayır gelmez diye fesadı
beslersen tabi ki tamir olmaz..
Sà ....ancak fesadı ezersen zekice..
Sà ....akıl da buna boyun eğer..
Sà ....bence
....
zeka aklın motorudur
yani akılda ne varsa zeka onu işler
....
Sà ....valla ben öyle çok bilgili değilim bu konuda ama
Sà ....piagetin tanımına göre zeka, aklın çevreyle
etkileşiminin ürünüdür..
Sà ....küçük bir çocuk ne kadar dahi olursa olsun ancak
çevresinin
Sà ....kendine izin vediği ölçüde bunu
sergileyebilecektir..
Sà ....ve çevrenin kendisine aşıladıkları ile
harmanlayarak..
Sà ....ve büyüdükçe kendi değer yargıları oluşcak
Sà ....ve yeni çevresinin verdiklerine göre ahlak yapısı
yeni bir şekil alcak..
Sà ....dengesizlikler yaşıcak ve en sonunda kendine en
mantıklı olana yönelerek dengeyi sağlicak..
Sà ....yani bu çerçevede akla doğruyu verebilmek
önemlidir..
Sà ....ve ebnette(elbette ng) çok zordur fesadı yok etmek..
ama imkansız değildir..
Sà ....hem ne demişler, ya bu deveyi güdeceksin ya bu
diyardan gideceksin..
Sà ....fakat git git nereye kadar, sen yanmazsa, ben
yanmazsam
Sà ....nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa misali..
Sà ....ben çok uç ve galiba biraz da ütopik mi düşünüyorum
yoksa
....
yok sen aklı karışmış birisin
çok kaynaktan aynı havuza (akıl kelimelerin havuzudur) doldurulursa
"ortaya karışık" kebap misali bir durum olur
bu ise referansı "tek" e inmeyen insan demektir
nacizane allahın yardımı ile referansımı "tek" e yani rasulullah sallallahu aleyhi vesellem' e indirme gayretiyle yaşıyorum
benim bulabildiğim en emin (muhammed ül emin s.a.v.) yol bu
....
Sà ....zeka nedir?
....
zeka bir araçtır
aklı çalıştırır
akıl ise boş küp gibidir
genlerden gelenlerle olanı "0" km dir
yani her çocuk islam fıtratı ile doğar
"ve nefahtü min ruhi" olunca da o boş akıla rasulullah s.a.v tanıtılır
ve kabul oluşursa onun s.a.v hadis i şerifleri (ve tabii ki kur'an ı kerim i de cenab ı hak o s.a.v. e vahyetmiş ve o s.a.v de nutketmiştir) ile karşılaşma olur
böylelikle her bir hadisi şerifden kelimeler akıl küpüne ilave edilmeye başlanır (hatırlarsan ezberle ama düşünme demiştim) ne zaman ki cümle kuracak kadar kelime olur artık hadisi şerif aklı oluşmuş olur
zeka ise akıldakilere bakarak hayrı ve şerri ayırandır
ve dahi hayrı tercihiyle sırat i mustakime girendir
ancak kişi akla hadis i şeriflere muhalifleri de koyarsa bu sefer o bilgi dünyevi olup sirkenin balı ifsad ettiği gibi aklı ifsad eder vesselam
....
Sà ....seni şimdi anladım ama biraz karışık ya..
Sà ....ben ezberi hiç sevmem ve anlam yükleyemediğim bir
şeyi aklımda tutamam..
Sà ....kaldı ki ezberlediklerim beni yanlış
yönlendirebilir..
Sà ....islam diyorsun, çocukların islami eğitimi diyorsun,
islam terbiyesi diyorsun..
Sà ....benim mantığım da diyor ki inancını eline almış bir
kimse
Sà ....soyu hangi dine dayanmış olursa olsun zaten islam
bilinciyle yaşayacaktır..
Sà ....kitapta davranış olarak düşünerek de
ulaşabilecekleimizden farklı bir şey yok ki..
