http://www.ngocervsulker.com/

yaz

yaz der bir ses sen de yaz bu duvar beyaz

yaz ama kirletme yaz ki okuyan seni bulsun

yaz ki gelişi güzel olsun yaz ama güzel olsun

yaz seni anlatsın okumasa da sen yine yaz

yaz senin satırların olsun ama bencil olmasın

yaz mevsimleri de yaz kışı baharı yazı da yaz

yaz hem arkadaşça dostça sevgiyle sevgiyi yaz

yaz durma geleni de gideni de senden sana yaz

yaz bitmez sen oldukça bu duvar olacak yaz

 

 

yol

ama dahası var

yol uzun vakit dar

yola yolcu

yolcuya yoldaş gerek

sen nerenin yolcususun

gidiyorum gelirmisin

yol aynı yol diyorsan

karşılaşmak da istiyorsan

bil ki aynı vakitte mümkün

yok yol ayrı vakit yoksa

sen ile ben ne mümkün

 

 

erteleme

sen yürüyen ol yolculuğunu erteleme

bekle diyemem beklediğini erteleme

ertele umutsuzlukları sevmeyi erteleme

seni sevmezler sanma ve ara erteleme

ararken tanıt kendini bakanı erteleme

birgün diye bekleme geleni erteleme

ertele beklemeyi yaşamayı erteleme

 

 

"gününüz aydın toprağınız bereketli olsun çiftçi kardeşlerim"

derdi rahmetli özay gönlüm

 

günaydın

farkında olup yaşantının kader demeyip gayrete girenlere günaydın

erişenlere ve dahi erişmeye yol alanlara henüz başlayanlara günaydın

durmaktan vaz geçip harekete geçenlere yola çıkıp yürüyenlere günaydın

yol ne diye merak edip soranlara sorusunda sabit olanlara günaydın

 

 

farketmeli... diyor can yücel

iş bunları zamanında farketmek

sonrasında yürümek yola girmek

yolunu neyin aydınlattığını görmek

o aydınlıkla yürüdüğünü göstermek

yoksa firavun da son nefeste bildi

kim bilir belki can yücel de farketti

farkeden de farkedilen de ona gitti

bu hikaye burda bitmedi devam etti

hikaye yazana bak sana ne rol biçti

sen rolünü oynarken yaşantın bitti

sanma senin dahlin yok yazılanlarda

sen yada o yazan da bir yazılanda

yazıya takılma yola düş senden sana

senden vazgeç ki sen varasın sana

sandığın gibi değil sonun çıkar ona

 

 

sebep

sebepsiz sonuç olurmu

sen sor senin sebebin kim

senmisin yoksa o mu

sen kim o kim diye sorma

sen seni biliyorsan o da onu biliyor

o seni de biliyor ama ya sen onu...

 

 

çehre

her çehre farklı

her çehreye farkeden gerek

çehre ne diyorsan sana ayna gerek

ayna nedir deme ayna insandadır

insan gerek insana ayna ola

 

 

gibi

her gelen gibi

her geçen gibi

iz bırakan gibi

işte bu sen gibi

 

 

ah ah ne zor şey ilgilendirmek insanı kendisiyle

 

 

resim

istemek bilmekle

kavuşmak gayretle

dilemek ise ne mümkün

o diledi sen istedin

bu yazıldı

gerisi hikaye

yaşanırsa

resim

yaşanmazsa hayal

hayalini resmedebilirmisin

 

 

aynı pencereden bakanlara...

pencere

sığınmışsan sıkışmışsan bir yere ararsın pencere

önce bulduklarından fazlasına götürür seni pencere

sonra sana seni unutturur onda takılmakla pencere

bakan da görünen de farklı ama o yine aynı pencere

kırmazsan aşmazsan sınırlarını sana ne yapsın pencere

kır kendi kabuğunu o zaman aramazsın başka pencere

çıkmazsan kalıplardan bakıpta göreceğin aynı pencere

 

 

ayna

aynaya bakarsın gördüğüne kanarsın o kendin sanırsın

baktığın aynadaki sen olsan sendeki seni ne sanırsın

bak kendine sende olmayanı aramak mümkün sanırsın

bilmeden istemişsen bu özenmedir sana gelir sanırsın

zannetmeleri kaldırmadan bu şu o demekle aldanırsın

hodri meydan dersin sözünden dönmeyi yiğitlik sanırsın

dönme sözünden ki görelim hangi bezin kenarındansın

 

 

"vema yentiku anil heva"

“in hüve illâ vahyün yühâ”

ya! ya! ya! susmakdır evveli geleni söylemenin

vehim öyle bir manadır ki kırka yarmalı akla gelenin

gelene bakmak için bak ve tanı kim akla getirenin

sonunda susturur seni dile gelense her akla gelenin

nihayeti acıdır yalnızlıktır her kendinden söyleyenin

"kendinden söylemedi" diye buyruğudur o söyleyenin

 

 

evet

evet diyerek cevap vereyim

evet acıyı biz var ederiz

evet acısız olabilir

evet yola çıkmak gerek

evet kendine bakmak gerek

evet sen sen içinsin

evet ben sendeyim

evet sensiz sen olmaz

evet arkadaş olmalı yoksa olmaz

evet hicreti hatırla

evet arkadaş seçti o

evet sende seçmelisin

evet başlamalısın

evet önce kabul etmelisin

evet ne söylüyorsa doğrudur

evet hadis i şerif okumalısın

evet okuduğunu ezberlemelisin

evet ancak hiç yorum yapmamalısın

evet kendini beklemelisin

evet sen oluşunca yol için

evet yol açılacak senin için

evet ben sendeysem dinle kendini

evet deme ayırıncaya kadar geleni

evet dediklerindir yürütecek seni

evet de görünce menzilini

evet arkadaşınım bil ki

evet beraber yürüyeceğiz inan ki

 

 

hayata

derlerki hayat arkadaşı

sanmaki eşi evdeşi sadece arkadaşı

arkadaş ah olabilmeli kişinin sırdaşı

sırrı olmayan varmı çünkü sır kişinin yoldaşı

hani sırrını mezara götürür ya olmayan arkadaşı

bu satırlar da uzadıkça uzuyor kapladı şimdiden telaşı

hayatttttt demiş kendine yaşadıkça bilinen bilerek yaşayışı

ya hayatttttt doğum günü ne ki bize gerek her an her anlayışı

süpriz bu geldi kabul etmen bizce tek kurtuluşu

oh be kısaldı sonunda yazılışı

hayatttttt işte yaşayışı

yazdı naciz arkadaşı

 

 

mâ zâ g'âl basara

iki şey bize yâr

gören göz işiten yâr

göz gördüğünde şaşırmadı

ya işittiğinden korkmak niye

yâr yola çıkmış gidiyor

senin beklemen niye

beklediğin senden geride ise

ne getirecek sana terkettiklerini mi

faydası olsaydı sen terkedermiydin

 

 

populer

gel dedim iki satır da olsa yaz ayarın belli olsun

kimliğini bildirme ama ararsa nerdesin belli olsun

belki sen değilsin de onun istediği kelli felli olsun

aman korkma n'olacak en fazla duvaklı telli olsun

 

 

gelin

sen onun  muradısın

ve muradına erensin

ya sonra

işte şimdi sen hayatın içindesin

sıkı kavra ki senin hayatındır

kıymetlidir o da kıymetini bilsin

sanma ki bencilsin

sen hayatınla varsın ona ve sendekine

birde meyve o ne deme sen ona meyve

senin meyven cümle aleme hediye

hediyeni güzel yetiştir

sonra desinler ki onun anası hayırlı

 

 

çıkan

çıkarsan bilinirsin

bilinirsen tanınırsın

sen seni tanırsan

sen seni tanıtırsın

tanıyan seçenmidir

onu sen bilirsin

senden sana giden yolda

yalnız değilsin

 

 

seçmek

ne güzeldir seçebilmek

daha güzeli istediğini bilebilmek

bilmeden seçmek boşa emek

ne emek harca ne iste bir dilek

bilirsen gerisi gelir isteyerek

sakın deme bilmek ne demek

bilmeyene anlatmak gerek

anlamak içinse yeter istemek

 

 

misafir

ziyaretçi bilir nereye neden geldiğini

ev sahibi bilirmi kimi ve neye davet ettiğini

misafirlik kuralları ise ev sahibince belli

kabul görmek isteyen bunlara razı gelmeli

kapısı çalınsın isteyen bil ki davet etmeli

davetsiz kapıyı çalansa birşey beklememeli

 

 

doğmak

doğmakla başlar herşey ama bilmek sonra

bilmez nerde ve niye doğduğunu söylenir ona sonra

yaşar bilmeden yaşamadan bilinmediğini öğrenir sonra

bilmeden istenemez ki bilmeli önce istemek sonra

bilince başla istemeye çünkü giden gelmiyor sonra

istemeden kavuşmak var sanma iste kavuşmak sonra

doğana değil yaşayana iyi ki doğdun denir sonra

o halde sende iyi ki doğdun iyi yaşa bundan sonra

 

 

doğum günü

önemlidir doğmak ama nedense kutlanır doğum günü

doğduğuna sevinmeli insan hemde hayatın her günü

hem doğarken sormasalar da sen sor onlara o günü

bize gelince pasta varsa ha düğün ha doğum günü

arkadaşım sen sevin biz eğlenelim bu doğum günü

 

 

evlat

dinle evlat bilesin ki herkes evlat

kabul et anaya babaya aittir evlat

nefesimize bile sebep onlar evlat

evlatlıkla anlaşılır yaşamak evlat

asla isyan edemez ebeveyne evlat

evlatsın sen sevmiyor sanma evlat

babaya isyan ederse fitnedir evlat

sen sen ol üf dahi deme ona evlat

sana kalanın daha güzeli yok evlat

o ne dersen karar vericiliktir evlat

evladı olmayanın bile kendisi evlat

bilir sonunda onun kıymetini evlat

onları görmedin sen doğunca evlat

ne güzel hediyesin sen onlara evlat

buyuruyor dünya süsüsün sen evlat

bu yüzden kutlarız onu her yıl evlat

o halde sevip sevilesin sen de evlat

iyi ki varsın iyi ki doğdun sen evlat

 

 

hatırlatıcı

her gördüğüm baktığım hatırlatır birşey

munich caddeleri sende hatırladığım şey

memleketimden ilk ayrılış ne acaip şey

akıl bir karış havadayken önemsiz herşey

yıllar geçince kıymetleniyor hatırlanan şey

almanya benim için ilk gözağrısı gibi birşey

orda anladım yabancı olmak nasıl acı bir şey

 

 

ankara

seni gördüm ta gözlerinin içinden

saklanan naz eden isteyen derinden

istediği hayatı yaşamaktı en güzelinden

güzellik derler değişir bakandan görenden

değişmez ki güzelliğin görünen gözünden

yahya kemal ankaranın demişti seferinden

dönüşünü severim ama haberi yoktu senden

seni gören hiç dönermi ankaraya seferinden

bulamasa seni yeter bir nefes buğulu nefesinden

tadmak isterim dudaklarının tadılmamış busesinden

 

 

ders sen konu sen

senden sana giderken üşüyen ben

dinlesem kalbimi geleceğim hemen

ama ne yapmalı ki gelme henüz diyen

sensin o güzel sen ama çaresiz ben

bak ne hallere düştüm bir görsen

sana erişmek için tırmalayan didinen

duymuyorsun çünkü kapı kapalı ne etsem

aşkım hadi gel de artık diyeceksen

eriyen tükenen biten sen değilsin ben

 

 

a kıl

bak işte kelimede duruşu çok kıl

başkasında görünce olursun kıl

senin sanınca aldırmazsın tek kıl

ah akıl vah akıl heryerde biten kıl

aklı tanımayansa hep der akıl akıl

aklı olmayan varmı değilse bir kıl

sen aklım var deme bir araçtır akıl

kullan aklı aldırma deseler de kıl

aklını başkası kullanınca nerde akıl

deme kim kullanır dedik ya araçtır akıl

sen ehliyet almazsan götürür seni akıl

ama sürücüsüne tabidir sana değil akıl

kullanmayı öğrenirsen sana faydadır akıl

kullanana bak ne getirir ne götürür akıl

bakmak için de araçtır bakma alık alık

gördünmü kelimede yaptı seni bir balık

 

 

mantık

ne zamandır konuşuyordum mantık için

her kullanan da mantık der bilmez niçin

senin kelimelerinin sence sınırıdır mantık

sende olmayan kelimeye ne yapsın mantık

kabulsüz duyunca yeniyi red eder mantık

kabul ettiğin ise sana yepyeni mantık

mantık sana fayda getirmeyen bilmeyince

mantıkla bakma ne olur sözü dinle iyice

mantık seni hapseder koyduğu her sınırda

yeniye yol alana bekçidir mantık her sınırda

yeni sana gelmez sen sınırı açmayınca

mantık bekçisi açarmı sınırı sen açmayınca

yeni ne deme sende ne varsa eskiyendir

eskiyi sende tutarsan seni de eskitendir

eskimişler ne kadar çok baksana etrafına

genci yaşlısı dur der yeni bir şey yapınca

sen aldırma eskilere her an yenile kendini

eskiyenler fayda etse eskiciler di beyefendi

 

 

sözsüz

arkadaşım olmasan da ben yine yazayım arkadaşça

anlamsız gelmesin düşün bir de deme büyüksün yaşça

maksat sen ve ben değil o yüzden dert değil istemesende

bana sorma sen kendin bul yazarmıydım istemesemde

yazdıklarım sana ama okursan merakla değil aklen

aklı kullanmadan okursa faydalanırmı sence insan

insanlık sadece kelimede olsaydı sen dermiydin hayvan

her gördüğünde var sanıp arama insan hatta hayvan

sende bilirsin bazısı daha da vahşiyken hayvandan

bazısı da nefes alıp versede farkı yok mumyadan

böylelerin kılı kıpırdamaz istesen bir yudum su

kuyu kazar sana ama bilmez kazılır kendi kuyusu

sana yazmadan edemedim bu ne neşe ne keyif

belki yazarsam bulaşır banada bir tutam keyif

keyfine varınca yaşamanın istenilene ulaştın

başkasına özenince keyifsizliğe sen bulaştın

arkadaşın olmak zor dersen kabul ederim bil ki

ama bir de sen arkadaşım desen ne olur sanki

 

 

komik

ya ciddi olsaydı

her komedi ızdırapla kaplı

gülende mi güldürende mi

ya sen hangi taraftasın

gülen mi güldüren mi

en iyisi seyreden olmak

bu alemi seyreden anladı ne seyrettiğini

ama neden seyrettiğini anlamak

işte o iş yardıma muhtaç

yardım istemek ama kimden dersen

sen iste yardım edecek mutlak duyar seni

 

 

riya

belki de bir rüya diyenlere

rasul ne güzel bir misal dedi o

ya sen o rasulde nerdesin

riyasızlığı bilmeklemisin

riyaya giren bilirmi riyasızlığı

girmedim diyen nasıl bilir riyayı

halbuki taallümü'şşerre li şerrin

buyuran o

sen o buyruktamısın

yoksa şer nedir diyenmisin

şerri ilimlenip şerre girmeyenmisin

şerde yaşayan şerden habersiz

sanırsın ki tümden kedersiz

bir deşelesen ne irin akacak

aman yaklaşma kendini yakan senide yakacak

 

 

aramıza hoş geldin

diyorsun ki birkeresinde ölmüştüm rüyada

yakaladılar kabirde bağladılar beni bana

duysaydın muti ente kable muti dedi sana

ölebilmeli ölüm gelmeden evvel sana

bilirdin o zaman seni bağlamazlardı sana

ama bil ki buradada bağlıdır insan insana

gel anla artık iş devam ediyor orada da

ama anla farklı sanma burayla orayı da

iş işten geçseydi olmazdın burada da

söylenileni işit senin için senden sana

ve dahi buyurdu keşke deme anlasana

narında hoş nurunda hoş deyip yalvarsana

 

 

sınır

niye sınırlamada kişi kendini

o sınırsız

sen onda

ona rağmen sınırlı

bu muhal düşünürsen

bu sözler de düşünene

 

 

davetsiz

deme bana çünkü burda olman davetiyem

kimsin deme bana kimliğim apaçık bilinen

tanı kendini eğer beni tanıyacaksan

sende sen değilim sende bir noktayım

nokta resmin başlangıcı

resimse yaşanılandan kalan

yaşamadan bilmek mümkün değil

istediğimiz ise kavuştuğumuz

iş ben bunu istemedim dememek

bulduklarımız istenenlerden bir demet

 

 

komşu

komşumdu firdevs

lise yıllarında sevdiğim yada öyle bir şey

o vakitte bilmediğim

dahası bilmediğimi de bilmediğim

o firdevs idi sen de firdevs

benim ise önceki hedefimdi firdevs

müminlere müjdelenen

anladımki

sadıklar onun mülkünün muktedirliğinde beraber

firdevsin ise varisi müminler oldu

buyurdu ki;

"siz isteyecekseniz firdevsi isteyin

çünkü onun tavanı allahın arşıdır"

arşı bilen bilir ancak şah damarından yakınlığı

 

 

ayrılan olmak

ayırmak kendini diğerlerden

ayrılmak gidilen yerden

ayrı düşmek yardan ve serden

ayrılma sen kendi kendinden

 

 

sen

ben bana aitim diyorsun

peki sen kimsin

sen seni tanıyanmısın

ya sen sendekilere ne dersin

seni sen yapan senmisin

sen senden sana bakabilenmisin

sana ayna olsa sen seni görebilenmisin

söyle bana sen bedenmisin

bedendeki senmisin

senin bedenini taşıyan senmisin

sen bu sorularda varmısın

soru soranda cevapmısın

sen sana dönebilenmisin

dönersen kendine erebilenmisin

erdiğinden razı gelebilenmisin

söyle bitanem sen sana senmisin

 

 

zulme isyan

insan olana şarttır zulme isyan etmeli

takılmamalı geçmişe nisyan da olmamalı

önce kendi bilmeli özü sözü bir olmalı

kendi yaşamalı evvela ve yaşatabilmeli

gel anlaşalım ölümü sahibine bırakmalı

beraber olmalı ancak boyun da eğmemeli

sevse bile onun haricine secde etmemeli

anla arkadaş iş ki ne yaptığını bilmeli

ve dahi neden yaptığını da görebilmeli

başkasını değil o yola kendini verebilmeli

yaşamayı isteyip cahil ölümü istememeli

isyanını işe dönüştürmeli fayda etmeli

bu şarkı bitince başka şarkı söylemeli

biz bizden bize var ki sen ben dememeli

söyleyecek kelamı olmalı söyleyebilmeli

 

 

THE GRANDCHILDREN OF HOLOCAUST SURVIVORS FROM WORLD WAR II ARE DOING TO THE PALESTINIANS EXACTLY WHAT WAS DONE TO THEM BY NAZI GERMANY…BUILDING WALLS & FENCES TO KEEP PEOPLE IN PRISONS

2. DÜNYA SAVAŞININ SOYKIRIMINDAN KURTULANLARIN TORUNLARI, KENDİLERİNE NAZİ ALMANYASI TARAFINDAN YAPILANLARIN TAMAMEN AYNISINI FİLİSTİNLİLERE YAPIYORLAR....İNSANLARI HAPSETMEK İÇİN TELÖRGÜLER VE DUVARLAR İNŞA EDİYORLAR.

fitne….