Sà ....türkler islam inancıyla yaşamış nerdeyse daha ortada
din yokken..
Sà ....allaha inanmışlar daha ortada bir allah olgusu
yokken.. islamiyetin geldiği yere dikkat et..
Sà ....ben seni anladım.. teşekkür ederim.. seni tanımak
güzel arkadaşım
....
ah ah
anlatamamak
yok be arkadaşım ben ne çocuktan bahsediyorum ne ırk ne din
lâ ilahe illallah a erişirsin inşallah
....
Sà ....her şey tek bi şeyle belirlidir.. ve o tek bir şey
de evrenin ruhudur, ilahi güçtür, allahtır..
Sà ....ben sadece bunu biliyorum..
....
eyvallah deyip bu tartışmaya gidişe dur demeli
gelen geçer
Sà ....slm
Sà ....gittim tekrar geldim
hoşgeldin
Sà ....arada bir kalkıyorum kızma bakmak icin
Sà ....nasılsın
Sà ....sen de hoşgeldin
niçin kızmamı istemediğini anlamadım
Sà ....hayır, kızıma bakmak icin
Sà ....böyle yazmıştım bir harf eksik olmuş
Sà ....KIZIMA
Sà ....MY DAUGHTER
eyvallah "ı" harfi demek bu kadar önemli bir harfmiş
Sà ....YES
Sà ....you see now?
Sà ....:)
Sà ....nasılsın
bazen bir cümle kurarız ve karşımızdakinden anlamasını bekleriz
bak "ı" harfi olmayınca anlam ne hale geliyor
Sà ....evet aynen öyle
eyvallah elhamdülillah iyiyim
Sà ....belki harf misali neler
unutuyoruz yaşamda
umarım sen de iyisindir
Sà ....sağol ben de iyiyim
Sà ....gerçekten iyiyim
Sà ....ilk konuştuğumuz zamanlarda kötü bir dönem
yaşıyordum
Sà ....hatırlarsın
Sà ....şimdi kendime geldim
güzel iyi olmak için iyi olduğunu farketmeli insan
Sà ....evet
Sà ....bir dönemdi geçti
Sà ....hatta ağlamıştım bilirsin
eyvallah netlog da profil detayı yazarken şöyle bir soru vardı
Sà ....çok zayıf bir haldeydim
"başınıza gelen en iyi şey" diye
Sà ....dinliyorum
ben de "gelen geçer" demiştim
sende farkettin demek :)
Sà ....neyi?
Sà ....gelenin geçtiğini mi?:)
"ö" fazladan oldu :D
Sà ....olsun ben anladım:)
iyi de olsa geçer
Sà ....evet iyi de olsa geçer
Sà ....ne güzel söyledin
"iyi" dikkat edilmezse aslında kötüdür
çünkü hareketsizleştirir kanıksatır yani
Sà ....hmm
Sà ....evet
ve geçtiği zaman da insanı çaresiz bırakır
Sà ....evet öyle
Sà ....oksijene alışmak gibi
oysa başımıza kötü dediğimiz geldiğinde kurtulmak için aklımız dahil her şeyimizi tam kapasite kullanmaya çalışırız
Sà ...."iyi"
sandığımızdan ise kurtulmaya çalışmadığımız icin daha tehlkelidir değil mi
o halde sonucuna göre iyi kötü kötü de iyi olabiliyorsa
karar vericiliğe erişmiş birisi bu sonucu görüp ne iyi ne kötü kaygısına düşmez
Sà ....evet
Sà ....karar vericiliğe ulaşmak, sorun bu sanırım
karar vermemek mümkün değil
Sà ....değil
aynı suyun akışı gibi
o halde karar verme zorunluluğundaki insan suda sürüklenen saman çöpü gibidir hayatın akışında
bu sürüklenme ancak ilimden gelen irade ile yönlenebilir
Sà ....saman çöpü gibi...yani bir bakıma çaresizlik
Sà ....iradeden gelen karar acı verici olabiliyor
Sà ....bazen öyle
evet çare akıştan kurtulmak değil aynen rafting yapanlar gibi nehrin doğal olduğunu batmak da mümkün olduğunu bilip su üstünde kalmanın yeterli olduğunu görmektir
sonuçta nehrin sonu denize veya göle yani sükunete erecek
Sà ....ben çıkmalıyım simdi
eyvallah
Sà ....çocuklara bakmam gerek
burdayım
Sà ....ama uyumazsam sana çağrı atarım ararsın
Sà ....tamam
Sà ....bye
olur
izabel
Sà ....hi my friend no problem. It's happen.