SENCE HERKES Mİ BUNA ŞAŞIRIYOR...

BİLENLER HAYIR DİYOR....

BİLMEYEN NEDEN DİYE SORUYOR....

BİLİRSEN BUNLAR YAZILANLAR OLUYOR....

SANMA Kİ YAZILDIĞI İÇİN OLUYOR....

KİM TERCİH EDERSE RAFTAN GİDİP ALIYOR...

SONUNDA BİRİ DİĞERİNDEN DAHA VAHŞİ OLUYOR....

PEKİ ŞERRİ RAFA KOYAN NİYE SORULMUYOR....

KENDİNİ CEHİLDE TUTANA NEDEN BAKILMIYOR...

CAHİLCE İSTEKLER BAK RAFLAR DOLDURUYOR....

HEM KENDİNİ HEM ÇEVRESİNİ ATEŞE ATIYOR....

SONRADA PİŞMİŞ KELLE GİBİ SIRITIYOR....

ADAM ÖLDÜRMEK SONRA SUÇ SAYILIYOR....

HALBUKİ FİTNEDEN DAHA FENASI BULUNMUYOR....

HAKİKATE ÖRTÜ ÜSTÜNE ÖRTÜ ÖRTÜLÜYOR...

OYSA KENDİNE KEFEN BEZİ BİÇİLİYOR....

GERÇEK BİRGÜN BİR YERDEN ORTAYA ÇIKIYOR....-->GERİ DÖN / sayfanın başına git

 

 

netekim

netekim hepimiz gibi o da ölecek

bunu bilerek yaşıyor sanma ki yetecek

ama dur dahası başına neler gelecek

çığlığını çektirdikleri de işitecek

ama neye yarar elinde değil geçecek

bilenleri tanımasa da onlar bilecek

onun çekeceğini varmı başka çekecek

yok ki mazereti hem kim kabul edecek

herkes o mu ki cehilde ahkam kesecek

istese de istemese de başına gelecek

sanma birisi gelip onu yukarı çekecek

sadece odur dibe dibe daha dibe gidecek

bunları yazan onu herkese ifşa edecek

hem de gittiğinde onunla delil gidecek

yok bil ki yok onu kendinden başka düşünecek

ama iş işten geçti netekimin de ipi çekilecek

 

 

gerek

ağlamak gerek

ağlatmamak gerek

ağlatılmamak gerek

sana sen gerek

 

aldatmamak gerek

aldatılmamak gerek

atlatılmamak gerek

sana sen gerek

 

anlamak gerek

anlatmak gerek

anlaşmak gerek

sana sen gerek

 

bıkmamak gerek

dayanmak gerek

düşmemek gerek

sana sen gerek

 

bir olmak gerek

savaşmak gerek

yenilenmek gerek

sana sen gerek

 

tanımak gerek

tanıtmak gerek

teşekkür gerek

sana sen gerek

 

aramak gerek

yürümek gerek

ona sen değil

sana sen gerek

 

 

bir yoldayım

hedefim mülkünün muktedirliğinde beraberlik

bu yol yalnızlık yolu beraberlikte

yoldaşlık ise

tahammül işi

musa bile tahammül edemedikten sonra

hiç kabulsüz tahammül olurmu

 

 

sessizlik

sessiz kal derler ses olmasa hayatı anlama olurmu

gözlerin konuşsun dedi ama görmeyen göz olurmu

duymaya tahammül etmezsen bu yola çıkış olurmu

işitmiyormusun diyor sana işitmedim desen olurmu

onu işitmeseydin niçin diye sana sual eden olurmu

işittiğini anlayıp red etmesen ona isyan ediş olurmu

işitmekle yöneliş yoksa seni cihetsiz davetçi olurmu

yönelmeyince kabul etmeyiş yoksa sende acı olurmu

nereye yönelirsen benim vechimdir der o aksi olurmu

vechini gör ki ona erişmeden durursan yol alış olurmu

yol dedim sırat dedi farketmezdi sen yol al ona olurmu

 

 

veysel

uveysi derlermiş kendinden kendine yol bulana

veysel karani aşıklar menbaıdır evveldir bilene

sevdi görmeden izinliydi ya mescide ya evine

sevgiyi veren hırkasını da verdi dedi verin gelene

bak işte o hırkadır istemiş ki istanbulda sergilene

veysele de veysel diyen bilmiş girmeyi o sevgiye

veysel sevgisi devam ediyor her veyselden veysele

çocukta olsa dinledi bu fakir söylerken veyseli de

 

 

rasul

rasul dedi ona o

zikretti kendiyle onu o

yol aldın derece derece

rasule rasulü kabulünce

anlarsın değerini erişince

yeter diye gelmesin bir düşünce

durursun kendine sınır çizince

 

 

risalet

yoktun sen rasul onun muradıyken

rasulü seçen o idi rasul seni seçerken

sende sen için seni taşıyan rasulken

rasulü kabul et henüz vakit varken

evvela sıdka er rasul olmak isterken

sev ki sevgine erişen seni seyrederken

sevgine erişeni taşı rasule ancak rasulken

 

 

ordamısın

yoksa duvara mı yazıyorum

duvar yazıları ilginç olsa da

ne yazanı var ne yazılanı

 

 

o

baktım her gelen karalamış oysa yazı beyaz

bu kış geçti deme gelmem gelse de yaz

eh şiir denilince böyle yazmalı

yoksa okumuyorlar kardeşim yazma manalı

manaya erişmeyi kolay sanmayasın

erişmediğin manayı karalayıp aldanmayasın

her söze gelen sendendir sanmayasın

duysanda bir duymasanda bir sanmayasın

terket bunları daha fazla harcanmayasın

 

 

ya! ya! ya!

işte öyle bir şey

arkadaş insanın sırtını yaslayabileceği

gerektiğinde kaya gibi sağlam

ihtiyacı olduğunda yumuşak bir omuz

ama en güzeli kişiyi bir noktadan bir noktaya

bir anlayıştan daha gelişmiş bir anlayışa

bir güzellikten daha bir güzele taşıyan

taşıyabilen tahammül edebilen anlamak ne kelime

anladığının faili olan sonuçlarına katlanabilen

kendindekini paylaşabilen sınırları kaldırabilen aklında

aklın sınırsızlığına seyahatinde refik olan

refik ne deme refik ile refikadır yolda giden bir diğerine

bazısı yoldaş der ama

yolda taş olup takılmamak lazım kimsenin ayağına

bilmem arkadaşım arkadaşlık kıymeti bilen olurmuyum

bildiğim ise kendimden kendime yolculuğum

bu yolculuk kimsesizlikte başladı kiminle bitirilir ki

sen kim isen onda bende oyum onda

ya o bizde nerde dersen sen nerde anarsan o orda

 

 

kararlılık

karar vermekle başlar adım atmaya arkadaş demeye

yürümek isteyen başkasından adım atmayı beklemeye

sen adım attın arkadaş dedin sıra geldi kıymet bilmeye

söz vermektir arkadaşlık en azından birbirine gülümsemeye

söz vermeliyim yapmayı ne gerekirse arkadaşın olabilmeye

buraya yazdım ki şahit tutayım okuyanı ve sözüm silinmeye

merhaba arkadaşım merhaba sana başlayalım gülümsemeye

benden zarar gelmez demekmiş merhaba farisi dilini söyleyene

merhaba imzamdır ve dahi çıkmaz mühürümdür beni bilmeyene

 

 

ne güzel

ne güzel ki insan harekette

ve daha güzeli görünende

ya görünmeseydi de bilseydi

bildiği ne olacaktı görmediği mi

ol dediğinde oldu ama olanda ne oldu

o sana bıraktı ol dediklerinden istemeyi

sen olanlardan istedin ve verdi

sen verilenlere razı değilsen

sakın kızma verene çünkü ver dediğini verdi

istediğin anı hatırla nasıl istedin

bilmeyince istemeyi istenilen kadar verdi o

o halde istemeden önce bilki istediğini verecek o

bil nasıl ve neyi isteyeceğini

bilmek mümkünmü verilmeden dersen

der ki rasulüm misal sana kabul edersen

o rasul ki gösterdi neyin nasıl isteneceğini

sende bir demet seç ve söyle erişmek istediğini

o zaten verecek sana istediklerini

hem de razı edecek seni ve sevdiklerini

sevdiklerin zalim değilse kendi ve diğerlere

bil ki asla zulmetmedi o kulu ve diğerlere

 

 

hayat

ya gelin hanım sen ki hayattasın

hayatı yaşamak tek becerin

o beceri sana verildi kullansana

bakma ona buna sen kendine baksana

sen kendine bak niçin baktığını biliyormusun

baktığın kendinde kendini görüyormusun

senin gördüğün senmisin o sen isen

sana bakan kim onu biliyormusun

kendini tanıyormusun yoksa ne soruyorsun diyormusun

sen sana sormasanda sana soracaklar

biliyormusun

sorana cevabın varmı cevabın yoksa başına geleceği

biliyormusun

cevabı veren sensen soranın cevabını biliyormusun

çok sordun diyorsan iki sorunun cevabını biliyormusun

 

 

bayram

bayram hatırlama günüdür

bayram hatırlatma günüdür

bayram hatırlanma günüdür

bayram sevinme günüdür

bayram ümitlenme günüdür

bayram paylaşma günüdür

bayram gülümseme günüdür

bayram bayramlaşma günüdür

bayram insanlığa varma günüdür

bayram sevdiğine kavuşma günüdür

bayram seviyorum deme günüdür

bayram sevildiğini öğrenme günüdür

bayram sevgilini bulduğun gündür

bayram dertlerden uzaklaşma günüdür

bayram dosta erişme günüdür

bayram işte bu gündür

bayramın mübarek olsun

 

 

bayraming

bayram is the day when you remember

bayram is the day of getting remember

bayram is the day when you are remembered

bayram is the day of enjoying

bayram is the day of hoping

bayram is the day of sharing

bayram is the day of smiling

bayram is the day of bayraming

bayram is the day of reaching humanity

bayram is the day of meeting with lover

bayram is the day of telling your love

bayram is the day of hearing someone loves you

bayram is the day of finding your lover

bayram is the day of leaving the troubles

bayram is the day of reaching your intimate

bayram is just today

bless your bayram

 

 

here

this is the first time in english

see if inspires as in turkish

some say do not become selfish

be aware of yourself not to be a fish

fish has memory that never recalls

words can be told to whoever recalls

as you see it is not because of language

i see i have nothing in pandora's luggage

accept my apology for all this rubbish

i have to return as quick as in to turkish

 

 

speak

do not shout

when you know no one seems to hear (from pink floyd)

and know before you speak

there is one listening to your speech

when your speech goes along with the prophet

your way is opened widely also with a ratchet

 

 

say say say

the shortest way

is from your tongue to your ear

so think about whether you hear

what you say if no one seems to hear

 

 

abuk

yine başladı tıktıklar sanki yanımdasın

sana mesafe yok ki ta kanımdasın

kan mecralarında gezeni tanırım ama

sen ondan da öte kanca atmışsın bana

kanırttıkça kanamada her taktığın yer

balıkçı dahi oltayı senden insaflı çeker

bağlamışsın ucunu bir meçhule hemde

geçmişsin karşıya tam keyif o demde

 

 

keselim ayıralım

artık bunu da aşarsam bana karada ölüm yok

denizde zaten ölmüştüm bir kere yenisi yok

hem hüdaiyi ziyaret edene duasına mazharım

aza çoğa bakmam manaya ulaşınca yazarım

sakın şaşma inan elimde değil geleni yazanım

gelen sanaymış banaymış bakmam paylaşanım

 

 

tercih

sanma ki lisanını seçen sensin

sende konuşanı da bilmeyensin

adım atınca beklerler yürüyesin

ah nerde o yürek istediğinde ısrar etsin

 

 

iki satır

geldim iki satır karalayayım diye

gelmedi ki o iki satır ne yapsam nafile

mekandan mı zamandan mı bilemedim

iki satır bile yazsaydım yeter di diye

uğraştım eğdim büktüm ama çok katı

bükemedim aklımdaki inadı

inat etti bir kere yazmayayım diye

ama aklıma hükmeden benim ya

yazacağım yine de

 

 

kafiye

bilmem ne yazacağım şu anda

ah bir durgunluk geldi aklıma

yazmak kolaydı aslında

aklıma geleni yazdığımda

akıl bana aitse nerde mana

düşünmekle de olmuyor baksana

eh uyduruk bir kafiyeye kalsada

bu kadar satır geldi ya

şükür buna da

 

 

bu akşam

bir acaip bu akşam

ne yapsam olmuyor

iki satır yazıyorum

ama içi dolmuyor

bu kadar gereksiz söz

söylemezdim ama

bana bişeyler oldu oluyor

kendime gelmem gerek

yoksa iş işten geçiyor

hadi yeter artık bu zevzeklik

demeliyim ama demek olmuyor

 

 

son çırpınış

biliyorum bu akşam gelmeyecek

ne yapsam boş şaya burdayken

gelemeyecek çünkü izinsiz

şayayı gönderemem ki bu bana izinsiz

şayadan bana birşey yok benden de şayaya

şaya ne diye sorma arkadaşım

şaya arkadaşımın köpeği

köpek varsa bana ilham yok

ilham getiren izinsiz ben çaresiz

olsaydı ne yazardın dersen

belki gelenlerden bir parça tekrarlı

tekrar etmeyende bunu yazmak

yok yok vermeyince o bende yok

olanlara yetişmek için gitmek gerek

ama bu vakitte gidecek araç yok

yok ta yok olurmu yok zaten yok

ama o da yok bu da yok

yine de bana ait bişey var

onu da sen okursan bir işe yarar

diyerek avunmalıyım

fazla uzatmadan işe koyulmalıyım

 

 

olmuyor

ne gelirse olmuyor

doluya koyuyorum boşa koyuyorum olmuyor

dolu almıyor boş dolmuyor

istediğimi biliyorum ama istediğim olmuyor

o dedi iste vereceğim diye

istemesini mi bilemedim

istenilen mi istemedi

çünkü o vereceğini rıza da veren

razı gelemeyene önce rızasını veren

bekleten isteten dua ettiren döndüren kuvvetli ve cabbar

sığınayım ona yoksa dünya bana dar

sen bu dünyada olursan dermisin

bu dünya senin bana dar

darlıktan çıkaran o feraha

bu iş iki kişiyle çıkar felaha

felah ne diyeyim sen daha iyi bilensin

belki bildiğini de öğretensin

ama bana gelince tutuldun

söyle nolur bana sen niye duruldun

neşen ne oldu kiminle paylaştın

sen sana anlatsana kendine daha yakınsın

beni boşver sen kendine bakansın

bak kendine bakalım ne var

belki bir nefeslik yer bana da var

o nefes bana hayat verebilir

sor seni hayatlandırana o bilir

yoksa kim kendine yön verebilir

o sana kulundan konuşandır

o kul rasuldür kurandır

sen seninle mutlu olsanda

mutlu etmekte sana ihsandır

 

 

destan

selamen selame

derler diyor o

ki sen selam verdin

destan da yazma dedin

o halde iki kelime

o ve sen

o varsa sen yok

sen varsan o yok

sen onda varsan

o da sende var

sen onda olmasan

sen sen olurmuydun

o kim deme o kendisi

ya sen kendin olanmısın

sen kendin isen kendini bulanmısın

destan yazmasam okuyanmısın....

 

 

dermiydin

ilerdeyse geri dönsün istermiydin

dönerse sevdiğim dermiydin

sevseydin dön dermiydin

hiç gidene gel denirmi

sen bile olsan bu istenirmi

istediğin verilince

bu da nerden çıktı denirmi

verene niye verdin denirmi

 

 

dahası var

demiştim dahası var

sen meraklananmısın

meraktan soranmısın

soracaksa insan bilmek için sormalı

ve dahası bildirmek için sormalı

hiç alim bilmediğini sorarmı

bilmeden sorarsa alimliği varmı

sana sormalı sen hangisisin

meraklımı bilenmi bildiren mi alim mi

sordun söylemeli cevapsızlık tereddüte düşürür seni

sen sana geleni seç gelene geç deme

işine yarayanı kullan yaramayandan vazgeçsene

 

 

savaş soruna gelince

rasule gelip sordular

elimden almak istiyorlar malımı

buyurdu verme sana ait olanı

dediler zorla almak istedikleri

buyurdu onlarla savaş ki tek bildikleri

dediler ya ölürsek bu yolda

buyurdu cennet sana daha iyi ya

dediler ya öldürürsek oldu da

buyurdu cehennem o yolun sonunda

girecekler oraya eninde sonunda

 

 

erkek

rabiatül adeviye velayet mertebesine eren kadınlardandı

onu bilen duyan bu işte çoktu

rabia başı açık geziyordu

dediler ki ne yapıyorsun islamda hiç başı açıklık olurmu

o da dedi ki  baş kime örtülür erkeğe karşı

peki hani erkek

bu arada hasan-ı basri hazretleri geliyor dediler

hemen başını örttü

dediler noldu

dedi ki işte o erkek

 

 

kadınlık

olmasan olmazdı o en sevilen bunu bilesin

sen ol diyenin olduranısın bunu bilesin

ben isteyen ondan istek sana ait bilesin

sen isteyince yerine getirmeyen yok bilesin

sen yalnız ondan iste yoksa yanarsın bilesin

 

 

kadın

erkek

ikisi ayrı ama ikisi beraberliğe yolcu

kadın dedi erkek beni ben yapacak

ben onda bileceğim bilemediklerimi

onda tadacağım yaşamayı doyasıya

ve dedi kadın bana ait benim olmalı

aslını terkettirdi bu istek ikisinde de

kadın sahiplenilmem dedi mal değilim

erkek benim olmayana dedi akan değilim

deseydi sen seninle varsın bana ve kendine

iş tamam olurdu biterdi bu kavga şıp diye

 

 

nilüfer

acılarla beslenmek acıtır tamam

ama asıl kötüsü alışmak be gülüm

acılarla beslenirken inan

gözünü kırpmaz gelse ölüm

ama acı tatlı değil sadece

bak dilinde tad var binlerce

dilin neden acı söyler sadece

 

 

derler ki

derler ki bir kapıya geldiğinde

kapıyı çal ki ne istediğin biline

bu kapıyı kaç kez çaldık ama nafile

ne bakan var ne de soran ne istiyorsun diye

bu kapının sahibi kendini kaptırmış olmalı

bir başını kaldırıp baksa alemde ne var

aramazsa nerden bilecek o kendindekilerle var

aramak için istemek lazım istemeyene sunulacak ne var

 

 

anlatamamak

işte görüyorsun

ne sen bana ne ben sana

bu böyle olmasın diyorsan

hem sen bana hem ben sana

nerdesin sen

seni arayamayan ben

beni aramayan sen

yani kim suçlu dememeli

durma bu kadar mesafeli

hadi artık konuşsana

halin nedir diye sorsana

sana sitem etmek ne haddime

özledim sohbetini anlasana

 

 

anlattı

anlattı kendini o

anlattı kendini kendine o

o kendinde kendiyle anlatan

bir işitsen anlattı kendini o

işiten anladı ne ise işittiği

anladı ama kabuldü onun istediği

sen işittiğini kabul edenmisin

kabulsüz olduğunu işitenmisin

kabul seni sokar harekete

hareket etmeyen varamaz ki hedefe

hedefsiz olan döner divane gibi

hedef bul kendine kalma virane gibi

hedefine ulaşırsan deme ne yapayım

bilseydin isterdin ki ulaşmayayım

ulaşılacak hedef seçmeyesin

sen kendine hedefsin bunu bilesin

hedefi kendi olan yorulurmu

kendine yol bulan kaybolurmu

yolunu seçmezsen kalırsın yolsuz

mecalin de kalmaz kalırsın soluksuz

 

 

yalnızlık

yalnızlık kaderim dersin kısa kesersin kader sence ne dersin

kaderden bahsedene buyuruyor niye ubudiyeti terkedersin

kaderden bahsetmeyen yok ama sence bilen varmı dersin

bizde kader demeyelim ama sonunda kader bilinse ne dersin

o derki ben gizli bir hazineyim onun muradı olsan iyi edersin

muradını bilinmek olarak diledi ki inan sen bu işi bilebilensin

bildiren açıklıkta sanma kendini gizledi sakın sen örtmeyesin

bileni de dilemese kim bilebilirdi aman bu noktayı sektirmeyesin

bilinecek ne deme bilinemeyeceğini bilmektir işte bunu bilesin

bildiklerin onun diledikleri ol dedikleri başka dileyen göremezsin

ol dediklerinde sevgi istek ve seni daveti ile ancak öyle isteyensin

istediklerin senden için ol denilen mi yoksa olanlardan mı isteyensin

bak iş buraya dayandı bakalım sen ne kadarını kader diye söyleyensin

 

 

anlamak

anlamak anladığını sanmakmıdır

yanlış anlayınca bu anlamakmıdır

yanlış ne doğru ne ki

anlamak yanlış yada doğru olsun

biz bizden başkasını anlayabilenmiyiz ki

doğru yada yanlış olsun

anladım dediğimiz bizdeki hayaldir

o hayalin gölgesi bile zandakine düşmeyendir

sen sanma ki her görünen bilinendir

bildiren olmazsa zanlar sanki bilinendir

zan kalkmazsa hepimiz zandan zana gidendir

cenab-ı hak dedi zan nedir ki bak hakikat var

bilen anlar haktan başka bilinecek ne var

bilki insan hakta ancak haktır

haktan gayri olan sadece sanmaktır

sanma yani zan dedikleri kalkmadan

o hakikat ortaya çıkmayacaktır

nedir hakikat diyene

cevap verilir ki sen ne düşünürsen düşün karşındaki haktır

hakikatten gelene sırt çeviren unutmasın kendisi de haktır

 

 

akıl

aklımı seveyim dersin

aklın seni severmi bilmezsin

sevgi akıldan değilse

sevgisiz aklını nasıl seversin

sevdiğin aklını beğenenmisin

git dediği yolda gidenmisin

o yol seni götürünce ıssıza

aklımı neyleyim diyenmisin

aklını tanı sen o akıldanmısın

aklına koyanı tanıyanmısın

sen aklına geleni yapanmısın

o halde sen kendinde olanmısın

 

 

sevgi

sevgini ispat et dersin

sen sevdirmesen birisi seni nasıl sevsin

sen bak kendine kime kendini sevdirensin

sevdirdiysen kendini şüphesiz sen sevilensin

 

 

aşk

aşkı bilmek her zaman gecikir

oysa beraberlik denen aşk değildir

aşık olan kör derler ama değildir

kör olsa aşkın haricini görenmidir

yine de aşk insanı kör edendir

sevgisiz aşık olan zannedendir

görmek isteyen sevgiye girendir

bak sevdiğine o sevgisini giyendir

seviyorsan sana sevgiyi o verendir

sevmiyorsa seni sevdirmeyen kimdir

sevgi kelimesi sevgiyle dolmayandır

seven sevgiye ona aitleri koyandır

sevgi kelimende ne varsa ondandır

sen o kelimeyi doldur yoksa kuruyandır

ne varsa ondan gelen ayırmadan doldur

ona bakarsan onda sevdiğin şey boldur

bakmadan seviyorsan o aynadan yansıyandır

kendini sevensen o sanma seni okuyandır

 

 

kurban

ah arkadaşım ah ki

aşk istenen değil ki

sevgi aşk hiç değil ki

aklı yitirmek iş değil ki

akılsız başı kesmeli ki

kurban olur başka ne ki

 

 

mutluluk

mutluluk sevenden değil sevilendendir

ancak sevgiyi sevene veren sevilendir

hünerli o sevgiyi görüp alabilendir

daha hünerli aynı yolu kullanabilendir

o yolla sevgisini sevilene verebilendir

ama ya sevgi kelimesi nedir nedendir

alim işte o kelimeyi bilendir

ilmini kullanabilen hükmedebilendir

gönlüne sev sev diyebilendir

sevmeyen bir gönül yaratılmayandır

 

 

seç

kendine bir yer seç

bilmeden bu alemi gel geç

sorarlarsa ne anladın

dersin ki hiç

bir çok yaşlıya sordum ne anladın

hiç dedi hepsi birşey anlamadım

hiç ki yaşantının bakiyesi

senin nefsinin sana hediyesi

beğendinmi kendine yaptığını

fayda yok terketsen de taptığını

buyurdu bil nefsini bileceksen rabbını

rabbı allah olan anladı kurtulduğunu

kurtulmak ne demek demeyesin

gecikirsen sonra neyleyesin

aman vakit geçiyor oyalanma

sakın gencim diye nefsine aldanma

genci yaşlısı binmiş bu alamete

cem karacayıdamı duymadın

amanin gidiyoz kıyamete

 

 

dinleyene

söz söylemeli ancak dinleyene

anlayan beri gelsin demeyene

anlayış isterdi rahmetli rıza efendi

anlayan geldiğinde onu saran kefendi

anlamayan ah etmedi yaptığına

anlayan ah dedi yapana ve yapılana

ah edene ahbap gerek derdini dinlemeye

paylaş ki dert yükü yalnız çekilmeye

sen derdini anlat ahbap bulunur

dertliyi duyan ancak onun kuludur

o ki kulundan sana konuşur

aman sesini yükseltme ne söylesen duyulur

 

 

yaşamak

yaşamaktasın ki görüneni rengarenk

kapını çalan azaldığında solduğunda her renk

istemediğin biriyle yaşlandığında halini düşündünmü

ya o da seni istemiyorsa onun halini düşündünmü

aman ne karamsarlık deme

sana da çıkabilir bilsene

ne yapmalı ki yaşantı sürmüyor istediğince

bir ters yel esmesin götürür herkes gibi senide

bunları üzmek için yazmadığımı bil yinede

bak ne güzel şeyler söyleyeceğim şimdide

sen anda yaşa düşünme geleceği

gelecek dediğin gelmeyecek ki sandığın gibi

sen anda yaşadıkça bak ki beden eskisede sen aynı sen

şükret tadını çıkar değişmedi ki sendeki sen

sen kendini bildiğinden beri baksana haline

yaşlanan ânın yada hatıran varmı hayalinde

insanı taşıyan bedensede bedende yaşayan insan

sen seni taze yaşat aklen fikren  insansın sen insan

insan denilen etle kanmıdır ki yaşlandırıyorsun

insana verildi bu hayat ne kendini telaşlandırıyorsun

hay isminden verdi sana hayatı

yaşantın değişir ama onun sende değişmez hayatı

hay ismiyle seni hayatlandırdı o

korkma istemez verdiğini geriye o

 

 

paylaş

her anda ve her yaşta yaşamaktır hayat

sanma yemek içmek nefes almaktır hayat

kendinle beraber diğerleriyle anlamlıdır hayat

paylaşılmayınca ne yaparsan yap dolmaz hayat

paylaşan bulununca tadına doyum olmaz hayat

 

 

kitap

kitabım ben diyor bilmiyor kitap niçin

okunmuyorsa bir kitap yazan sorar niçin

sen kitapsan bilirmisin seni yazanı

sen seni yazansan bilirmisin okuyanı

okuyan seni ne bulacak sendekileri mi

sendekiler seninse isteyene verirmisin

okuyana beğendiysen istediğini al dermisin

senin kitabın yazılmışsa sen oynayanmısın

yoksa başrol bile değil figüranmısın

kendi kitabında fügüran olma

kitabını kendin yaz ama okuyan olma

okuyan kitabını seni bulmalı onda

yoksa sen yazmışsın çizmişsin ne fayda

 

 

davet

ne güzel davetçidir o davet eder

davetini işiten var işitmeyen o kim der

sen bir resminle davet ediyorsun baksana

seni gören hemen hal değiştiriyor anlasana

bak ki neye davet ediyorsun sen

aman ev sahibini tanı misafirsin sen

 

 

mevlâna

dedi ki gel kim olursan ol gel

deriz ki bil kim olursan ol ama bil

bilmekle yol alır insan

bilmeden yaptığı her iş noksan

bilince ver kararını

bilmezsen sen çekeceksin zararını

her satır karalayan bilenmi

bilse yazdığını okuyan gülenmi

sen gülersen ağlamalısın bil ki

çünkü o rasul dedi ki

benim bildiğimi bilseydiniz

az güler çok ağlardınız

ağlamak bilmenin eseri

ya gülersen sende ne var ve neyin eseri

 

 

aptal

aptal olan abdalı bilmez ki

aptallığı dışa vurur bunu bile görmez ki

sen sen ol ayır aptal ile abdalı

abd kuldur ona kulluğu tasdikli

ancak bilmeyen der o yol eksikli

eksik gören bilmez ki eksik kendisi

tam olmaya geldik bu cihana besbelli

sen ona buna bakma senin yerin sende belli

bil senden sana o yolu çıkma dışına sakın

yoksa kurdu kuşu kapmaya gelir akın akın

sonra sen bile seni kaybeder şaşırırsın

bilsen senin senden sana yolun ne güzel şaşırırsın

sen şaşıranlardan olma şaşma yolundan

uyma sapanlara girse de her iki kolundan

çalışmak ibadettir işte abd işi

işsizlik bil ki ancak aptal işi

 

 

şiir

sanma ki şiir yazanım her gelen gibi

yazılanlar düşünmek içindir düşün işine gelen gibi

nerden gelir bilirim ama nereye gider okuyan bilir

okumadan kayıtlardan kurtul ki sana mana verilir

manasız dersen sen bilirsin ama bilki mana bile manada verilir

mana ne diyeceksen sendekilerin sende resmidir çizilir

üstelik sendeki resim istesen de istemesen de çizilir

çizilene bak hangisi değiştirilebilir

sen unutsan ne değişir

resmi çizen mutlak bilir

 

 

olmaz

olmaz dememeli olmaz olmaz

ne varki akla gelen var ki yok olsa olmaz

o ol demeden hiç bir şey olmaz

ol dedi oldu ki sen seçtin seçmesen olmaz

seçtiklerini o verdi başka veren olmaz

sen razı ol verdiklerine yoksa o razı olmaz

sanma ki o razı olmadan veren yoksa o olmaz

sen sen ol senden başka birşey olmaz

 

 

kısmet

meğer senmişsin yazmıştım bilmeden kısmetlisini

sende okuyunca gördüm yazılanın sebebini

sende hayatı sevensin ben gibi

evet sebebi ne sen ne ben o besbelli

uzatmadan bak ne yazmıştım evveli

şimdi tekrar olsada benim için yine kıymetli....