Sà ....I'm study about Islam a lot know a days.
Sà ....Don't worry about another times ok.
Sà ....See you soon. sana çok tesekküler.
.....
hi
by the way i can also help you study islam
i have studied for 3 years when i was 10
then i restarted
my journey through islam continues for the last 20 years
i know arabic a little
but as you know our country is found on the remains of ottoman empire
and ottoman empire's alphabet was arabic
many words are the same in arabic and turkish
why i am telling you is the main thing is islam
the rest are only details
if you have any question i may help you get answers
because we are friends
as you ever have read about "Hegira" of The Prophet Muhammad (sallallahu aleyhi vesellem)
Muhammad chose ebu bekr his close friend for "hegira"
so you'd better chose a friend for the journey through islam
salamu alayh-kum
.....
.....
Sà ....waleikum salam
Sà ....you're my best friend know a days. you help me
Sà ....a lot.
Sà ....my Imam is very hard with me. Hi wants that
Sà ....i learn arabic language so quickly.
Sà ....I try and study very hard too, but some sounds
Sà ....in arabic you don't have in portuguese,
Sà ....my native language. However, i'm gonna speak
Sà ....a little arabic and turkish too. i hope so.
Sà ....And knows that turkish will help me in arabic
Sà ....is a great notice.
Sà ....Islam is very complex, but with i have some
Sà ....question and doubts i ask you. You're
Sà ....a great person and muslim. And i'll became one.
Sà ....See you soon my best friend
.....
.....
Sà ....sorry right sentence: you're my best friend
Sà ....now a days.
Sà ....Islam is very complex, but when i have some
Sà ....questions and doubts i gonna ask you.
Sà ....sorry, ok???
.....
.....
izabel
if you have doubts there is a problem
because in beliefs always there is doubt
when you get a certain knowledge
all doubts leave you alone
every religious are built on beliefs but islam
islam is pure knowledge
because when you know something you
do not say you believe it but you say you know it
in islam allah can not be known as an individual
because nothing is sample or similar
or opposite of allah
and none of minds can cover allah
if a mind can not cover allah
howcome this mind can know allah
besides every other thing or existence
or material or action can be known
because whatever is possible to be
thought it can be known also
before you begin asking to me i started
some principles first
hıristiyan
hıristiyan anlayışı işte böyle yarımdır
hakikati bilmediklerinden değil rasulullah sallallahu aleyhi vesellemi kabul etmediklerinden çözüm bulamazlar
ve var olanı yok sayarak kurtulmaya çalışırlar bunun adına da din derler
oysa hem kötülük dedikleri şer hem iyilik dedikleri hayr cenab ı haktandır
aksi olsaydı yunan mitolojisi doğru olurdu bir çok tanrılar olur ve birbiri ile çatışırdı
HAKİKAT ise cenab ı hak "hayr" ı ve "şer" ri aynı işte beraber veren ve sana düşen ilimlenip o işin içinde hem hayrı hem şerri görücülüğe erişmen ve dahası hayrı tercih edersen nereye erişeceğini, şerri tercih edersen kendi nihayetini görebilmendir