 

 

ziyaret

ziyaret eder her dalı her çiçeği o

sanırsın bal alacak şifa olsun diye o

bal yapan bilir hangi çiçeğin balıdır o

bilmese şifa olurmuydu bal şifa dedi o

o kim diyene bak kimlik söylemedi ki o

o sadece o dur dilediğine bildirir kendini o

onu bilmek mümkün olmasa da o yine o

bildiğin ve dahi bilmediğin ne varsa o

hadi artık sorma kendine anla işte sadece o

anla ki nerde olursan ol seninle beraber sadece o

 

 

hayrihi ve şerrihi min allahü tealâ

ilimlenin ilimsiz olan bilemez ki ilimlenmemeyi

ilimlenin ki ilime erişilmez okumakla alfabeyi

ilimlenin ki ilimdir yine öğreten ilimlenebilmeyi

ilimlenin ki son sanmayın cehenneme girmeyi

ilimlenin ki bırakın ona buna şuna cahil demeyi

ilimlenin aklınıza geleni gideni de ayırd etmeyi

ilimlenin bilin takılmadan yaşamayı öğrenmeyi

ilimlenin ki bilin size sizden olan yolu görmeyi

ilimlenin ilime değer yok bırakın paha biçmeyi

ilimlenin hayrın ve şerrin iş ile geldiğini görmeyi

ilimlenin işlerde hayrı tercih edip yolda yürümeyi

ilimlenin ilimden daha ilerisine de ilimle gitmeyi

 

 

şair

en zoru yazana şair olduğunu söyleyenedir

sabret anlatacağım söz yerine göredir

söz seninse söylenen kime göredir

sen sana söylemezsen söz seninmidir

başkasına lazım olanı söylemek mümkünmüdür

kim razı gelir başkasından gelene

hadi bak kendine gelebilirsen razı gelsene

rızasına ermeyen bilirmi razı gelmeyi

sen senden razı olsan unutursun istemeyi

istemek bile rızasızlığı gösterir

senin yazdıkların sende kimi gösterir

sen seni sana göster başkasına değil

yoksa teşhirciliktir başka bir şey değil

 

 

sormak

soruyor o söz kimin diye

sormalıydı kim yerine kime diye

okusa anlayacak o söz niye

okumak nedir bilmeli o dedi oku diye

oku bize tercümeydi o ıkra dedi biline

ıkra dedi o rasule istedi okusun kendi dilinde

okuyabilenlerden değilim dedi rasul kendi kendine

dedi rabbın adıyla oku anla ne okunacak diye

sen oku kendini kendinde bak o rasulden hediye

anladığın senin değil hepsi ondan sana hediye

 

 

karar

karar veriyordu molla kasım bu yarar bu yaramaz diye

oysa yunus demişti yıllar evveli seni sigaya çeker diye

anla kim kimi sigaya çekti bu işte

reddetsen de o her yerde her an bir işte

onun işini bilmelisin ki sana fayda getire

faydasız iş varmı düşün kendi kendine

 

 

melemek

melek diyor kendine hemde isyan edeni

bilmez ki melek olan bilmedi isyan edeni

melek ismini veren soktu meleği hizmete

hizmete isyan etmedi ama etmedi secde de

secde etmeyen melek değildi aslı cindi

secdeden imtina edince ona şeytan denildi

sen tanısan şeytanı ayırırdın kendini

ateşe atan şeytan düşündümü kendini

sen sana fayda et yoksa eden bulunmaz

bu kervan yürüdümü istesende durmaz

kervana dahil ol ki varasın menzile

köyün en son çitinde kalırsın ünzile

harekete geç demeden anla bilmeli

bilmeden hareket eden erişemedi ki

sen erişmek istediğin yeri bul

oraya varmak için gerekir kabul

kabul et senden sanadır her yol

seç birini deme şu yol bu yol

yol yolcuyu götürür vuslata

kavuşmak merhemdir hasrete

hasret çeken bilir acısını

acı kendine bekleme daha acısını

 

 

raslantı

rasladığımda bir ize eğer benzerse bana

takılmadan edemem ve yazarım illa ona

yazdıklarım kurulu sözler değil bilesin

geleni yazarım ama gelen sana bilesin

sen kimsin bilen değilim ama söz sanadır bilesin

sözleri manasız sanıp sakın kaldırıp atmayasın

bir düşün belki ne dediğini onun anlayacaksın

o ki konuşur kuluna mekansız ve zamansız

sen anla ki onun sözleri gelmesin sana anlamsız

anlayacak çağdasın yaşın yazılan ise

deme ne çağı anlayan anlar o çağda ise

 

 

fayda

aradığını bilsen bulduğun bu olurmuydu

bunu aradım dersen faydası olurmuydu

sen seni bilsen başkasına faydası olurmuydu

sen farkına var ne olur gafletin faydası olurmuydu

fayda ne diyorsan bilmediğinin sana faydası olurmuydu

 

 

şey

sen ona buna kızsan ne kızmasan ne

kızgınlık bile senin değil farketsene

bak kendine gördünmü hiç öfkeden fayda

fayda istersen ki ancak senden sana fayda

arama kendin dışında bulamazsın bir şey

şey denilen bile sen olduğun için şey

şeye isim versen de şey yine şey

sen ise insansın sanma ki başka bir şey

 

 

döner mi dönmez mi

uğruyorsun ama bir merhabayı çok görüyorsun

yetmezmiş gibi yazdıklarımı da görmüyorsun

sonra iki satır karalanınca anlayamadım diyorsun

eh anla artık sen aklında gelip gidiyorsun

 

 

cevap

herkes istiyor karşıdakinde dürüstlük doğruluk

ama demiyor ki bana ait bana lazım doğruluk

doğruluk ki istemesi kolay yapması yaşlandırır

kaybetmeye gör her şey seni telaşlandırır

telaşla başlayanın eli ayağı dolaşır birbirine

sen doğru olursan rastlatır seni sen gibi birine

derler söyle bana dostunu söyleyeyim kimliğini

kim olduğunu bilen ancak seçer dostum dediğini

dost seçmek kolay değil o bilgiye ermeden

sakın dostum deme kimseye onunla gerdeğe girmeden

gerdeğe girmek için önce nikah yapmak gerek

nikah nedir deme seni sende tutmak gerek

sen seni terkedersen kaybolursun

çarparsın duvarlara yazık olursun

bu kadar sert söz gelmezdi sen istemeseydin

sakın kimseyi suçlama ne geldiyse sen istedin

her kötü gördüğünün bilki tümü kötü değil

kötü de bile iyi var anlatacağım işte bil

bil ki balda şifa vardır bir kaşık alırsan

anlarsın bir okka bal yiyince şifasız kalırsan

gördünmü bir ucu şer olanın bir ucu hayırdır

sen şerde durma gerisi sana hayırdır

 

 

bilemezsin

yaşamadan istesende bilemezsin

tanımadan ne verecek bilemezsin

keyfine varmadan farkını bilemezsin

tadmadan ne farkedecek bilemezsin

bilmediğini bilmeden ne getirir bilemezsin

 

 

kaabiliyet

tanınmak isteyensin sınır koyan da sensin

kaldır sınırları ki seni isteyen sana gelsin

istemediğin birisini anında red edebilensin

önce bil bilmeden sanma ki isteyebilensin

istediklerinin hepsi kendine verilensin

bak kendine hep artansın sanma eksilensin

 

 

barbizede 'den gelen ilhamla

doğru

doğru çoğunluk olmak demek değil ki

doğru kaç kişinin kabul ettiğiyle değişen değil ki

doğru ona buna şuna göre doğru olan değil ki

doğru yapılmasıyla veya yapılmamasıyla değişen değil ki

doğru kabul edip yapılınca zarar veren değil ki

doğru bir kişiye veya bir gruba veya bir zümreye ait değil ki

doğru olmamak ihanet ama doğru olmak erdem değil ki

doğru olmak insana ait insan olamayandan doğruluk beklenen değil ki

doğru nasıl bakarsan bak kime uygularsan uygula aynı olandır başka bir şey değil ki

 

 

erişememek

sende olana bakıyorsun hissine kapılıp sevgi diyorsun

sen sevgiyi senin his ve bildiğinden ibaret sanıyorsun

dahası sen seni seveceği de sendeki hisle sınırlıyorsun

seni sevecekte olanları sen niye sevgiye koymuyorsun

sendeki sana ise ondaki ona ait bunu niye bilmiyorsun

senden ona aksın ama ondan sana gelmesin istiyorsun

yağsan aksan sevsen güvensen ona diye varsayıyorsun

sayıyorsun ama birşey yapmadan seni sevsin istiyorsun

peki neden o zaman ne yaparsan yap ona erişemiyorsun

 

 

sevgisizlik

sevgi bir kelime kiminde boş kimiyse doldurur onu

sana boş verildi sevgi kelimesi zamanla doldur onu

sevgiye ne konur bilmiyorsan nasıl kullanırsın onu

önce sevgi kelimesine isim koy kim hakederse onu

her ne varsa o isimden sana gelen koy sevgiye onu

bak o zaman sevgi doldukça nasıl seviyorsun onu

sen sevmeye başlayınca inan iyi tanıyacaksın onu

bilirsin senin ismini nasıl seçer eğer tanırsan onu

iş böyle görülür dikkat edersen hayra çıkar sonu

 

 

birleşme

sen onu seninle sende bir etmişsin

ya sen onunla onda birmisin

asıl olan sen ve o birmisin

o sende sen onda birmisin

sen sendeki seni kaldır ki o kalsın

o sende kendine baksın onda seni görsün

o kendinden kendini yok etsin

seni kendinde sen etsin

 

affınıza sığınarak biraz şerh (manada açılım denebilir) edebilirmiyim

seviyorum diyen kendine bakıp sevdiğini gören ise bu vehimdir

oysa sevdiğine bakabilirse ve de orada kendini görebilirse

bu gördüğü sevdiğinin kendisine verdiği sevgidir

işte sevme ve sevilmenin beraberliği ancak böyledir

gelelim vehime

vehim doğruyada yanlışada çıkabilen ve tahkik yani araştırıcılığa girmeyi gerektiren bir haldir

vehim ile karar verilirse sonucu hayrihi ve şerrihi denilenin tercih edilişinde cehle giriş

yani hayrı tercih edişi ilimsizlikle hayrı ve şerri beraber ediniş

veya ya hayırda şer yada şerde hayrı kullanış

nasıl oluyor derseniz

hayırdır çünkü sevmek emirdir

şerdir çünkü aklen değil hislerle sevgidir

veya

ya hayırda şer yada şerde hayırdır

çünkü

ya sevgi kelimesi akılda değil hislerde mekanlaşmıştır

   sevgi kelimede haktır hisde sevgiyi kullanan hakkı olmayandır

   işte şerde hayır

yada

   sevdiği haramdır (evli) kendisi fiilsizdir yani hayırdadır ki

   bu durumda hayırda şerdir

fiil yani zina hali fiillenene külli şerdir

ve ateşi muciptir ki temizlenmek ola

bu ise dünyada ateş yani zaniye halk içinde kötülenme ve ceza

ahirette ateş ki buda zinadaki haramı kabulsüzlüğün giderilmesi yani temizlenmesi sebebi iledir

 

hiçbir iş yoktur ki içinde hayır ve şer beraber bulunmaya

akla gelebilir ki o halde her işi yapan şerri de fiillenmiş olur

ve yine akla gelebilir ki zina da külli şer deniliyor

ancak fiillenene denildiğini unutmamak gerek

bir iş işi görenle sınırlanan değil ki

o işden ilmel yakin ve aynel yakin ilimlenen var

dahası hadise uygunluğa girip fiillenmemeyle hayrın hakkal yakinine erişiş var

o halde nasıl ki her işde hayır ve şer beraber

bu demektir ki hayrın ve şerrin ilimlenmesindedir ayrılış

öyleyse işi yapanda şer görünmesi tercihle edinilen olduğundan

burada niyet ve fiilde nihayetleniş ilimde de nihayetlenmedir

ayrıca cennet ile dünya arasındadır cehennem

ve cehennemden geçişledir cennet

yanmak ise temizliği mucipler içindir

o halde kirlenen temizlenecektir

kir ise günah denilenler denilse de asıl kir kabulsüzlüklerdir

çünkü günah denilenler derecelenmeye manidir

ancak nihayete götürülende kirletici değildir

kabulsüzlük ise kişinin kendi aklının eseri olduğundan

kişiye aitlerin dünyada bırakıldığı herkesçe malum olduğundan

ve dahi akla aitlerinde ulaşabileceği nihayet sidretül münteha olduğundan

bunların temizlenmesi muhakkaktır

ancak o temizlikten sonradır cennete yani sidretül münteha ve sonrasına yürüyüş

kişide lâ ilahe illalah durduğu müddetçe yürütülendir

lâ ilahe illallahtır kişiyi yürüten

lâ ilahe illallahı olmayan veya terkedenlerle muhatap edilmemiştir alim

 

 

uymak

sevmediysen sevmeni

gitmediysen gitmeni

görmediysen görmeni

erişmediysen erişmeni

varmadıysan varmanı

gelmediysen gelmeni

uymadıysan uymanı

gülmediysen gülmeni

isterim versin sana seni

 

 

al gülüm ver gülüm

bak arakadaşım gel senle muhabbet edelim

eskiler dermiş soğan ekmek yiyelim

bulamazsak tuzla ekmek diyelim

ozan değilim ama söyler yine dilim

kim kimdir ne nedir alıp verelim

senden bana aksın sendeki ilim

varsa bizdende sana akar belki bir ilim

eh okuyanada bu şiirdir diyelim

nerede dersen orayı söyle geleyim

hadi şimdilik hoşçakal diyeyim

 

 

diyeyim diyesin diye

evet geldim ki arkadaş oldu unuttu demeyesin diye

evet geldim ki sanmasın söylediklerim boşmuş diye

evet geldim ki arkadaşım resimlerimde varsın diye

evet geldim ki bende güzelliğe doyum olmaz ki diye

evet geldim ki sözlerim gerçek seyredeyim seni diye

evet geldim ki sana bakıp güne iyi başlayayım diye

evet geldim ki görünce gözüm gönlüm açılabilir diye

evet geldim ki şair olmasam da bir şiir yazayım diye

evet geldim ki ne gelirse gelsin yine de razıyım diye

evet geldim ki bir adım gelene on adım gelesin diye

 

 

çok güzel

bir adım daha

her adım sendekini alıp sana veren

demişler görene köre ne

haydi durma sor kendine

yürümekle gidilecek yer değil

ama hareket etmeyene de verilen değil

 

 

bilirsin

bilirsin fazla naz aşık usandırır

oysa seven ekmeğini tuza bandırır

kendi yansada sanma seni yandırır

bunlar çatlayan sabır taşından sızandır

 

 

niçin

niçin demeden niçini bilinmeyecek bildim

niçin deyince kime demeli ve niçin bildim

niçin diye sorunca cevap var ki onu bildim

niçin dedim kendime ve niçin sensin bildim

niçin diyen benim ve benim ondalığımı bildim

niçin bilmeden bilinmek yok bileni de bildim

niçin bilinmek istediğini bilemeyince seni bildim

niçin demek bile boşmuş bilinmeksizin bildim

niçin demeyince hareket oluş yokmuş bildim

niçin demek yetmezmiş nasıl demeyi de bildim

niçin nasıl ile bilinirmiş kim ise bilinmezmiş bildim

niçin o bilinmezmiş bende beni bilemeyince bildim

niçin bilmek istediğimi onu bilmeye çalışınca bildim

niçin onu değil de kendimi bilmeliymişim bildim

niçin yaşadığımı onunla ondan ona yaşayınca bildim

niçin diyene yaşa kendinde kendini demeyi bildim

niçin e erişmeden yaşamak hayat değilmiş bildim

niçin kendinle kendine yol almak yaşamakmış bildim

niçin dedim ama niçin dememeyi de kendimde bildim

niçin daha fazla açıklanırsa anlaşılmayacağını bildim

niçin istemekle değil de gayretle anlaşılacak bildim

niçin diyene cevap vermek için yazmadığımı da bildim

niçin bildim diyene bilmesede ukala der onu da bildim

 

 

takılma

yol olur yolculuk başlar

bilen yola yoldaşla başlar

takılma onlar yolda taş olanlar

takılmasa da ayağa yolda taş olanlar

sakın kendini yaramaz yolda taş olanlar

 

 

dedim

geldim dedim dinle dedim anlattım

anlatılanı ben yazsam da benden anlatmadım

bende ne varsa bana geleni yazdım aldatmadım

anladı anlamadı o kadarına da bakmadım

gün olur anlar dedim o yolu sanmaki tadmadım

yol sende değil bende değil diye bırakmadım

gitsende gitmesen de ben yoldan başka şey anlatmadım

 

 

hüküm

bizim aradığımız ne ise o her yerde ve her an var

ancak hem mekan çok büyük hem de zaman dar

biz ise vakitlere sıkışmışız kalmışız mahpus

işte bu yüzden tesadüf etmezse oluruz suspus

ama zamanda ve mekanda yol alanlarsa

mutlaka ulaşır isteğine eğer kovalayansa

sen de yolcuysan benim gibi bu yolda

hadi gecikmeden gel yol arkadaşlığına

 

 

bosna (geç kalmış bir af dileyiş)

yoktu birden yüreğimde acı sancı oldu bosna

uzak sanırken meğer başucumdaymış bosna

bosnadan size ne derken kardeşim oldu bosna

benim içimde ateş ateşte yanan yıkılan bosna

unuttuk unutturulduk olanı unutmasa da bosna

bosnalım affet bilemedik saramadık seni bosna

borçluyuz nasıl öderiz borcumuzu sana bosna

sen ölmedikçe ölmezmiş seni var eden bosna

yaşamak seninle bilindi dirildik sende bosna

yazsam da sen değilim ki anlatayım seni bosna

sen senliğinle bana yeniden öğrettin beni bosna

yaşa ve dahi utancımı yüzüme vurmayasın bosna

dilim söylemese de acından parsa çıkardık bosna

affet bizi n'olur affet yüce gönlünle affedici bosna

 

 

DUAM

ALLAHIM, SENİN KORKUNDAN BİZE GÜNAH İŞLEMEMİZE ENGEL OLAN BİR PAY VER. SANA İTAATTEN BİZİ CENNETE GÖTÜREN BİR PARÇA VER. DÜNYA MUSİBETLERİNİ BİZE HAFİFLETEN YAKÎNÎ BİR İMAN VER. ALLAHIM, BİZİ YAŞATTIĞIN MÜDDETÇE KULAKLARIMIZDAN, GÖZLERİMİZDEN VE KUVVETİMİZDEN FAYDALANDIR. ÖLÜMÜMÜZE KADAR ONLARI DEVAMLI KIL. BİZE ZULMEDENLERDEN ÖCÜMÜZÜ SEN AL. BİZE DÜŞMANLIK EDENLERE KARŞI BİZE YARDIM ET. BİZİ DİNİMİZDE MUSİBETE UĞRATMA. DÜNYAYI EN BÜYÜK DÜŞÜNCEMİZ VE GAYEMİZ; İLMİMİZİN DE ULAŞTIĞI SON NOKTA YAPMA. BİZE MERHAMET ETMEYENLERİ ÜZERİMİZE YÖNETİCİ VE OTORİTE TAYİN ETME. ALLAHIM, BENİ, SAĞ İKEN ANAMI VE BABAMI, EVLATLARIMI, NESLİMİ, NESEBİ AKRABALARIMI, İHVANIMI, MÜ’MİNLERİ, MİLLETİMİ, RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZİN ÜMMETİNİ BAĞIŞLA. BİZE ACI. BİZİ AFFET. BİZİ RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZE LÂYIK VE VÂSIL EYLE. BİZİ SALİH KULLARINA DAHİL EYLE. BİZİ SADIK KIL. BİZİ RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZE SEVDİR. BİZE ONU (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) SEVDİR. BİZİ ONUN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) BERABERLİĞİNE İLHAK EYLE. BİZİ HULD CENNETİNDE ONUN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) YOLDAŞI KIL. BİZİ SALİHLER OLARAK HAYATLANDIR VE BİZİ ANCAK MÜSLÜMAN OLARAK VEFAT ETTİR. BİZİ SALİHLER OLARAK HAŞR EYLE. BİZİ MÜLKÜNÜN MUKTEDİRLİĞİNDE BERABER KIL. BİZE FİRDEVS’i VER. BİZİ NAİM CENNETİNDE NİMETLENDİR. BİZİ CENNETLERİNE DAHİL EYLE. BİZİ KABİR AZABINDAN, MAHŞERİN VE KIYAMETİN DEHŞETİNDEN, CEHENNEM AZABINDAN MUHAFAZA EYLE. ALLAHIM KALPLERİMİZİN ARASINI BİRLEŞTİR. ARAMIZI İSLAH ET. BİZİ SELÂM YOLLARINA HİDAYET ET. BİZİ ZULMETTEN NURUNA KAVUŞTUR. BİZİ ZAHİR VE BATIN ŞERLERDEN KORU. BİZE İŞİTMEMİZDE, GÖRMEMİZDE, KALBİMİZDE, EŞLERİMİZDE VE ZÜRRİYETİMİZDE BEREKET KIL VE TEVBELERİMİZİ KABUL ET. BİZİ NİMETLERİNE ŞÜKREDEN VE HAMD EDEN, SENİ KABUL EDENLERDEN KIL, ÜZERİMİZE O NİMETİ TAMAMLA. ALLAHIM BİZE DÜNYADA HASENE VE AHİRETTE HASENE VER VE BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU. ALLAHIM BİZ SENDEN, RAHMETİNİN GEREKLERİNİ VE BAĞIŞLAMANIN AZİMETLERİNİ VE HER GÜNAHTAN SELAMETE ERMEYİ VE HER İYİLİKTEN GANİMET VE CENNETİ KAZANMAYI VE CEHENNEMDEN KURTULMAYI İSTERİZ. ALLAHIM BİZE ÇOK VER VE BİZE EKSİK VERME VE BİZE İKRAM ET VE BİZE KÖTÜLÜK ETME BİZE VER VE BİZİ MAHRUM ETME VE BİZE İ’SAR ETTİR VE İ’SAR OLUNDURMA VE BİZİ RAZI ET BİZDEN RAZI OL. ALLAHIM BÜTÜN İŞLERDE SONUÇLARIMIZI GÜZEL EYLE VE BİZLERİ DÜNYA HÜZNÜNDEN VE AHİRET AZABINDAN KORU. KALPLERİ ÇEVİREN ALLAHIM, KALPLERİMİZİ TAATİN ÜZERE ÇEVİR...

HAZRETİ PİYR NUREDDİYNİ CERRAHİYNİN VE SAİR PİYRANIN ERVAHI VE ŞEFAATLERİ İÇİN

TURUKTAN İYMANI İSLAM VE MERTEBELERDE İKEN VEFAT İDEN MÜRİYDANIN ERVAHI İÇİN

ÜMMETİ MUHAMMEDDEN (SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM) AHİRETE İYMAN İSLAM İLE İNTİKAL İDENLERİN ERVAHI İÇİN

VE BERHAYAT OLANLARIN HİDAYETTE DAİM VE KAİM OLMALARI İÇİN

DİYNİ İSLAMA HADİM OLMALARI İÇİN

ADEM ALEYHİSSELAMDAN ŞU ANA DEK GELİB AHİRETE İNTİKAL İDEN MÜ’MİNİNİ MÜ’MİNATIN MÜSLİMİNİ MÜSLİMATIN ERVAHI İÇİN

BERHAYAT OLANLARIN DİYNİ İSLAMA HADİM OLMALARI İÇİN

ASHABI KİRAM TABİİN TEBEİ TABİİNİN ERVAHI İÇİN

HULEFAİ RAŞİDİYN EVLADI ALİ ABA AŞEREİ PÜR VEFANIN VE EZVACI TAHİRAT VALİDELERİMİZİN (RIDVANULLAHİ ALEYHİM ECMAİN) ERVAHI İÇİN

VE HASSETEN AKRABAYI TAALLÜKATTAN AHİRETE İMANI İSLAM İLE İNTİKAL ETMİŞLERİN ERVAHI İÇİN

İHVANI YÂRANIN İKİ CİHANDA AZİYZİ ŞERİYF OLMALARI İÇİN

VE KESİR ADET OLMALARI İÇİN

SULTANIMIZIN SIHHAT VE AFİYETİ İÇİN

HİMMETLERİNİN DE ÜZERİMİZE ALİ OLMASI İÇİN

Bİ HÖRMETİ PİYR VE PİYRAN ENBİYAULLAH VE Bİ HÖRMETİ MÜRSELİN VE Bİ HÖRMETİ SEYYİDİL MÜRSELİN (SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM)

EL FATİHA

 

à Hadis i Şerifler ile günlük dualar à

 

 

DİĞERLER NE SÖYLEMİŞ

 

Alanya dan edebiyat öğretmeni YILMAZ KISA ya teşekkürlerimle

SU KASİDESİ - Fuzûlî

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

1-) Ey göz! Gönlümdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma ki,
bu kadar çok tutuşan ateşlere su fayda vermez.

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

2-) Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden
akan sular, gözyaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır.

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

3-) Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim
gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.

Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

4-) Yaralı gönül senin (peykân)ından korka korka bahseder.
Yaralı olan suyu ihtiyatla içer.

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

5-) Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna
yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi
bir gül açılmaz.)

Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

6-) Yazı yazan (hattat)ın gözlerine kalem gibi kara su inse de,
senin yüzünün hattına benzer bir hat yazamaz.

Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

7-) Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur,
buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

8-) Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını
esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

9-) Gönül, ondan ayrı olduğun zaman, onun peykinin  (oka benzeyen
kirpiklerini) isteyerek, hasretini teskin etmeğe çalış. Susuzum, git bu
çölde benim için su ara.

Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

10-) Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek
hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.

Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

11-) Su, durmadan senin mahallendeki bahçeye doğru akıyor.
Galiba o, hoş yürüyüşlü sevgiliye âşık olmuş.

Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

12-) Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim,
çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

13-) Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,
öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.

Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

14-) Servi, kumrunun yalvarmalarına karşı dikbaşlılık ediyor.
Su gitsin de onun eteğine sarılıp ayağına düşsün yalvarsın.

İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

15-) Gül dalı bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor.
Su, gül dalının damarına girerek bülbülü kurtarmalıdır.

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

16-) Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş
dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.

Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

17-) İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed'in s.a.v)
mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.

Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

18-) Katı taştan, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını
tazelemek için onun mucizesiyle su meydana çıkmıştır.

Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

19-) Onun mucizesi âlemde öyle nihayetsiz bir hidayet denizidir ki
binlerce kâfir tapınağına (Mecusî tapınağına) o denizden hidayet ermiştir.

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

20-) Şiddet günü Ensar'a parmağından akıttığı suyu
kim işitse, hayretle parmağını ısırır.

Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

21-) Dostu yılan zehri içse âb- ı hayat olur.
Aksine düşmanı da su içse elbette yılan zehrine döner.

Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

22-) Abdest almak için yanağının gülüne su serpince,
her damla sudan bin rahmet denizi dalgalanmıştır.

Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

23-) Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa
vurarak ömürler boyu,  durmaksızın başıboş gezer.

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

24-) Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak ister.
Parça parça da olsa o eşikten dönmez.

Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

25-) Senin na'tını zaman zaman tekrarlamayı hata ehli derman bilir.
Tıpkı sarhoşun ayılması için yüzüne su serpmesi gibi.

Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

26-) Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların
susuzluktan dudağı kurumuşların yanıp dâimâ su diledikleri gibi
ben de seni özlüyorum.

Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

27-) Şen o keramet denizisin ki, Miraç gecesi feyzinin şebnemi
duran ve gezen yıldızlara su götürmüştür.

Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

28-) Mezarını yenileyen mimara su gerekirse,
güneşin çeşmesinden her dem feyzin saf suyu iner.

Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

29-) Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, ama o ateşe,
senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim. 

Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su

30-) Na'tının uğuru ile Fuzulî'nin sözleri nisan yağmurundan vücuda
gelen büyük inci tanelerine benzemiştir.

Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

31-) Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün
yahut aşık göz, sana duyduğu hasretten su gözyaşı döktüğü zaman

Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

32-) O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin
su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.

 

Çokça zikredilen beyitlerinden bazıları şunlardır:

 

Aşk imiş her ne var alemde

İlim bir kil ü kal imiş

 

Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var

Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var

 

Hasılım yoh ser-i küyunda beladan gayrı

Garazım yoh reh-i aşkında fenadan gayrı

 

Eyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir

Men kimem saki olan kimdir mey ü sahba nedir

 

Dest busi arzusıyle ger ölsem dustlar

Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su

 

Ya rab bela-yı aşk ile kıl müptela meni

Bir dem bela-yı aşktan etme cüda meni

 

Yılda bir kurban keser halk-ı âlem ıyd içün,

Dem be dem saat be saat men senün kurbanınam.

 

 

HAYYAM dan

Sabahattin Eyuboğlu na teşekkürlerimle

 

 

inci

Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil;

Erdiğim sırları söylemek elimde değil;

Aklım düşüncenin derin denizlerinden

Bir inci çıkardı ki delmek elimde değil

 

 

sen mi? ben mi?

Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana:

Bensem, ne bakarsın o yana bu yana?

Kendine gel de düşün, içine iyi bak:

Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna!

 

 

FELSEFEMSİLER

 

 

“ALGILAMAK VAR OLMAKTIR” diyorlar

Varlık, işte anahtar kelime. İnsan kısaca şöyle tanımlanır: doğar, büyür, ölür. Peki insanın kendisini bir varlık olarak anlaması veya algılaması nasıldır. W. Shakespeare in dediği gibi “Olmak yada olmamak işte bütün mesele bu”. Deriz ki “anladım” veya “algılamıyorsun!”. Öyleyse anlanan nedir? nasıl anlaşılmıştır? veya algılanan nedir? ne algılanmış? ve algılama için araç kullanılmışmıdır? ve bu araç nedir?

Şimdi bu kavramları incelemeye çalışalım.

Anlama, bir durum veya oluşu kendimizde bulunan yaşadığımız, gördüğümüz veya bilgisine sahip olduğumuz bir durum veya oluşla kıyaslama işinin sonucudur. Eğer kıyaslanan örtüşüyorsa buna tepkimiz “anladım” olur. Algılama ise yine anlama işini oluşturan hale bir araç kullanarak varmamızdır. Yani burnumuzla “bir koku algılarız” ve bunu kendimizdeki kokularla kıyaslayarak “çok güzel, fena değil, berbat” vs. niteleriz. Tabii ki şimdiye kadar bahsettiklerimiz işin daha çok sözlük anlamı üzerineydi.

Oysa birde işin felsefi boyutu vardır ki algılamak daha çok farkında olmak argo tabirle “işi çakmak” manasına gelir. O halde fark kelimesini çözersek felsefi boyutuna da bir açıklama getirmiş oluruz. Nedir felsefedeki fark. Kendimizle diğerlerinin farkı mı? Ki bir şekilde bu da vardır. Yoksa kendimizin yaşadığımız süreçte farklılaşması mı? Ki asıl düğüm buradadır.

Şöyle söylemiştik;

günaydın

farkında olup yaşantının kader demeyip gayrete girenlere günaydın

erişenlere ve dahi erişmeye yol alanlara henüz başlayanlara günaydın

durmaktan vaz geçip harekete geçenlere yola çıkıp yürüyenlere günaydın

yol ne diye merak edip soranlara sorusunda sabit olanlara günaydın

 

Burada da anlaşıldığı gibi farketmeye varmak için birbirini izleyen anlayış kademeleri var. İnsan çok basit görünen bir cümleyi bile bir kaç defa okuyunca farklı anlayabilir. Ya hayatı sürekli okumaya erişirse her baktığında yeni bir fark görmez mi?

Varlık olan insan varım demekle mi var olur? yoksa varlığına ait eylemler mi olmalıdır?. Bu sorunun cevabı bir şekilde varlık kavramının da cevabı gibidir. Dikkat edersek insanın varım demesi zaten yeterli bir eylemdir. İş kaldı varım dediği nedir onu bilmeye. İnsan kendisinde bir kuvvet bir güç olduğuna ve bu güç ile değiştirebileceğine veya istemediğinde değişimi durduracağına varım demektedir. Öyleyse varım diyene bakılır ve dediklerinde tutarlı olduğu kadar o insan vardır.

 

 

“HER ŞEYİN ÖLÇÜSÜ İNSAN” ise "İNSANI ÖLÇ"

İnsanlık, tarih olarak başlangıcı bilinmemekle beraber yazının icat edilmesinden sonra insan ile ilgili olay ve gelişmeler bilinir hale gelmiştir. İnsan hakkında yazılanlardan anladığımız ise, insanın çevresine olduğu kadar kendi yaşantısına da ilgisiz kalmadığıdır. İnsanın ilk yazdıklarından bu güne kadar neredeyse hiç değişmeyen bir şey de insanın algıladıklarını sınıflandırmasıdır. Daha doğru bir ifadeyle belirli ölçülere göre algılamaya çalışmasıdır.

İnsan sadece beş duyusu ile algıladığını değil duygularını da ölçüyle ifade etmektedir.  Fiziksel ölçebildiklerini dahi belirli sınıflara ayırıp öyle ifade etmeye o kadar alışır ki ölçüsüne sığmayan bir durumu kolaylıkla reddeder.

Şöyle söylemiştik;

mantık

ne zamandır konuşuyordum mantık için

her kullanan da mantık der bilmez niçin

senin kelimelerinin sence sınırıdır mantık

sende olmayan kelimeye ne yapsın mantık

kabulsüz duyunca yeniyi red eder mantık

kabul ettiğin ise sana yepyeni mantık

mantık sana fayda getirmeyen bilmeyince

mantıkla bakma ne olur sözü dinle iyice

mantık seni hapseder koyduğu her sınırda

yeniye yol alana bekçidir mantık her sınırda

yeni sana gelmez sen sınırı açmayınca

mantık bekçisi açarmı sınırı sen açmayınca

yeni ne deme sende ne varsa eskiyendir

eskiyi sende tutarsan seni de eskitendir

eskimişler ne kadar çok baksana etrafına

genci yaşlısı dur der yeni bir şey yapınca

sen aldırma eskilere her an yenile kendini

eskiyenler fayda etse eskiciler di beyefendi

 

O halde dersek ki “insan ölçü koyar ama sonra da o ölçünün içine sıkışıp kalır” hata yapmış olmayız. Hem insan düşünen bir varlıktır denir ama düşüncenin nasıl oluştuğu bile yeterince tartışılmamıştır. Düşünce insanda var olan bilgiye göre şekil alır. Bu demektir ki ortaya konan fikir dinleyenin anladığından daha geniş olabilir.

Peki, “İnsan ölçüsüz olabilir mi?” diye bir soru akla gelebilir. İnsan birey olmak bir yana toplumsal bir varlıktır da. Yani insan kendi hayatının merkezi olduğu kadar çevresinden bağımsız da olamaz.

Ölçü veya ölçüsüzlük

Şimdi “nedir ölçü?” diye soralım. Ölçü kavranan ve de kapsananla alakalıdır. Ancak bu kavrama ve kapsama değiştiğinde ölçü çıkar ortaya. Yani önceki kapsanan ile yeni kapsananın arasındaki farkı ifade etme şeklidir. Aynı durum kavranan yani duyulara ait olanda yoktur. Ancak biz fiziksele ait ölçüye benzeştirerek kullandığımız zaman kavrananların ardışık ve içiçeliğini gözardı etmiş oluruz. Sonuçta “her şeyin ölçüsü insan” demekle hem ölçüyü ortaya çıkaran hem de kullanan insandır demiş oluruz. Öyleyse kullandığı ölçü insanı da ölçmüş olur. Yani ölçen insan ölçülen insan oluverir.