işte bu tercihtir seni bir yerden bir yere taşıyan
ilimsiz ise gâh bir parça hayr gâh bir parça şer ile yaşayıp bulamaç haline gelen ve nereye gideceğini göremeyendir vesselam
merhaba (farsçadır haaa)
az kalmış be 28 e doğru başlayacaksın
sonra bir ömür sürecek ama bunu ne zaman anlayacaksın bilmem
çünkü çok başlayan gördüm sanki hemen hayatları değişecek diye bekliyordu
değişimi gören göz olmazsa ne değişir ki işte bu ilk elde edilecek şey
ne aradığını değil ne istediğini bilmek dersen zor be kuzum bilmeden istemek yok ki
demek ikincisi bilmek eh gerisi de bilmek zaten
hadi kal sağlıcakla sohbet istersen lâ mekan yani sanal da burdayız bekleriz
sabır
bu arada akşam noldu
Sà ....abı aksam ısıgı goren geldı
Sà ....o coocgun pc formatladım
Sà ....dıyerı windovs 7 yukle dedı
Sà ....senı zor buluyoruz felandan gırdı
Sà ....dıyerı wısta ıstedı gecem oyle gıttı anlıcagın
abi her talep edene bir bedel koyacan ki istediğinin kıymetini bilsin
Sà ....merak etme abı ben onları
kıramıyorsam onlarda benı kıramıcak durumdalar
eyvallah bozuk harddiski unutma da
Sà ....?
Sà ....ne
yav herifin harddiskini tamir ettirdin de hemen zırlamadımı ver veeer veeeer diye
Sà ....o konuda eyvallah
Sà ....ama yınede ıyılak yap denıze at felsefesındeyım ben
Sà ....:D
talep etmeyene bişey yok
ama talep eden de bedelini öderse kıymetini bilir yoksa bedel dediğim para değil
bedel ona fayda etmeli sana değil
yoksa seninki iyilik olmaz ücret olur
Sà ....pekıı
mesela ben çalışırken bir şeyi öğrenmek isteyene çayı söyle geliyorum derdim
veya iş dışında bir yardım isteyene akşam çorbayı hazırla yemekten sonra bakalım derdim
çünkü hevesle istiyorsa vaz geçer böylece hevesine uymamış olur
yani ona fayda vermiş olursun
yok gerçekten ihtiyacı varsa bedelini ödediğini düşünür sana boynu bükük kalmaz
yine onurunu yükseltmiş olursun yani fayda vermiş olursun
ne yaparsan fayda verebiliyorsan işte sen mü'min vasıflarından birini taşıyorsun demektir
ordamısın
Sà ....burdayım abı
Sà ....Acıl
Sà ....bır ıhtıyac vardı
Sà ....:D
okuduysan mesele yok
sana yazıyoruz
talep etmedin demekki boşa yazmış olduk
Sà ....yo ogrendıgım
Sà ....ıyı oldu yınede
Sà ....ve uygulıcamda
inşallah
talep illa söylemekle olmaz davranışını bir temele dayandıramamak ta taleptir
yani sana yazıyoruz dikkat et dedik :)
burda ölçü çok önemli
yani senin için bedel olmamalı karşı tarafın hevesini kıracak kadar da yüksek olmalı
cuma gününü hatırla
Sà ....mesela aksam ıcın olcu
neydıı
çerez istedik ya birisini çerez almaya gönderecektin
parasını verirdik ancak o da sana hizmet etmesi gerektiğini anlayacaktı
Sà ....ya onun cereze gıtmesı bızım ısımızı gormezdıkı
Sà ....hatırla abı
hem de sen hizmete girmiş olacaktın bizim talebimizi yaparak
kardeş sensiz de çerez alıyoruz maksat çerez olsaydı gider alırdım
maksat farkındalığa erişmek
söylenenin çok boyutlu olduğunu görebilmek
Sà ....pekıı
hizmet edene dir fayda hizmet edilen kendine pay çıkarırsa o işteki şerri jup diye alır