 

 

VE SİZDEN SİZE GELENLER

 

 

merhaba

şiir yazmadım sadece satırlarım şiire benzedi
söylemeye çalıştığım adım attın bende daha ileri adım attım
ama sen adımını geri çektin bende bunu bir şarkıdan esinlenerek
belirttim
ayrıca siz/biz gibi ifadeleri sevmediğim için sen/ben hitabını kullandım
bunu yanlış anlamanı istemem
burada veya msn de iletişime devam etmek isterim
sen de dilersen tabii ki
hoş ol ve hoşlukta kal
...

 

 

illa birşey istemek dersen

arkadaşlık derim dostluk derim
yoldaşlık derim
derim allah derim
ama sen ne istersin bilmeyenim
eh işte esas bununla başlayalım derim
ne yaptığıma gelince yolcuyum kendimden kendime ama tüm kainat bende
sen benim dünyama girince kesişim kümesi oluştu ister istemez
burayı ingilizce söyliyeceğim kusura bakma whatever drives you brought us here together but if i were not here would it be the same ?
eğer matrix filmini hatırlıyorsan ne dediğim daha anlaşılır olabilir
ama istersen sonra bunları yine konuşuruz
kendine ve seni sen yapanlara iyi bak

 

mrb

"tanıma ve tanışma meydanına çıktı iki yiğit ikiside birbirinden merdane"
ne o güreşe mi çıkıyoruz
bu kadar katı tanışma merasimi
ben necmi
necmi_gocer@hotmail.com da msn im
tanışma partisi ne davetlimsin
kapıda kimlik sormasalarda davetiye sorabilirler
görüşmek üzere arkadaşım

 

a.s.

siz şöyle yazmışsınız ya;

Sà ....MüsLümanLık nerde...

Sà ....Bizden geçmiş insanLık biLe alem aldatmaksa maksat,aldanan yok nafile,

Sà ....kaç hakiki müsLüman gördümse,hep makberdedir,

Sà ....MüsLümanLık bilmemm amma geLiba GökLerdedir..!

rahmetli ahmet efendi de buyuruyor ki “eğer abdullah yani allaha kul olmazsa bu dünya yok olur” yani kıyamet ile ilgili hadis i şerifi hatırlatıyor ve bizim de o abdullahtan biri olmamızı söylüyor

 

kimi dinleyelim

"Ve acep bu gibi esrar ı ilâhiyi işitmek amel etmek için midir yoksa malumat edinmek için midir? Ve işittiği ile âmil olmayan eşitmiş midir?" diye yazmış 1968 senesinde ahmet uzundede efendi (allah rahmet eylesin)
tabii ki bu gün anlaşılması için kelimelerde açıklama yapılsa fayda genişleyebilir
acep acaba
esrar ı ilâhi allah ın buyurup da bizim henüz erişemediğimiz için sır giz örtülü dediğimizdir
oysa erişince sır aynanın arkasındaki 'sır' a dönüşür ki aynada görmek için o sır olmazsa ayna değil cam olurdu
aynada görülende asıl değil görüntüdür asıl ise aynaya bakandır
amel etmek fiillenmek icra etmek yerine getirmek yapmak sevmek anlamak faydalanmak erişmek...
âmil amel eden
malumat bilinenden açıklayıcı şey

kimi dinleyelim? sorusuna ise verilecek cevap allah ve rasulü s.a.v.(*) dir (* Sallallahu aleyhi vesellem)
ancak onlar her işidene hitap eden olmakla beraber işidenin kabulü miktarınca yer eden yerleşendir
allah ve rasulüne s.a.v. bakan ise harice bakan değildir
oysa allah ve rasulüne s.a.v. bakana bakanlar ise
baktıklarını değil baktıklarında allah ve rasulüne s.a.v. aitleri görmelidir
bu da bakılana düşendir
delil ise;
kabul etsin etmesin allah herkese allah olduğu gibi rasulullah s.a.v. de icabet etsin etmesin herkesi davetiyledir
o halde size cevap kim ki ayırandır bu inanan bu inanmıyan diye o cahilliği iledir
ve kim allah ve rasulü s.a.v. adına konuşandır onlar allah ve rasulüne s.a.v. sırtını dönen olur
çünkü her kim allah ve rasulüne s.a.v. dönük durursa kendisi başkası ile meşgul olamaz ve ancak o dönük olana bakanlar da onda allah ve rasulüne s.a.v. aitleri görürler
başkası denilenle meşgul olmak demek -eğer sormadıysa- allah ve rasulüne s.a.v. sırtını dönmeyi gerektirir
oysa sorulana miktarınca cevap vermek emirdir

 

gel kim olursan ol yine gel yerine bil ne bilirsen bil ama bil dedik

çünkü gelmek gitmek için önce bilmek lazım
bu zamanda bilmenin önüne setler çekiliyor ve akıl prangalanıyor
hz mevlana gel dediğinde davet ettikleri allah ve rasulünü s.a.v. biliyorlardı ama kabulsüzlerdi
hz mevlana onları kabule davet etti
şimdi ise allah ve rasulullah s.a.v. adına fetva verenler kendi akıllarında buldukları putlara allah ve rasulullah s.a.v. ismini verenler
rasulullah s.a.v. ise kâbe i muazzamadaki putları kıran sen de gönül kâbendeki putları kır ki sünnet i rasule s.a.v. eresin vesselam....

 

yine soruyorsunuz

bu iyiye işaret çünkü rızaya erişmesekde mutmain e bari erişelim
ancak bu kendimize sormayla olur çünkü kendini sabitleyen nasıl rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin haber verdiği 'iki günü müsavi olan zarardadır' hadis i şerifine erişir yoksa
cevap için ise müsait bir zaman ayıracağımı bilmenizi isterim
misafirim var önce gelen önceliklidir
kendinize mukayyet olun

 

cevabım gecikti

hakkınızı helal edin

 

cennet mi cemalullah mı soruyorsunuz
biz de deriz ki siz hangisini kendinize sınır kabul ettiğinize bakın
ben deyince kişi irade kullanan olur ancak irade kullanana da sual olunur
bu iki durumdan geçmek için ben demekten sen demeye ve sonra da
onun dediğini demeye başlamak gerek
o zaman bakmak lazım o ne diyor;
cenab ı hak bir ayet i celilesinde buyuruyor ki
bismillahirrahmanirrahim
innallahe ve melâiketehu yusallune alennebiy
yâ eyyuhellezine amenu sallu aleyhi vesellimu teslima
nasıl ki cenab ı hak bize zikr i emrediyor
o halde bakmak gerek o nasıl zikrediyor
yukarıda beyan edilen ayet i kerimede mealen
allah ve melekleri nebiye (rasulullah muhammed sallallahu aleyhi vesellem) salat ediyor
ey iman edenler sizde ona salat edin ve teslim olun
diye emrediyor
o halde bizim sen dememiz yetmez o sen dediğimiz allahın zikrini de eda etmemiz gerekir
allah ki nebiy sini zikrederek salat ediyor
biz de sallallahu aleyhi vesellem diyelim bari

 

soruya cevap verilmezse olmaz

ancak ben meal üzerinden yorum yapmamaya gayret ederim

arabça bilgimde yok denecek kadar az ancak geliştirmeye çalışıyorum

bu sebeple cenab ı hakkın bana lütfettiği kadarını size açabilirim ne olur ayeti bununla sınırlamayın

 

bismillahirrahmanirrahim

innallahe ve melâiketehu yusallune alennebiy

yâ eyyuhellezine amenu sallu aleyhi vesellimu teslima

okunuşunu türkçede ancak böyle yazabiliyorum

bildiğiniz gibi şedde ve üstün esre ötre cezm gibi bağlaçlar çekimler türkçede yok

â yı bile kaldırdık kar ile kâr arasında fark kalmadı

konumuza dönecek olursak

benim nacizane size söyleyeceğim bu işin aslı kelimenizi çoğaltın derim ve bu konuda sorunuz olursa bildiğimi açıklarım

ancak ayet mealini önceki yazdığımdan daha fazla açmak şu an için öncelikli değil gibi anlaşılıyor

 

 

Tanıdıkça tanıtanım

Ah arkadaşım ah, en kıymetliyi en kıymetsizmişçesine kullanmakta olduğunu farkettiğinde 75 ini geçmiş olabilirsin.
Aman dikkat henüz vakit varken sor kendine nedir diye.
Cevap bulacaksın ama kabul edebilecekmisin bilmem.
Kolaylaştırıcı ne diyorsan işte o zaman arkadaşın olarak benden de bir kaç kelime duy derim vesselam...

 

Merhaba_

Sizi okudum, istemeden sizi gördüm kelimelerde.
Gördüklerimdeki siz nasıl söyleyeyim yaşamak için var olandınız
Ve ne hikmetse yaşam sizinle inatlaşmış ve siz size küsmüşsünüz.
Beni bir hiç sayın ve ne olur yazdığınız kelimelere yüklediklerinizi bırakmayın.
Dolmuşsunuz ama taşmayın ama ne olur bu güzel aklınızı terketmeyin.
Siz var olun varlığınız size armağan olsun.

 

Size yazmış olayım ama okuyanlarla da paylaşmış olayım;

dediğiniz gibi biz dualarımızda hayır isteriz ancak benim ufkumu değiştiren hadis i şerifi yazmak gerek...
bildiğiniz gibi ashap radiyallahu anhum rasulullah sallallahu aleyhi vesellemi sürekli tarassud ('rasat' dan gözlemek) ederlermiş
bir gün rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem görünür bir sebep olmadan gülümsemiş
ömer radiyallahu anh farketmiş ve sormuş "yâ rasulallah niçin gülümsediniz" diye
rasullullah sallallahu aleyhi vesellem "taaccüb (şaşakalma) ediyorum ki cenab ı hak mü'mine ne verirse hayırlısını veriyor" diye buyuruyor.
bu hadis i şerifi okuyunca aklımda şimşek çaktı ki allah'tan her şeyde hayırlıyı istemek yerine sadece tek kelime mü'min olmayı istemenin işi bitirdiğini anladım

 

karşılıklı ozan atışmasına dönmeden kesmek gerek

bu sorunuz da cevapsız kalmasın ancak bu konuyu burada noktalayalım
yol
ama dahası var
yol uzun vakit dar... diye başlayan beyitleri okuyunuz lütfen
sorunuza gelince...
amentü yü unutmayalım
ne diyoruz onda
hayrihi ve şerrihi minallahü teala
yani hayır ve şer allahtandır
yani demiyoruz ki
hayır da şer de allahtandır
aradaki fark ne derseniz
cenab ı hak hayrı ve şerri aynı anda ve işde beraber veren
ancak bizim o işdeki ilmimiz ve tercihimiz nispetinde hayra giren oluruz
o sebepledir ki sual olunacağız
vesselam...

 

ve dahi eklemeli ki mü'min iman sahibidir

iman ise ilimdir
yani cenab ı haktan mü'minliği taleb eden ilmi taleb etmiş olur
ilim sahibi de her an ve işde ilmi ile bakan olur
ilmi ile bakan da o an ve işin iycabı hayrı gören ve dahi tercihi miktarınca yürüyen olur
cenab ı rasul sallallahu aleyhi ve sellemin buyurduğu "cenab ı hak mü'min e ne veriyorsa hayırlıyı veriyor" hadis i şerifi tahakkuk etmiş olur
vesselam...

 

rasulullaha s.a.v. teslimiyet

allah herkese allah

hırsıza da katile de zaniye de istediğini veren allah

eğer onların bu istedikleri senin istemediklerinse

ona yani allaha teslim olduğun veya emanet edildiğin için

(allaha amanet ol diye cahilce bir cümle yaygın şu sıralar)

demiş oluyorsun ki

"ya rabbi benim istediğim bişey yok

sen bu şerlilerin istediklerini ver

bana zarar olsa da"

yaaaa

ancak rasulullaha s.a.v. teslimiyet iş getiren

yani hareket mecburiyeti ilimlenme mecburiyeti getiren

iş yapmayana rasulullah s.a.v. selam vermeyen

bunu da bil tercih senin ya iş yada ...

 

doğru yön bir tane var haa

360 derecede raslatmak zor diyorsan

360 bile bakışı daraltandır

kendi hayatının merkezi sen olmalısın ki

sen senden sana giderken

merkez tek nokta olacağı

ve tüm yönler merkezden geçeceği için

yolunu şaşırmazsın

vesselam...

 

 

merhaba

ne hoş ettiniz

işte böyle olmalı sınırlardan kurtulmak

aklın bağımsızlığına ulaşmak

hayat denilen bu girdaplı karanlık denizlerde korkusuz yelken açmak

aramak değil maksat hayatı hayatta yaşamak

yaşadığını anlayıp başka yaşantılarla çoğalmak artmak

ne iyi ettin arkadaşım kapımı çaldın

buyur gel sofrada ne varsa paylaşalım

üstelik misafir kıymeti bilmek öğretildi bize

bunu yaşattığınız için de ayrıca teşekkür size

 

 

ah derdimi anlatamamak ne zor

merhaba

"her kim Allah için dost edinirse, Allah Teâlâ onun için cennette yeni bir derece yaratır"

hadis i şerifin yazılı olduğu güllü ve güzel resme tıkladığımda arkadaşları görebilir diyor

arkadaş olalım o zaman dedim reddettiniz

tamam mümkün ve problem değil

o halde demiştim ki o resmi herkese açarsanız bende maksadıma ulaşmış olurum

bunu da yapmadınız

yalvarmamı isterseniz hadis i şerif için yalvarırım

eskiler bir hadis i şerifi kaynağından duymak için yüzlerce km yol giderlermiş

ben yalvarmışım ne ki

 

 

soru “sen aşık mısın peki? “

Cevap

aşk bilinse aşık olunmadan önce asla aşk oluşmaz

çünkü aşk pervane böceğinin yaptığı işi yaptırır insana

oysa insan böcek değil aklı ile insan

pervane böceği ışığı görünce başlar etrafında dönmeye

yaklaşır yaklaşır

yaklaştıkça ısınır ama farkedemez (kurbağa testini duymuşsundur)

sonunda o kadar yaklaşır ve ısınır ki yanarak ölür

aşk budur

tek kurtuluşu vardır ki ölümdür

ancak ölüm ihtiyari ölüm ve zorunlu ölüm diye ikiyi ayrılır ki

ölmeden evvel ölünüz hadis i şerifi buna işarettir

kişi isteğinden aşkın o çekiminden kurtulmak için ihtiyarını yani iradesini kullanamaz

ancak aşık olduğunun kendisini öldürmesine izin verir yani aşık olduğu aşkı öldürür

aşk ölünce insan serbest kalır işte burda akıl baliğ olmuşsa yani aklına hükmedebiliyorsa yaşantısı güzelleşir çünkü artık aşkı ilimlenmiştir

eğer aklına hükmetmeye ilimlenemezse işte mecnunluk o zaman ortaya çıkar

sokaklarda bir çok meczup görürsün bunların hepsi aşk mağdurudur

ama aşık olan da yok gibidir ha

öyle seviyorum ölüyorum demek değildir aşk

aşk kendinden vazgeçmektir zaten öyle olmasa aşkın ölümünü seyredemez insan

kendisi de ölür işte sana intiharların çoğunun sebebi

soruna biraz uzun cevap verdim ama

elhamdülillah bu aşk kadar da öğretici birşey yoktur bilesin

 

 

hope you don’t mind being in english

I've read your opinions about life

I may add now the word "KNOW"

Because you have to make a decision before any action.

But how many of us know the result while deciding

In fact any decision made without knowing the real knowledge "HAK" in arabic,

is only assumption "ZAN" in arabic.

But knowing the real happens step by step.

First, you have to know the "word" of the thing you will decide about which means "ilm-el yakin" in arabic.

Then, you have to see the picture of the word in your mind or someone doing or has done that means "ayn-el yakin" in arabic

At the end You have to know the result of the action you are about to decide which means "hakkal yakin" in arabic.

And this can only be known by having the knowledge coming from the Rasulullah Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem.

Selam upon you.

 

 

merhaba tatlı cadım

gel dedin davete icabet ettim

blog dedin herhalde budur dedim "son söz" demişsin ya eh o zaman kısacıktan şöyle söyleyeyim...

fuzuli ye derler "her şey söylenmedimi"

o da derki "iyi de cancağızım benimde söyleyeceğim var"

mevlana da der ki "dün dünde kaldı bu gün yeni bir şey söylemek lazım"

o halde birleştirelim ki söz bize ait olsun yoksa "tuti mucizeyi guyem" olur ama "ne desem laf değil olmaz"

zamansız algılayamasak da zamansızlığı bilebiliriz

dünyayı 6 günde yaratması ile arzı veya kainatı algılıyorsan böyle milyarlı bir çevrim yapma ihtiyacı duyarsın

şöyle bakarsan bilmeye adım atarsın

yaşantımız / rüyamız bir gün

kabrimiz bir gün

kıyametimiz bir gün

mahşerimiz bir gün

hesabımız bir gün

cennetimiz / cehennemimiz bir gün

etti altı

bunları ilimlenince

zamansızlığa giriş veeeee

"inna lillah ve inna ileyhi raciun"

 

 

merhaba

uğradım yoksun

başka zaman inşallah

kendine ve kızlarına iyi bak

sakıncası yoksa bildiğim bir şeyi de yazmak istiyorum paylaşmak adına

sakın yanlış anlamayasın paylaşayım arkadaşımla diye yazdım

 

2005 yılında öğrendiğim kısa bir dua var onu okuyorum kendime çocuklarıma etrafıma evime ...

dua şöyle;

 

ALLAHÜMME YÂ HAFIZ (3 defa)

ALLAHÜMME YÂ MANi (3 defa)

ALLAHÜMME YÂ DAFiUN (3 defa)

Ayet el Kürsi (1 defa)

 

Allahümme yâ hafız = "olanların ve gelenlerin şerrinden muhafaza için" (süreklilik için)

Allahümme yâ mani = "olanların ve gelenlerin şerrine mani"

Allahümme yâ dafiun = "olanların şerrini def etmek için"

 

Ayet el Kürsi = "bilmediklerimiz aklımıza gelmeyenlerden sığınmak için"

 

bu duayı ben her sabah veya evden her çıkışımda okumaya gayret ediyorum

 

 

teşrifatçı

eee hayat sandığın gibi değil ki sen iş para vb problem

sanıyordun

ama onlar kalkınca başka problemler oturdu onların yerine

seyretmeyi öğrenene kadar teşrifatçılığa devam

Sà ....teşrifat?

hani sinemada yer gösterirler ya

sende dertlere yer gösteriyorsun

ama hayat filmi oynuyor haberin yok

Sà ....kör cahilim

yaşantıyı seyretmezsen seyretmeyi öğrenemezsin ki

daha yaşantıyı seyretmeyi öğrendikten sonra sahneleri

yorumlamak var

yönetmeni anlamak var

kendi hayatın olduğunu farkedip başrolü kapmak var

Sà ....yol uzun arkadaşım

Sà ....yoldaş gerek

yah

bak yazılanlar türkçe ama anlam değişti değil mi

yani ilk okuduğunda da türkçeydi şimdi hatırlayınca da

türkçe

 

 

keyfe erişme

konu :

keyife erişme yolları

yer :

dünya

sahne :

bu gün

oyuncular :

sen ve sevdiklerin sevmediklerin neyin varsa hepsi

anlatan :

necmi göçer, mühendis

araçlar :

çok katlı apartman

(misalin başlangıcında kullanınız sonra ihtiyaç olmayacak)

kaynak :

rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem

tür :

hadis i şerif

söz :

"iki günü müsavi olan mü'min zarardadır"

sahneye sen gelirsin bu günden başka tüm düşünceni atarsın

ve bu gün bulunduğun yeri apartmanın giriş katı dersin

bu gün bulunduğun kattan dünyaya bakarsın

görebildiğini anlamaya çalışırsın

....

sonra hadis i şerifi bir daha okursun

ve ertesi günü apartmanın birinci katına çıkarsın

tekrar dünyaya baktığında görebildiğin alanın genişlediğini görürsün

üstelik zemin katında sana yakın olanların da (ister insan ister dert ister zevk)

bir miktar uzaklaşmış olduğunu görürsün

ancak şimdi bulunduğun kata ait de sana yakın insanlar dertler ve zevkler olduğunu göreceksin

....

sonra hadis i şerifi bir daha okursun

ve bir sonraki gün bir kat daha çıkarsın apartmanda

yine dünyaya baktığında bir önceki günden daha geniş bir alan gördüğünü

ancak daha az sayıda yakın insan olduğunu zevklerinde azaldığını

ancak yüksekliğinde bir çeşit baş dönmesi yaptığını farkedersin

 

işte burda o yukarı kata çıkarken kullandığın yola

(allahın ipine) sıkı sıkı sarılmazsan kibir gelir ve ayağın kayar

tepetaklak geldiğin yere çakılırsın

 

amma ve lakin katları yukarı tırmanışına devam edersen

dünyanın da küçüldüğünü değersizleştiğini

asıl olanın yolculuk olduğunu farketmeye başlarsın

 

işte bu apartman İLİM dir

 

hadi yolculuğun hayırlı olsun

 

vesselam

 

 

aman sakın arkadaşım

çocuklarımıza veya ana - babamıza istemeden de olsa öfkeyi / kızgınlığı kullanmayalım

bir hadis i kutsi de cenab ı hak buyuruyor ki

"benden (allahtan) başkasına kulluk mümkün olsaydı

ana - babanıza kulluk edin diye buyururdum"

yine bizim allahı bilemeyeceğimiz hadis i şerif ile sabittir ki;

rasulullah s.a.v. şöyle dua ediyor "yâ rabbi seni hakkıyla bilemedim"

o halde cenab ı hakkın kulluk emri zahiren anneye babaya yapılarak gösterilendir.

anne - babaya öfke nasıl cenab ı hakkın gazabını mucip ise

cocuğa öfke nazarı ile bakmak aynı cenab ı hakkın gazabı ile bakmak gibidir

aman kendimizi de cocuklarımızı da allahın gazabından muhafaza edelim

hem bilinsin ki "öfke şeytandandır" hadis i şerifi unutulmasa öfke olmaz

 

 

evet e dair

 

….

evet hadis i şerif okumalısın

evet okuduğunu ezberlemelisin

evet ancak hiç yorum yapmamalısın

….

 

Sà ....yani hiç düşünmemeliyim öyle mi 

....

Sà ....ezberlemeyi sevmem 

Sà ....sadece beynime kazırım o kadar

....

arkadaşım hadis i şerifi okurken düşünecek olursak iki seçenek çıkar kabul / red

eğer o andaki aklımızda o hadis i şerife ait kelime ve resmi yoksa anlayamayız

anlayamayınca büyük ihtimalle kabul edemeyiz hatta red bile edebiliriz (mantık)

işte bu bizim yolumuzun sonu olur kim ki allah ve rasulunden (s.a.v) gelen

herhangi bir şeyi red ederse tümünü red etmiştir

bu olmasın istiyorsak düşünmeden ezberleriz / hafızaya kaldırma da denir

senin dediğin gibi beynine kazımayıda sayalım

yani red etme ihtimalini kaldırmış oluruz

sonra yaşantımıza devam ederken karşılaştığımız olaylarda hadis i şerifleri görmeye başlarız

ve o zaman hadis i şerifi aynel yakin bilebiliriz

ve yine bilmeliyiz ki her hadis i şerif i kabul etmekle mükellefiz ama yerine getiremeyebiliriz

bu sebeple "kolayınıza geleni yapın" buyurulmuştur

ne zaman ki bir hadis i şerifi icra ederiz onu hakkal yakin bilebiliriz...

hoşçakal arkadaşım

 

 

her nefes

biz her nefes son nefesteyiz ışıl hanımcığım bir saat ne ki

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem; ömer'e (radiyallahu anh) sorar

"Yâ ömer ölümü nasıl bilirsin"

ömer r.a. "yâ rasulallah akşam yatağıma yatarım ve bilirim ki sabah uyanmayabilirim"

bunun üzerine rasulullah s.a.v. "çok uzun fikirlisin yâ ömer" diye buyurur

sonra ebubekir'e (r.a.) sorar

ömer'in (r.a.) cevabından uyanmış olmalı ki ebubekir r.a. der ki

"yâ rasulallah (s.a.v.) bir nefes alırım ve bilirim ki ikinci nefesi almayabilirim"

 

 

Merhaba__

söylediklerine söyleyeceklerim elbette var

ve üstelik güzel şeyler de söyleyeceğim

ama şu an değil az biraz sabır diyorum:)

bu arada blog açman iyi oldu derim

kendi kendine yoğrulmanın ilk adımı

sonra da kıvama gelince insan

onu binbir şekle sokup yola koyarlar

pişince de lezzet dağıtır tadanlara

tadamayanlara kokusu yeter bazen

kokusunu alamayanlardan olmayalım da

sonra kısmet diyelim

o s.a.v. bize biz o s.a.v e kısmetiz

 

Sà ....daha önce de konuşcam diyip kaybolmuştun..

Sà ....umarım bu da ona benzemez..

Sà ....ne söyleyeceğini merak ediyorum

 

tekrar merhaba arkadaşım

yazacaklarıma başlamadan önce

arkadaşlığına teşekkürümün kesintisiz devam ettiğini bilmeni isterim.

aslında konuşmamın sonunu biliyorum ve bu sona getiren birden fazla yol olduğu için

bu yolları mümkün olduğu kadar birbirine karıştırmadan ifade etmeye ve paylaşmaya çalışayım

sonundan başlarsam daha kolay olacak gibi görünüyor:)

yolun sonu "inna lillah ve inna ileyhi raciun"

bir evveli 'celal' ve 'cemal' de kemal

bir evveli cennetden geçiş veya cennette sükun

bir evveli cehennemden geçiş veya celal de sükun

bir evveli mizan da utanma veya 'lâ ilahe illallah' da afüv

bir evveli arş dan gölgelenme veya mahşerde şuursuzluk

bir evveli kabirde hapis veya uykudan uyanma

bir evveli nefsin bakiyesi 'hiç' veya 'muti ente kable muti'

bir evveli salihayn da muhabbet veya dünyaya saplanış

bir evveli kast veya heva

bir evveli rüşt veya cehil

bizler cenab ı hakkın 'sen' dediğiyiz

senliğimize eriştiğimiz miktar mirat ı mücella (cilalı ayna) lığımız var

ne ki latif ismi şerifinden teklif edildi ayna yı parlatan kabullerdir

her kabul bizim sahip olduğumuzu zannettiklerimizden birisinin bizden alınarak temizlenmemiz

temizlik ise namazla gelen

şükrünü eda edene namaz verilen

şükür ise yine namaz ile mümkün

buyuruluyor ki cenab ı hak  tayyib (temiz) dir illa tayyibi kabul eder

o halde namazla gelen temizlik bizi cenab ı hakka ayna kılmaya nihayetler

ve de nihayeti allah olan miraca uruc edendir

o halde "namaz mü'minin miracıdır" hadisi şerifi böylelikle vaki olandır

tüm bunlar ise "yol" denilen yani cenab ı hakkın sırat ı müstakim buyurduğudur

yukarıda insanların birbirlerine yaptıkları olarak anlattığın ise bu yol dan çıkarıcılardır vesselam

 

Sà ....kısaca bu söyledilerine aşk desek olmuyor mu

 

aşk da körlük var

yol ise körlük kabul etmeyen

bütün bunlar fuad denilenin redsizliğine erişiş

 

 

…."Aşk acısı çekenler de, katiller de ölür sonunda. Ama ne aşktan ne de ölümden kaçılır" diye yazmışsın.

 

ah ölmeden evvel ölmeli ki

katile katli müjdelendi

sen ne kendinin katili ol ne başkasının

yaşamayı seç ki şehide verildi dirilik

alim ise şehitten bir derece ileride

ve alim rasulden iki derece geride

sen gel durma yolculuk yap

duranadır derece

 

 

“sen” denilene cevaplar

Sà ....ben bana dönebilemem..

Sà ....dönersem erebilerem..

Sà ....ve ermek her babayiğidin harcı değil..

Sà ....bikerem ben, bana aitim demiyorum..

Sà ....ben aşkımın sahibine aitim..

Sà ....burdan da ne çıkar önce yaradana

Sà ....sonra da dünyamı bir dokunuşyla cennete ya da cehenneme çevirebilene aitim..

Sà ....ben beni tanıyan olsydım

Sà ....şu anda eminim kader yolumdaki farklı bir seçenekte ilerlliyor olurdum..

Sà ....ışıksız kalmazdım..

Sà ....ama rabbim neylerse en güzelini eyler ya..

Sà ....ben en parlak ışığımı karanlığımın en yoğun gecesinde buldum..

Sà ....şöyle bir gerçek var, ayna olsam kendimi görürüm, çünkü kendime o kadar açığım..

Sà ....yani çok fazla kullandığım bir savunması mekanizması yok..

Sà ....biçok pedogojik kitabın söylediği gibi kadere inanmak bir savunma mekanizması ise..

Sà ....sadece onu kullanıyorum..

Sà ....ben beden değilim..

Sà ....ancak bedenimle anlam kazanan bir varlığım ama ne olduğumu ben de bilmiyorum..

 

Sà ....şimdi ben sana soruyorum,

Sà ....ben bu sorulada var mıyım..

Sà ....cevaplarken sadece kendim miyim..

 

önce soruna cevap verelim....

sen neye ben diyensin

ben dediğin sendeki sen denilen oluncaya dek

sen bu soruları hem soransın hem cevaplayansın

ancak ne zaman ki sen denilene eriştin

ve erişen de aradan çıktı sadece sen denilen kaldı

o zaman soru kalktı ama sen denilen cevap oldu

....

gelelim "sen" den murat nedir

bizler cenab ı hakkın "sen" hitabının mazharıyız (zuhur yeriyiz - görüntü mahalliyiz)

cenab ı hak ruhumdan üflediğimde secde edin denileniz

ancak işin gereği bizler ana karnından itibaren kendimize şey denilenleri ilave eden yapıştıranız

ve her yapıştırdığımız "sen" denileni örten kapatan görünmez yapan

ne zaman ki yapıştırdıklarımızdan birisi koparılırsa acı duyanız

bu acı bizi ayıktıran ve acının sebebini araştırıcılığa sokan

acıyı taşıyıcı bizlerdeki his denilenler aslı cin olan

insanda 9 cin 5 i hislerde biz tümüne "can" diyeniz

biz araştırıcılıkta kaldıkça ayırd etmeyi ilimleneniz

ilk ayırd ediş bizde "can" acıtıcıların devamlılığı

o zaman kendinden söyleyenlerin yanıldığını ilimleniş

araştırıcılık ta "referans - örnek alınan - idol - izindeyiz" denilenlerin azalması

ikinci ayırd ediş islâm ismini fark ediş

islâmı kabul ile ilim kapısına yöneliş

rasulü s.a.v. kabul ediş ile ilim kapısına iltica

beyit

>Dak edenler bab ı hakkı "ben" deyu

>Reddedildi sen değilsin ben deyu

meali cenab ı hakkın kapısını çalan kim o diye sorulduğunda "ben" derse, cenab ı hak o kapıyı çalanı "sen yoksun ben varım" diye reddeder

 

 

sihir - büyü

Sà ....ben sana bişey sorcam ama şiirsel olmayan düz bi tarzda

Sà ....cevap verirsen sevinirim,

Sà ....büyü ve sihir var mıdır?

 

kur'an rasulullah 'dan s.a.v. rivayet

"hadis" ler de öyle

yani islam ondan s.a.v. rivayet

onu s.a.v. kabul etmekle bu ilme giriş

onun s.a.v. rivayet ettiği kur'an ı kerim de ise

"büyü" ve "sihir" den haber veriliyor

olmayandan haber olmayacağına göre

soruna cevap verilmiş zaten

kabul etmeyen için ise bu ilim yok

yani araba kullanabileceğine inanmayan kişinin şöför olamayacağı gibi

insan inandığı için araba kullanmaz bildiği için kullanır

ama kabul etmediğini de bilmeye çalışmaz

 

 

sirke

"sirke ne güzel taamdır"

"bal şifadır"

"sirke balı ifsad eder"

yani iki iyi şey toplanınca herzaman daha iyi birşey çıkmaz!

aklı fesada uğradıktan sonra tamiri olmaz

yoksa fesadlık bizim nemize gerek

.....

Sà ....akıl, fesada çevrenin etkileşimiyle uğrar

Sà ....ve sen nassı olsa bu akılda hayır gelmez diye fesadı beslersen tabi ki tamir olmaz..

Sà ....ancak fesadı ezersen zekice..

Sà ....akıl da buna boyun eğer..

Sà ....bence

....

zeka aklın motorudur

yani akılda ne varsa zeka onu işler

....

Sà ....valla ben öyle çok bilgili değilim bu konuda ama

Sà ....piagetin tanımına göre zeka, aklın çevreyle etkileşiminin ürünüdür..

Sà ....küçük bir çocuk ne kadar dahi olursa olsun ancak çevresinin

Sà ....kendine izin vediği ölçüde bunu sergileyebilecektir..

Sà ....ve çevrenin kendisine aşıladıkları ile harmanlayarak..

Sà ....ve büyüdükçe kendi değer yargıları oluşcak

Sà ....ve yeni çevresinin verdiklerine göre ahlak yapısı yeni bir şekil alcak..

Sà ....dengesizlikler yaşıcak ve en sonunda kendine en mantıklı olana yönelerek dengeyi sağlicak..

Sà ....yani bu çerçevede akla doğruyu verebilmek önemlidir..

Sà ....ve ebnette(elbette ng) çok zordur fesadı yok etmek.. ama imkansız değildir..

Sà ....hem ne demişler, ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin..

Sà ....fakat git git nereye kadar, sen yanmazsa, ben yanmazsam

Sà ....nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa misali..

Sà ....ben çok uç ve galiba biraz da ütopik mi düşünüyorum yoksa

....

yok sen aklı karışmış birisin

çok kaynaktan aynı havuza (akıl kelimelerin havuzudur) doldurulursa

"ortaya karışık" kebap misali bir durum olur

bu ise referansı "tek" e inmeyen insan demektir

nacizane allahın yardımı ile referansımı "tek" e yani rasulullah sallallahu aleyhi vesellem' e indirme gayretiyle yaşıyorum

benim bulabildiğim en emin (muhammed ül emin s.a.v.) yol bu

....