hatırla her iş de hayır ve şer beraberdir
Sà ....hatırlıyorumm
iş o işteki hayrı görüp alabilmek şerden de uzak kalabilmek
ama şerrri de tanımak yoksa ayıramaz insan
Sà ....yanı
yani hizmet yapılan işi yapanın çıkarsız yapması yapılanın da bundan menfaatlenmemesi sadece hareketin ortaya çıkması ve hayır ve şerrin ilimlenilmesi
bütün hikaye her işde böyle olmasına çalışmak,
Sà ....eyvallah
merhaba
ne işim var sende diye düşündüm ama bulamadım
evet güzel bir duruş ama ziyaret etmiştim önceden
kimbilir belki de o kişilik belkide o yaşından taşanlar
görünen o ki bu duruşun seni taşıyabilir gideceğin yere
bozma duruşunu futbol ilgine demiyorum sabret hayata
o kadar da anlayayım müsaade et hayat var bende de
eyvallah
arkadaşım sen kendine olan yolculuğuna geç kalmayasın
her geç kalış seni o yolculuğun kaçınılmazlığına götürür
öyle bir yol ki yol almadan bilinmez yol alınca erilmez
git git bitmez ama yolsuz da hayat hiç çekilmez
senden sana giden yolda yolun olsun yolun açık olsun
oku sanma ki siyasidir
yaşayan sensin başkası ne bilir
eyvallah
vicdan iyi de ya gerçekler
herşey film gibi oldu hayatımızda
kozalarımıza çekildik dünyayı dörtköşe ekranlarımızdan seyrediyoruz
dörtköşe olamadığımız durumlarda da vicdanım sızlıyor diyoruz
ah bu işler bu kadar kolaylaştı ha
kapıya gelinceye kadar savaş karşıtı oluyoruz da
ya savaş kapıya geliyorsa ve hatta gelmişse
kozalarımız bizi kurtarırmı sizce
depremde kaç kişi yaşadı bilmem ama depremde kaç kişi düşündü
17 ağustos 03 deki depremi de 12 kasım 19 daki depremi de yaşadım
iş o dakikaya gelince düşünmek bile çok fayda etmeyebilir
harekete geçelim ey arkadaşlar harekete
bizi bize rağmen kimse yıkamaz
ama bizi bizle bize yıktırıyorlar uyanalım
nasıl mı
3 kuruşa veya bir koltuğa kendini satanlar
aslında sizi bizi satmış oluyorlar
onlar satın alanların dilediğini yapıyorlar
siz ve biz de seyrediyoruz
sonra diyorlar ki
demokrasi var beğenmezseniz değiştirirsiniz
ya kimi seçeriz
onların seç dediklerini değilmi
ne güzel demokrasi be...
bu yazıyı buraya kadar okumaya tahammülümüz yok değilmi
ne şikayet edelim ki o zaman
savaşmayan ölür
savaşan da
ama aynı ölüm mü sizce...(from brave heart)
kendinizi kozalarınızda mutlu kılın...
manuple
gel sen manuple edilmemeyi öğren
manipulasyon kelimesini öğrenmeyene ne desem boş
bilene ise ne söyliyeyim ki
zaten ya yapan
ya kendisi manuple olup kurtulmaya çalışan
veya manuple edilemeyen
merhaba
arkadaşın olmak sebepsiz çıkarsız
talebim bu kabul ederseniz
kabul etmezseniz yapacak birşeyim yok
ancak ben yine de evet demenizi beklerim
telif hakkı
burada okuduklarınız necmi göçer tarafından hazırlanmış
olup elinizdeki kitap sadece sizin kullanımınıza sunulmuştur 3. şahıslarla
paylaşmamanız ancak talep edene de necmi göçer e ulaşacak bilgi vermeniz de
hayrınıza olabilir
burada sunulanları kabul edip etmemek sadece şahsınızla ilgili olup lütfen
yorum için geri dönüş yapmayınız
ayrıca bu eseri herhangi bir suretle çoğaltmayınız ve ticaret metaı da
yapmayınız
inşaallah faydalanırsınız vesselam...