Sà ....zeka nedir?

....

zeka bir araçtır

aklı çalıştırır

akıl ise boş küp gibidir

genlerden gelenlerle olanı "0" km dir

yani her çocuk islam fıtratı ile doğar

"ve nefahtü min ruhi" olunca da o boş akıla rasulullah s.a.v tanıtılır

ve kabul oluşursa onun s.a.v hadis i şerifleri (ve tabii ki kur'an ı kerim i de cenab ı hak o s.a.v. e vahyetmiş ve o s.a.v de nutketmiştir) ile karşılaşma olur

böylelikle her bir hadisi şerifden kelimeler akıl küpüne ilave edilmeye başlanır (hatırlarsan ezberle ama düşünme demiştim) ne zaman ki cümle kuracak kadar kelime olur artık hadisi şerif aklı oluşmuş olur

zeka ise akıldakilere bakarak hayrı ve şerri ayırandır

ve dahi hayrı tercihiyle sırat i mustakime girendir

ancak kişi akla hadis i şeriflere muhalifleri de koyarsa bu sefer o bilgi dünyevi olup sirkenin balı ifsad ettiği gibi aklı ifsad eder vesselam

....

Sà ....seni şimdi anladım ama biraz karışık ya..

Sà ....ben ezberi hiç sevmem ve anlam yükleyemediğim bir şeyi aklımda tutamam..

Sà ....kaldı ki ezberlediklerim beni yanlış yönlendirebilir..

Sà ....islam diyorsun, çocukların islami eğitimi diyorsun, islam terbiyesi diyorsun..

Sà ....benim mantığım da diyor ki inancını eline almış bir kimse

Sà ....soyu hangi dine dayanmış olursa olsun zaten islam bilinciyle yaşayacaktır..

Sà ....kitapta davranış olarak düşünerek de ulaşabilecekleimizden farklı bir şey yok ki..

Sà ....türkler islam inancıyla yaşamış nerdeyse daha ortada din yokken..

Sà ....allaha inanmışlar daha ortada bir allah olgusu yokken.. islamiyetin geldiği yere dikkat et..

Sà ....ben seni anladım.. teşekkür ederim.. seni tanımak güzel arkadaşım

....

ah ah

anlatamamak

yok be arkadaşım ben ne çocuktan bahsediyorum ne ırk ne din

lâ ilahe illallah a erişirsin inşallah

....

Sà ....her şey tek bi şeyle belirlidir.. ve o tek bir şey de evrenin ruhudur, ilahi güçtür, allahtır..

Sà ....ben sadece bunu biliyorum..

....

eyvallah deyip bu tartışmaya gidişe dur demeli

 

 

gelen geçer

Sà ....slm

Sà ....gittim tekrar geldim

hoşgeldin

Sà ....arada bir kalkıyorum kızma bakmak icin

Sà ....nasılsın

Sà ....sen de hoşgeldin

niçin kızmamı istemediğini anlamadım

Sà ....hayır, kızıma bakmak icin

Sà ....böyle yazmıştım bir harf eksik olmuş

Sà ....KIZIMA

Sà ....MY DAUGHTER

eyvallah "ı" harfi demek bu kadar önemli bir harfmiş

Sà ....YES

Sà ....you see now?

Sà ....:)

Sà ....nasılsın

bazen bir cümle kurarız ve karşımızdakinden anlamasını bekleriz

bak "ı" harfi olmayınca anlam ne hale geliyor

Sà ....evet aynen öyle

eyvallah elhamdülillah iyiyim

Sà ....belki harf misali neler unutuyoruz yaşamda

umarım sen de iyisindir

Sà ....sağol ben de iyiyim

Sà ....gerçekten iyiyim

Sà ....ilk konuştuğumuz zamanlarda kötü bir dönem yaşıyordum

Sà ....hatırlarsın

Sà ....şimdi kendime geldim

güzel iyi olmak için iyi olduğunu farketmeli insan

Sà ....evet

Sà ....bir dönemdi geçti

Sà ....hatta ağlamıştım bilirsin

eyvallah netlog da profil detayı yazarken şöyle bir soru vardı

Sà ....çok zayıf bir haldeydim

"başınıza gelen en iyi şey" diye

Sà ....dinliyorum

ben de "gelen geçer" demiştim

sende farkettin demek :)

Sà ....neyi?

Sà ....gelenin geçtiğini mi?:)

"ö" fazladan oldu :D

Sà ....olsun ben anladım:)

iyi de olsa geçer

Sà ....evet iyi de olsa geçer

Sà ....ne güzel söyledin

"iyi" dikkat edilmezse aslında kötüdür

çünkü hareketsizleştirir kanıksatır yani

Sà ....hmm

Sà ....evet

ve geçtiği zaman da insanı çaresiz bırakır

Sà ....evet öyle

Sà ....oksijene alışmak gibi

oysa başımıza kötü dediğimiz geldiğinde kurtulmak için aklımız dahil her şeyimizi tam kapasite kullanmaya çalışırız

Sà ...."iyi" sandığımızdan ise kurtulmaya çalışmadığımız icin daha tehlkelidir değil mi

o halde sonucuna göre iyi kötü kötü de iyi olabiliyorsa

karar vericiliğe erişmiş birisi bu sonucu görüp ne iyi ne kötü kaygısına düşmez

Sà ....evet

Sà ....karar vericiliğe ulaşmak, sorun bu sanırım

karar vermemek mümkün değil

Sà ....değil

aynı suyun akışı gibi

o halde karar verme zorunluluğundaki insan suda sürüklenen saman çöpü gibidir hayatın akışında

bu sürüklenme ancak ilimden gelen irade ile yönlenebilir

Sà ....saman çöpü gibi...yani bir bakıma çaresizlik

Sà ....iradeden gelen karar acı verici olabiliyor

Sà ....bazen öyle

evet çare akıştan kurtulmak değil aynen rafting yapanlar gibi nehrin doğal olduğunu batmak da mümkün olduğunu bilip su üstünde kalmanın yeterli olduğunu görmektir

sonuçta nehrin sonu denize veya göle yani sükunete erecek

Sà ....ben çıkmalıyım simdi

eyvallah

Sà ....çocuklara bakmam gerek

burdayım

Sà ....ama uyumazsam sana çağrı atarım ararsın

Sà ....tamam

Sà ....bye

olur

 

 

izabel

Sà ....hi my friend no problem. It's happen.

Sà ....I'm study about Islam a lot know a days.

Sà ....Don't worry about another times ok.

Sà ....See you soon. sana çok tesekküler.

.....

hi

by the way i can also help you study islam

i have studied for 3 years when i was 10

then i restarted

my journey through islam continues for the last 20 years

i know arabic a little

but as you know our country is found on the remains of ottoman empire

and ottoman empire's alphabet was arabic

many words are the same in arabic and turkish

why i am telling you is the main thing is islam

the rest are only details

if you have any question i may help you get answers

because we are friends

as you ever have read about "Hegira" of The Prophet Muhammad (sallallahu aleyhi vesellem)

Muhammad chose ebu bekr his close friend for "hegira"

so you'd better chose a friend for the journey through islam

salamu alayh-kum

.....

.....

Sà ....waleikum salam

Sà ....you're my best friend know a days. you help me

Sà ....a lot.

Sà ....my Imam is very hard with me. Hi wants that

Sà ....i learn arabic language so quickly.

Sà ....I try and study very hard too, but some sounds

Sà ....in arabic you don't have in portuguese,

Sà ....my native language. However, i'm gonna speak

Sà ....a little arabic and turkish too. i hope so.

Sà ....And knows that turkish will help me in arabic

Sà ....is a great notice.

Sà ....Islam is very complex, but with i have some

Sà ....question and doubts i ask you. You're

Sà ....a great person and muslim. And i'll became one.

Sà ....See you soon my best friend

.....

.....

Sà ....sorry right sentence: you're my best friend

Sà ....now a days.

Sà ....Islam is very complex, but when i have some

Sà ....questions and doubts i gonna ask you.

Sà ....sorry, ok???

.....

.....

izabel

if you have doubts there is a problem

because in beliefs always there is doubt

when you get a certain knowledge

all doubts leave you alone

every religious are built on beliefs but islam

islam is pure knowledge

because when you know something you

do not say you believe it but you say you know it

in islam allah can not be known as an individual

because nothing is sample or similar

or opposite of allah

and none of minds can cover allah

if a mind can not cover allah

howcome this mind can know allah

besides every other thing or existence

or material or action can be known

because whatever is possible to be

thought it can be known also

before you begin asking to me i started

some principles first

 

 

hıristiyan

hıristiyan anlayışı işte böyle yarımdır

hakikati bilmediklerinden değil rasulullah sallallahu aleyhi vesellemi kabul etmediklerinden çözüm bulamazlar

ve var olanı yok sayarak kurtulmaya çalışırlar bunun adına da din derler

oysa hem kötülük dedikleri şer hem iyilik dedikleri hayr cenab ı haktandır

aksi olsaydı yunan mitolojisi doğru olurdu bir çok tanrılar olur ve birbiri ile çatışırdı

HAKİKAT ise cenab ı hak "hayr" ı ve "şer" ri aynı işte beraber veren ve sana düşen ilimlenip o işin içinde hem hayrı hem şerri görücülüğe erişmen ve dahası hayrı tercih edersen nereye erişeceğini, şerri tercih edersen kendi nihayetini görebilmendir

işte bu tercihtir seni bir yerden bir yere taşıyan

ilimsiz ise gâh bir parça hayr gâh bir parça şer ile yaşayıp bulamaç haline gelen ve nereye gideceğini göremeyendir vesselam

 

 

merhaba (farsçadır haaa)

az kalmış be 28 e doğru başlayacaksın

sonra bir ömür sürecek ama bunu ne zaman anlayacaksın bilmem

çünkü çok başlayan gördüm sanki hemen hayatları değişecek diye bekliyordu

değişimi gören göz olmazsa ne değişir ki işte bu ilk elde edilecek şey

ne aradığını değil ne istediğini bilmek dersen zor be kuzum bilmeden istemek yok ki

demek ikincisi bilmek eh gerisi de bilmek zaten

hadi kal sağlıcakla sohbet istersen lâ mekan yani sanal da burdayız bekleriz

 

 

sabır

bu arada akşam noldu

Sà ....abı aksam ısıgı goren geldı

Sà ....o coocgun pc formatladım

Sà ....dıyerı windovs 7 yukle dedı

Sà ....senı zor buluyoruz felandan gırdı

Sà ....dıyerı wısta ıstedı gecem oyle gıttı anlıcagın

abi her talep edene bir bedel koyacan ki istediğinin kıymetini bilsin

Sà ....merak etme abı ben onları kıramıyorsam onlarda benı kıramıcak durumdalar

eyvallah bozuk harddiski unutma da

Sà ....?

Sà ....ne

yav herifin harddiskini tamir ettirdin de hemen zırlamadımı ver veeer veeeer diye

Sà ....o konuda eyvallah

Sà ....ama yınede ıyılak yap denıze at felsefesındeyım ben

Sà ....:D

talep etmeyene bişey yok

ama talep eden de bedelini öderse kıymetini bilir yoksa bedel dediğim para değil

bedel ona fayda etmeli sana değil

yoksa seninki iyilik olmaz ücret olur

Sà ....pekıı

mesela ben çalışırken bir şeyi öğrenmek isteyene çayı söyle geliyorum derdim

veya iş dışında bir yardım isteyene akşam çorbayı hazırla yemekten sonra bakalım derdim

çünkü hevesle istiyorsa vaz geçer böylece hevesine uymamış olur

yani ona fayda vermiş olursun

yok gerçekten ihtiyacı varsa bedelini ödediğini düşünür sana boynu bükük kalmaz

yine onurunu yükseltmiş olursun yani fayda vermiş olursun

ne yaparsan fayda verebiliyorsan işte sen mü'min vasıflarından birini taşıyorsun demektir

ordamısın

Sà ....burdayım abı

Sà ....Acıl

Sà ....bır ıhtıyac vardı

Sà ....:D

okuduysan mesele yok

sana yazıyoruz

talep etmedin demekki boşa yazmış olduk

Sà ....yo ogrendıgım

Sà ....ıyı oldu yınede

Sà ....ve uygulıcamda

inşallah

talep illa söylemekle olmaz davranışını bir temele dayandıramamak ta taleptir

yani sana yazıyoruz dikkat et dedik :)

burda ölçü çok önemli

yani senin için bedel olmamalı karşı tarafın hevesini kıracak kadar da yüksek olmalı

cuma gününü hatırla

Sà ....mesela aksam ıcın olcu neydıı

çerez istedik ya birisini çerez almaya gönderecektin

parasını verirdik ancak o da sana hizmet etmesi gerektiğini anlayacaktı

Sà ....ya onun cereze gıtmesı bızım ısımızı gormezdıkı

Sà ....hatırla abı

hem de sen hizmete girmiş olacaktın bizim talebimizi yaparak

kardeş sensiz de çerez alıyoruz maksat çerez olsaydı gider alırdım

maksat farkındalığa erişmek

söylenenin çok boyutlu olduğunu görebilmek

Sà ....pekıı

hizmet edene dir fayda hizmet edilen kendine pay çıkarırsa o işteki şerri jup diye alır

hatırla her iş de hayır ve şer beraberdir

Sà ....hatırlıyorumm

iş o işteki hayrı görüp alabilmek şerden de uzak kalabilmek

ama şerrri de tanımak yoksa ayıramaz insan

Sà ....yanı

yani hizmet yapılan işi yapanın çıkarsız yapması yapılanın da bundan menfaatlenmemesi sadece hareketin ortaya çıkması ve hayır ve şerrin ilimlenilmesi

bütün hikaye her işde böyle olmasına çalışmak,

Sà ....eyvallah

 

 

merhaba

ne işim var sende diye düşündüm ama bulamadım

evet güzel bir duruş ama ziyaret etmiştim önceden

kimbilir belki de o kişilik belkide o yaşından taşanlar

görünen o ki bu duruşun seni taşıyabilir gideceğin yere

bozma duruşunu futbol ilgine demiyorum sabret hayata

o kadar da anlayayım müsaade et hayat var bende de

 

 

eyvallah

arkadaşım sen kendine olan yolculuğuna geç kalmayasın

her geç kalış seni o yolculuğun kaçınılmazlığına götürür

öyle bir yol ki yol almadan bilinmez yol alınca erilmez

git git bitmez ama yolsuz da hayat hiç çekilmez

senden sana giden yolda yolun olsun yolun açık olsun

 

 

oku sanma ki siyasidir

yaşayan sensin başkası ne bilir

eyvallah

vicdan iyi de ya gerçekler

herşey film gibi oldu hayatımızda

kozalarımıza çekildik dünyayı dörtköşe ekranlarımızdan seyrediyoruz

dörtköşe olamadığımız durumlarda da vicdanım sızlıyor diyoruz

ah bu işler bu kadar kolaylaştı ha

kapıya gelinceye kadar savaş karşıtı oluyoruz da

ya savaş kapıya geliyorsa ve hatta gelmişse

kozalarımız bizi kurtarırmı sizce

depremde kaç kişi yaşadı bilmem ama depremde kaç kişi düşündü

17 ağustos 03 deki depremi de 12 kasım 19 daki depremi de yaşadım

iş o dakikaya gelince düşünmek bile çok fayda etmeyebilir

harekete geçelim ey arkadaşlar harekete

bizi bize rağmen kimse yıkamaz

ama bizi bizle bize yıktırıyorlar uyanalım

nasıl mı

3 kuruşa veya bir koltuğa kendini satanlar

aslında sizi bizi satmış oluyorlar

onlar satın alanların dilediğini yapıyorlar

siz ve biz de seyrediyoruz

sonra diyorlar ki

demokrasi var beğenmezseniz değiştirirsiniz

ya kimi seçeriz

onların seç dediklerini değilmi

ne güzel demokrasi be...

bu yazıyı buraya kadar okumaya tahammülümüz yok değilmi

ne şikayet edelim ki o zaman

savaşmayan ölür

savaşan da

ama aynı ölüm mü sizce...(from brave heart)

kendinizi kozalarınızda mutlu kılın...

 

 

manuple

gel sen manuple edilmemeyi öğren

manipulasyon kelimesini öğrenmeyene ne desem boş

bilene ise ne söyliyeyim ki

zaten ya yapan

ya kendisi manuple olup kurtulmaya çalışan

veya manuple edilemeyen

 

 

merhaba

arkadaşın olmak sebepsiz çıkarsız

talebim bu kabul ederseniz

kabul etmezseniz yapacak birşeyim yok

ancak ben yine de evet demenizi beklerim

 

 

telif hakkı

burada okuduklarınız necmi göçer tarafından hazırlanmış olup elinizdeki kitap sadece sizin kullanımınıza sunulmuştur 3. şahıslarla paylaşmamanız ancak talep edene de necmi göçer e ulaşacak bilgi vermeniz de hayrınıza olabilir
burada sunulanları kabul edip etmemek sadece şahsınızla ilgili olup lütfen yorum için geri dönüş yapmayınız
ayrıca bu eseri herhangi bir suretle çoğaltmayınız ve ticaret metaı da yapmayınız
inşaallah faydalanırsınız vesselam...

 

                                   http://www.ngocervsulker.com/